Nurten Yontar: "Ne kadını koruyabiliyorlar ne de aileyi"
Nurten Yontar: "Ne kadını koruyabiliyorlar ne de aileyi"
CHP Tekirdağ Milletvekili ve TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Üyesi Nurten Yontar, Süleymanpaşa’da yaşanan aile cinayeti ile ilgili üzüntüsünü dile getirdi.
Haber Giriş Tarihi: 10.05.2024 11:41
Haber Güncellenme Tarihi: 10.05.2024 11:41
Kaynak:
IGF
ANKARA (İGFA) - Yaşanan elim olayla ilgili açıklama yapan Yontar: “İstanbul Sözleşmesi 2011 yılında İstanbul’da imzaya açılmasının ardından Türkiye sözleşmeyi imzalayıp onaylayan ilk ülke oldu. AKP hükümeti tarafından kadına yönelik şiddetle mücadele kararlılığının göstergesi ve bir uluslararası prestij aracı olarak sık sık kullanıldı. 2012 yılında yürürlüğe giren 6284 sayılı Kanun, İstanbul Sözleşmesi referans alınarak hazırlandı. 6284 sayılı Kanun, tam adıyla Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi dair Kanun, şiddete uğrayan ve uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirleri düzenliyordu. Tamamen aileyi korumayı hedefleyen bu kanun tüm eksikliklerine rağmen şiddete maruz kalan kadınların şiddetten uzaklaşabilmek için ihtiyaç duydukları destek ve mekanizmaları düzenlediği için kadınlar için hayati önem taşıyordu.” dedi.
Yontar sözlerini şöyle sürdürdü: “Erkek şiddetinin adını koyarak ve kadınların özel alanda maruz kaldıkları şiddeti kamusal alana taşıyarak başlayan bu mücadele, bugün kullandığımız kavramları ve sahip olduğumuz farkındalığı yarattığı kadar erkek şiddeti ile mücadele için gerekli dönüşümlere ve mekanizmalara da zemin hazırladı. İstanbul Sözleşmesi kadına yönelik erkek şiddetini önlemek konusunda en kapsayıcı tanıma sahip olmasının yanı sıra bağlayıcılığı olan ilk sözleşme olma önemi de taşıyordu. Hukuksal alanda bunca kazanım varken bunların görmezden gelinmesi ve bir gecede sudan sebeplerle İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması yaşanan olayların sebebidir.” dedi.
Vekil Yontar: “Yüzlerce kadın cinayeti yaşanıyor ancak buna rağmen İstanbul Sözleşmesi’ne dönmeme konusunda ısrar ediyorlar. Aileler yok oluyor; kadınlarımızı, yavrularımızı kaybediyoruz. Bu konuda hiçbir adım atmıyorlar. Ne kadını koruyabiliyorlar ne de aileyi!” diyerek sözlerini noktaladı.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Nurten Yontar: "Ne kadını koruyabiliyorlar ne de aileyi"
CHP Tekirdağ Milletvekili ve TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Üyesi Nurten Yontar, Süleymanpaşa’da yaşanan aile cinayeti ile ilgili üzüntüsünü dile getirdi.
ANKARA (İGFA) - Yaşanan elim olayla ilgili açıklama yapan Yontar: “İstanbul Sözleşmesi 2011 yılında İstanbul’da imzaya açılmasının ardından Türkiye sözleşmeyi imzalayıp onaylayan ilk ülke oldu. AKP hükümeti tarafından kadına yönelik şiddetle mücadele kararlılığının göstergesi ve bir uluslararası prestij aracı olarak sık sık kullanıldı. 2012 yılında yürürlüğe giren 6284 sayılı Kanun, İstanbul Sözleşmesi referans alınarak hazırlandı. 6284 sayılı Kanun, tam adıyla Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi dair Kanun, şiddete uğrayan ve uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirleri düzenliyordu. Tamamen aileyi korumayı hedefleyen bu kanun tüm eksikliklerine rağmen şiddete maruz kalan kadınların şiddetten uzaklaşabilmek için ihtiyaç duydukları destek ve mekanizmaları düzenlediği için kadınlar için hayati önem taşıyordu.” dedi.
Yontar sözlerini şöyle sürdürdü: “Erkek şiddetinin adını koyarak ve kadınların özel alanda maruz kaldıkları şiddeti kamusal alana taşıyarak başlayan bu mücadele, bugün kullandığımız kavramları ve sahip olduğumuz farkındalığı yarattığı kadar erkek şiddeti ile mücadele için gerekli dönüşümlere ve mekanizmalara da zemin hazırladı. İstanbul Sözleşmesi kadına yönelik erkek şiddetini önlemek konusunda en kapsayıcı tanıma sahip olmasının yanı sıra bağlayıcılığı olan ilk sözleşme olma önemi de taşıyordu. Hukuksal alanda bunca kazanım varken bunların görmezden gelinmesi ve bir gecede sudan sebeplerle İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması yaşanan olayların sebebidir.” dedi.
Vekil Yontar: “Yüzlerce kadın cinayeti yaşanıyor ancak buna rağmen İstanbul Sözleşmesi’ne dönmeme konusunda ısrar ediyorlar. Aileler yok oluyor; kadınlarımızı, yavrularımızı kaybediyoruz. Bu konuda hiçbir adım atmıyorlar. Ne kadını koruyabiliyorlar ne de aileyi!” diyerek sözlerini noktaladı.
Kaynak: IGF
En Çok Okunan Haberler
18 GÖLETLE 3 MİLYON METREKÜPLÜK GÜVENCE
Yalova İl Özel İdaresi, tamamladığı 18 göletle 2 milyon 903 bin m³ su kapasitesine ulaştı. Yeni yatırımlarla bu rakamın 3 milyon 83 bin m³'e çıkarılması hedeflenirken, doluluk oranları ortalama %90 seviyesine yükseldi.
HAFIZASI SİLİNEN ŞEHİR
Yalova'da cadde ve park isimlerinin liyakatten uzak ve dönemsel tercihlerle değiştirilmesi eleştiriliyor. Özellikle Yaşar Okuyan'ın isminin kaldırılması üzerinden şehrin hafızasının ve vefasının yok olduğu vurgulanıyor.
Bir tetikçimiz eksikti
Türkiye genelinde 54 ilde düzenlenen “Tetikçi” operasyonunda, dijital platformlar üzerinden tetikçi temini ve illegal faaliyetler yürüten 258 şüpheli gözaltına alındı. Yalova Emniyeti'nin de destek verdiği operasyonlarda geniş çaplı aramalar yapıldı.
YALOVA KOM’DAN “TETİKÇİ” OPERASYONU
Yalova'nın da aralarında olduğu 54 ilde düzenlenen 'Tetikçi' operasyonunda, dijital platformlar üzerinden tetikçilik ilanı veren ve suç örgütü faaliyetleri yürüten 258 şüpheli gözaltına alındı.
28 YILDIR BİTMEYEN YOL!
1998'de ihalesi yapılan 45 km'lik Yalova-Armutlu yolu, 28 yıldır tamamlanamadı. 4 cumhurbaşkanı, 6 başbakan ve 9 ulaştırma bakanının görev yaptığı süreçte maliyetler milyarlara ulaşırken, proje halen bitmeyi bekliyor.
Tehlike bakın ne kadar uzakta
16 Haziran 2026'da Balıkesir açıklarında meydana gelen 3.7 büyüklüğündeki deprem sonrası Prof. Dr. Osman Bektaş, KAF'ın Güney Kolu'nda 1935'ten beri süren gerilim birikiminin arttığına ve bu durumun özellikle Yalova kıyılarını ilgilendirdiğine dikkat çekti.