Yalova'da cadde ve park isimlerinin liyakatten uzak ve dönemsel tercihlerle değiştirilmesi eleştiriliyor. Özellikle Yaşar Okuyan'ın isminin kaldırılması üzerinden şehrin hafızasının ve vefasının yok olduğu vurgulanıyor.
Haber Giriş Tarihi: 19.06.2026 22:26
Haber Güncellenme Tarihi: 19.06.2026 22:28
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.bolge.com.tr
Bir şehrin kimliği vardır.
Bir şehrin hafızası vardır.
Bir şehrin vefası vardır.
Ve bir şehrin cadde, sokak, park ve meydanlarına verilen isimler, aslında o şehrin geçmişe nasıl baktığını, kendi evlatlarına ne kadar sahip çıktığını gösterir.
Ne yazık ki Yalova'da uzun yıllardır isimler üzerinden garip bir anlayış hüküm sürüyor.
Önüne gelenin adı bir caddeye, bir sokağa, bir parka veriliyor.
Kimdir, Yalova'ya ne katkı sağlamıştır, bu şehirle ne bağı vardır, geride ne bırakmıştır; bunlar çoğu zaman sorgulanmıyor.
Üstelik dünyanın hiçbir yerinde görülmeyecek bir başka hastalık da bizde var:
Bir dönem verilen isimler, başka bir dönem rahatsızlık konusu oluyor, sonra da siliniyor.
Sanki şehirlerin hafızası, iktidarlara veya dönemlere göre değiştirilecek bir bilgisayar dosyasıymış gibi...
Rahmetli Yaşar Okuyan…
Yalova milletvekili oldu.
Bakanlık yaptı.
17 Ağustos depreminden sonra yerle bir olmuş Yalova'nın yeniden ayağa kalkması için insanüstü bir mücadele verdi.
Ankara'nın kapılarını zorladı.
Yatırımların önünü açtı.
Yapımında büyük emeği bulunan Devlet Hastanesi'ne adı verildi.
Birileri rahatsız oldu.
İsmi kaldırıldı.
Daha sonra bir ana caddeye Yaşar Okuyan adı verildi.
Bu kez de birileri yine rahatsız oldu.
Bir çırpıda o isim de silindi.
Üstelik aynı caddeye Şehit Ömer Faydalı'nın adı verilerek, Yaşar Okuyan isminin bir daha dönmesinin önü tamamen kapatıldı.
Şehitlerimiz başımızın tacıdır.
Ancak şehit isimleri, bir başka ismi ortadan kaldırmanın gerekçesi haline getirildiğinde, bu durum ne şehidimize ne de Yalova'nın hafızasına hizmet eder.
Asıl mesele şudur:
Yalova kendi insanlarına neden bu kadar cimri davranırken, bu şehirle uzak yakın alakası olmayan isimler konusunda neden bu kadar cömert davranıyor?
Bu kentte yıllarını eğitime vermiş öğretmenler yok mu?
Bu şehirde yüzlerce öğrenciyi yetiştiren hocalar yaşamadı mı?
Bu şehrin kalkınması için ömrünü harcamış doktorlar, spor adamları, iş insanları, sanatçılar, hayırseverler, deprem günlerinde canını dişine takan insanlar yok muydu?
Ülkenin dört bir yanında yaşanmış acı olaylarda hayatını kaybetmiş masum insanlara elbette hepimizin vicdanı sızlıyor.
Cinayetlere kurban giden her insanın acısı ortaktır.
Ancak bir şehre isim vermek, duygusal reflekslerle değil, o şehirle kurulmuş bağlar ve bırakılmış izlerle değerlendirilmelidir.
Yoksa yarın Yalova'nın çocukları kendi şehirlerinde yürürken, tabelalarda tanımadıkları isimleri okuyacak, bu insanların Yalova ile ne ilgisi olduğunu merak edeceklerdir.
Daha vahimi ise, birkaç kişinin teklifiyle ortaya çıkan isimlendirme taleplerinin, belediye meclislerinde çoğu zaman yeterince tartışılmadan adeta bir tasdik makamı anlayışıyla kabul edilmesidir.
Oysa belediye meclisleri, üç beş kişinin isteğini onaylayan noter makamları değildir.
Meclis üyeleri, önlerine gelen her öneriye "evet" demek için değil; sorgulamak, araştırmak ve o ismin elli yıl sonra da o şehirde yaşamayı hak edip etmediğini vicdanlarıyla tartmak için seçilmişlerdir.
Bir caddeye, bir parka veya bir meydana isim vermek; asfalt dökmek, kaldırım yapmak kadar basit bir işlem değildir.
Bu, şehrin hafızasına müdahale etmektir.
Bu nedenle kararlar üç beş kişinin talebiyle değil; tarihçilerin, akademisyenlerin, kent büyüklerinin, sivil toplum kuruluşlarının ve en önemlisi halkın görüşü alınarak verilmelidir.
Çünkü bir şehri yönetenler gelip geçicidir.
Belediye başkanları değişir.
Meclis üyeleri değişir.
İktidarlar değişir.
Ama o tabelalar kalır.
Bir kentin hafızası televizyon ekranlarındaki gündemlerle değil, o kente emek verenlerle oluşur.
Bugün önüne gelenin adını bir parka, bir caddeye yazmak kolaydır.
Zor olan, elli yıl sonra bile o ismin orada durmasını sağlayacak vicdani meşruiyeti oluşturmaktır.
Çünkü tabelalara isim yazmak kolaydır.
Asıl mesele, tarihe isim yazabilmektir.
Ve unutulmamalıdır ki;
Şehirler betonla değil, hafızayla yaşar.
Hafızasını kaybeden şehirler ise zamanla kimliğini de kaybeder.
Belki de Yalova'nın artık ihtiyacı olan şey, yeni tabelalar değil;
Kendi evlatlarına gösteremediği vefayı yeniden hatırlamasıdır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
HAFIZASI SİLİNEN ŞEHİR
Yalova'da cadde ve park isimlerinin liyakatten uzak ve dönemsel tercihlerle değiştirilmesi eleştiriliyor. Özellikle Yaşar Okuyan'ın isminin kaldırılması üzerinden şehrin hafızasının ve vefasının yok olduğu vurgulanıyor.
Bir şehrin kimliği vardır.
Bir şehrin hafızası vardır.
Bir şehrin vefası vardır.
Ve bir şehrin cadde, sokak, park ve meydanlarına verilen isimler, aslında o şehrin geçmişe nasıl baktığını, kendi evlatlarına ne kadar sahip çıktığını gösterir.
Ne yazık ki Yalova'da uzun yıllardır isimler üzerinden garip bir anlayış hüküm sürüyor.
Önüne gelenin adı bir caddeye, bir sokağa, bir parka veriliyor.
Kimdir, Yalova'ya ne katkı sağlamıştır, bu şehirle ne bağı vardır, geride ne bırakmıştır; bunlar çoğu zaman sorgulanmıyor.
Üstelik dünyanın hiçbir yerinde görülmeyecek bir başka hastalık da bizde var:
Bir dönem verilen isimler, başka bir dönem rahatsızlık konusu oluyor, sonra da siliniyor.
Sanki şehirlerin hafızası, iktidarlara veya dönemlere göre değiştirilecek bir bilgisayar dosyasıymış gibi...
Rahmetli Yaşar Okuyan…
Yalova milletvekili oldu.
Bakanlık yaptı.
17 Ağustos depreminden sonra yerle bir olmuş Yalova'nın yeniden ayağa kalkması için insanüstü bir mücadele verdi.
Ankara'nın kapılarını zorladı.
Yatırımların önünü açtı.
Yapımında büyük emeği bulunan Devlet Hastanesi'ne adı verildi.
Birileri rahatsız oldu.
İsmi kaldırıldı.
Daha sonra bir ana caddeye Yaşar Okuyan adı verildi.
Bu kez de birileri yine rahatsız oldu.
Bir çırpıda o isim de silindi.
Üstelik aynı caddeye Şehit Ömer Faydalı'nın adı verilerek, Yaşar Okuyan isminin bir daha dönmesinin önü tamamen kapatıldı.
Şehitlerimiz başımızın tacıdır.
Ancak şehit isimleri, bir başka ismi ortadan kaldırmanın gerekçesi haline getirildiğinde, bu durum ne şehidimize ne de Yalova'nın hafızasına hizmet eder.
Asıl mesele şudur:
Yalova kendi insanlarına neden bu kadar cimri davranırken, bu şehirle uzak yakın alakası olmayan isimler konusunda neden bu kadar cömert davranıyor?
Bu kentte yıllarını eğitime vermiş öğretmenler yok mu?
Bu şehirde yüzlerce öğrenciyi yetiştiren hocalar yaşamadı mı?
Bu şehrin kalkınması için ömrünü harcamış doktorlar, spor adamları, iş insanları, sanatçılar, hayırseverler, deprem günlerinde canını dişine takan insanlar yok muydu?
Ülkenin dört bir yanında yaşanmış acı olaylarda hayatını kaybetmiş masum insanlara elbette hepimizin vicdanı sızlıyor.
Cinayetlere kurban giden her insanın acısı ortaktır.
Ancak bir şehre isim vermek, duygusal reflekslerle değil, o şehirle kurulmuş bağlar ve bırakılmış izlerle değerlendirilmelidir.
Yoksa yarın Yalova'nın çocukları kendi şehirlerinde yürürken, tabelalarda tanımadıkları isimleri okuyacak, bu insanların Yalova ile ne ilgisi olduğunu merak edeceklerdir.
Daha vahimi ise, birkaç kişinin teklifiyle ortaya çıkan isimlendirme taleplerinin, belediye meclislerinde çoğu zaman yeterince tartışılmadan adeta bir tasdik makamı anlayışıyla kabul edilmesidir.
Oysa belediye meclisleri, üç beş kişinin isteğini onaylayan noter makamları değildir.
Meclis üyeleri, önlerine gelen her öneriye "evet" demek için değil; sorgulamak, araştırmak ve o ismin elli yıl sonra da o şehirde yaşamayı hak edip etmediğini vicdanlarıyla tartmak için seçilmişlerdir.
Bir caddeye, bir parka veya bir meydana isim vermek; asfalt dökmek, kaldırım yapmak kadar basit bir işlem değildir.
Bu, şehrin hafızasına müdahale etmektir.
Bu nedenle kararlar üç beş kişinin talebiyle değil; tarihçilerin, akademisyenlerin, kent büyüklerinin, sivil toplum kuruluşlarının ve en önemlisi halkın görüşü alınarak verilmelidir.
Çünkü bir şehri yönetenler gelip geçicidir.
Belediye başkanları değişir.
Meclis üyeleri değişir.
İktidarlar değişir.
Ama o tabelalar kalır.
Bir kentin hafızası televizyon ekranlarındaki gündemlerle değil, o kente emek verenlerle oluşur.
Bugün önüne gelenin adını bir parka, bir caddeye yazmak kolaydır.
Zor olan, elli yıl sonra bile o ismin orada durmasını sağlayacak vicdani meşruiyeti oluşturmaktır.
Çünkü tabelalara isim yazmak kolaydır.
Asıl mesele, tarihe isim yazabilmektir.
Ve unutulmamalıdır ki;
Şehirler betonla değil, hafızayla yaşar.
Hafızasını kaybeden şehirler ise zamanla kimliğini de kaybeder.
Belki de Yalova'nın artık ihtiyacı olan şey, yeni tabelalar değil;
Kendi evlatlarına gösteremediği vefayı yeniden hatırlamasıdır.
En Çok Okunan Haberler
ÇINARCIK'TA FECİ KAZA:
Yalova'nın Çınarcık ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan Sevim P., otomobilin çarpması sonucu ağır yaralanarak hastanede hayatını kaybetti. Sevim P.'nin cenazesi Esenköy'de uğurlandı. Jandarma olayla ilgili soruşturma başlattı.
Yalova'da Yürek Yakan İş Kazası
Yalova'nın Altınova ilçesinde tır yıkadıkları sırada elektrik akımına kapılan Samim Okur ve lisanslı güreşçi oğlu Olcay Okur, kaldırıldıkları hastanelerde hayatını kaybetti. Olayla ilgili jandarma tarafından soruşturma başlatıldı.
EBRD'den Yalova'ya 41 Milyon Dolarlık
EBRD, Tersan Tersanecilik'in Yalova tesisine Panamax sınıfı yeni yüzer havuz yatırımı için 41 milyon dolara kadar kredi sağlayacak. Yatırımla gemi bakım kapasitesinin artırılması ve çevreci modernizasyonun desteklenmesi hedefleniyor.
GÖZLER DEMİRLEME SAHASINA ÇEVRİLDİ
10 Temmuz 2026'da Yalova Dereağzı Limanı açıklarında ticari bir gemi, 'DİDO' isimli tekneye çarparak batmasına neden oldu. Denize atlayarak kurtulan iki kişinin sağlık durumu iyi. Gemi kaptanı hakkında adli işlem başlatıldı, soruşturma sürüyor.
YALOVA AÇIKLARINDA GEMİ TEKNEYİ BATIRDI!
10 Temmuz 2026'da Yalova Dereağzı Limanı açıklarında ticari bir gemi, DİDO isimli tekneye çarparak batırdı. Denize atlayarak kurtulan 2 kişinin sağlık durumu iyi. Gemi kaptanı hakkında adli işlem başlatıldı, soruşturma sürüyor.
ATATÜRK İLKOKULU ARAZİSİNDE YENİ DÖNEM
Yalova Belediye Meclisi, mahkeme kararı doğrultusunda depreme dayanıksız Atatürk İlkokulu arazisini oy birliğiyle "plansız" bıraktı. Alanın geleceği; okul, meydan veya otopark seçenekleri ve bağış şartları ekseninde tartışılmaya devam edecek.