BİR GÜN “RİSK VAR”, BİR GÜN “RİSK YOK”: VATANDAŞ KİME İNANSIN?
BİR GÜN “RİSK VAR”, BİR GÜN “RİSK YOK”: VATANDAŞ KİME İNANSIN?
Yalova'da Prof. Dr. Şener Üşümezsoy ve Prof. Dr. Osman Bektaş'ın Çınarcık Fayı ve deprem riski hakkındaki farklı açıklamaları tartışma yarattı. Halk, çelişkili mesajlar yerine bilimsel verilere dayalı net cevaplar ve hazırlık planı bekliyor.
Haber Giriş Tarihi: 14.10.2026 09:01
Haber Güncellenme Tarihi: 14.10.2026 09:02
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.bolge.com.tr
Üşümezsoy’un farklı tarihlerdeki açıklamaları tartışma yarattı. Bektaş ise Çınarcık Fayı’ndaki hareketliliğe dikkat çekti. Yalova halkı net cevap bekliyor: Bilimsel veriler ne söylüyor, hangi açıklama neye dayanıyor?
YALOVA – Marmara Denizi’nde yaşanan depremler, Yalova’nın deprem güvenliğini yeniden gündeme taşırken, uzmanların açıklamaları da tartışmaların odağına yerleşti. Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’un geçmişte Yalova için kullandığı rahatlatıcı ifadeler ile daha sonra gündeme gelen 6,5 ila 7 büyüklüğündeki deprem olasılığı, kamuoyunda yanıt bekleyen sorular doğurdu.
Prof. Dr. Osman Bektaş’ın Çınarcık Fayı’ndaki olası yavaş kayma hareketlerine ilişkin değerlendirmeleri de tartışmaya yeni bir boyut kazandırdı.
Ancak asıl mesele, kimin daha korkutucu açıklama yaptığı değil; bu değerlendirmelerin hangi bilimsel verilere dayandığı ve vatandaşın bunlardan ne anlaması gerektiği.
ÜŞÜMEZSOY ÖNCE “RİSK YOK” DEDİ, SONRA YALOVA HATTINA DİKKAT ÇEKTİ
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, 30 Ekim 2025’te yayımlanan bir haberde, Çınarcık–Esenköy–Bozburun–Teşvikiye hattının kırılması durumunda 6,5 ila 7 büyüklüğünde deprem üretebileceğini ifade etti. Bu açıklama, Yalova ve çevresinde deprem tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Ancak Üşümezsoy, 18 Kasım 2025’te Yalova Hayat’a yansıyan açıklamasında farklı bir vurgu yaptı. Çınarcık–Esenköy–Bozburun hattının teorik olarak deprem üretme kapasitesi bulunduğunu, fakat kendisine göre bu fay üzerinde büyük depremi oluşturacak yeterli gerilim birikiminin olmadığını savundu.
8 Haziran 2026’da yayımlanan bir başka haberde ise Yalova ve Çınarcık hattında yakın vadede büyük deprem riski bulunmadığını dile getirdi.
Bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde önemli bir soru ortaya çıkıyor: Üşümezsoy’un farklı tarihlerdeki değerlendirmeleri hangi bilimsel verilerle destekleniyor? Fayın deprem üretme kapasitesi ile yakın vadede deprem oluşturabilecek gerilim bulunup bulunmadığı arasındaki ayrım kamuoyuna yeterince açık anlatılıyor mu?
Üşümezsoy’un yaklaşımında, fayın büyüklük potansiyeli ile mevcut gerilim durumu birbirinden ayrılıyor. Dolayısıyla bu ifadeler doğrudan aynı şeyi söylemiyor. Ancak kullanılan başlıklar ve açıklamaların sunuluş biçimi, Yalova halkında birbirine zıt mesajlar oluşmasına neden olabiliyor.
BEKTAŞ’IN UYARISI NE ANLAMA GELİYOR?
Prof. Dr. Osman Bektaş ise Çınarcık Fayı’ndaki sismik hareketliliğin ve olası yavaş kayma mekanizmasının araştırılması gerektiğine dikkat çekiyor.
Bektaş’ın aktardığı değerlendirmeye göre, 2016 yılında meydana gelen 4,4 büyüklüğündeki Yalova depremi öncesinde ve sonrasında gözlenen mikrodeprem hareketleri, bir Alman araştırma ekibinin 2019’da yayımladığı çalışmada Çınarcık Fayı’ndaki yavaş kayma olasılığıyla ilişkilendirildi.
Bektaş, 2026’da Yalova açıklarında meydana gelen depremlerin de bu açıdan incelenmesi gerektiğini belirtiyor.
Burada da bilimsel ayrım önemli. Yavaş kayma, fayın belirli bir bölümünün ani ve büyük bir deprem oluşturmadan hareket etmesi anlamına gelebilir. Ancak bu mekanizmanın varlığı tek başına büyük bir depremin yaklaştığını kanıtlamaz.
Bektaş’ın açıklaması, Yalova’da yakın zamanda mutlaka büyük deprem olacağı şeklinde yorumlanmamalı. Aynı şekilde, bu olasılığın araştırılması gerektiği yönündeki değerlendirmeler de görmezden gelinmemeli.
İKİ UZMANIN AÇIKLAMALARI NEDEN AYNI NOKTADA BULUŞMUYOR?
İki uzmanın açıklamalarında farklı vurgular bulunuyor. Üşümezsoy, belirli fay kesimlerinde yeterli gerilim birikmediğini savunarak yakın vadeli büyük deprem beklentisine itiraz ediyor. Bektaş ise sismik hareketliliğin ve yavaş kayma olasılığının ayrıntılı biçimde incelenmesini istiyor.
Bunlar mutlaka doğrudan bilimsel çelişki anlamına gelmiyor. Çünkü iki uzman aynı fay kesimini, aynı verileri veya aynı zaman aralığını değerlendirmiyor olabilir. Fakat bu farklılıkların kamuoyuna açık ve anlaşılır biçimde anlatılması gerekiyor.
Eleştirinin odağında da tam olarak bu konu bulunuyor: Yalova gibi deprem tehlikesi altındaki bir kentte, uzman açıklamaları yalnızca çarpıcı başlıklarla gündeme geldiğinde vatandaş hangi bilgiyi nasıl yorumlayacağını bilemiyor.
Bir açıklamada “risk yok” ifadesi öne çıkarken başka bir açıklamada 6,5–7 büyüklüğünde deprem olasılığının gündeme gelmesi, doğal olarak kamuoyunda soru işaretleri yaratıyor. Uzmanların bu farklılıkları bilimsel gerekçeleriyle açıklaması, tartışmayı daha sağlıklı bir zemine taşıyabilir.
YALOVA MERKEZ İÇİN ASIL SORU: BİNALAR DEPREME HAZIR MI?
Depremin hangi fayda, hangi tarihte ve kaç büyüklüğünde meydana geleceğine ilişkin tartışmalar sürerken Yalova merkez açısından ertelenmemesi gereken konular var.
Kentteki yapıların deprem dayanıklılığı, zemin özellikleri, olası hasar durumunda ulaşım ve müdahale imkânları ile toplanma alanlarının yeterliliği somut verilerle ele alınmalı.
Çünkü deprem tehlikesi ile deprem riski aynı şey değil. Fayların özellikleri tehlikeyi belirlerken, binaların dayanıklılığı ve toplumun hazırlık düzeyi olası bir depremin sonuçlarını doğrudan etkiler.
Yalova halkının ihtiyacı ne gereksiz korku ne de bilimsel dayanağı açıklanmayan bir rahatlama mesajıdır. İhtiyaç duyulan şey; güncel veriler, açık gerekçeler ve kent için uygulanabilir bir hazırlık planıdır.
VATANDAŞ KİME İNANSIN?
Üşümezsoy’un farklı tarihlerdeki açıklamaları ve Bektaş’ın Çınarcık Fayı’na ilişkin değerlendirmeleri, Yalova’da deprem konusunda daha açık bir bilimsel iletişime ihtiyaç olduğunu gösteriyor.
Uzmanların farklı görüşler ortaya koyması bilimin doğasında bulunabilir. Ancak bu görüşlerin dayanakları, belirsizlikleri ve hangi koşullarda geçerli oldukları da açıklanmalıdır.
Yalova’nın deprem gerçeği, yalnızca “risk var” ya da “risk yok” cümlelerine sığdırılamaz. Asıl soru, kentin olası bir depreme ne kadar hazır olduğudur.
Yalova halkı, uzmanlardan korkutucu veya rahatlatıcı başlıklar değil; hangi fayın, hangi bilimsel veriler ışığında değerlendirildiğini anlatan açık ve tutarlı açıklamalar bekliyor.
Kaynaklar
- Üşümezsoy: Risk Yalova’ya kaydı (30 Ekim 2025)
- Üşümezsoy: Tesisat var, cereyan yok (18 Kasım 2025)
- Üşümezsoy: Yalova fayı koridorunda risk yok (8 Haziran 2026)
-Osman Bektaş’ın Çınarcık Fayı’ndaki yavaş kayma değerlendirmesi
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
BİR GÜN “RİSK VAR”, BİR GÜN “RİSK YOK”: VATANDAŞ KİME İNANSIN?
Yalova'da Prof. Dr. Şener Üşümezsoy ve Prof. Dr. Osman Bektaş'ın Çınarcık Fayı ve deprem riski hakkındaki farklı açıklamaları tartışma yarattı. Halk, çelişkili mesajlar yerine bilimsel verilere dayalı net cevaplar ve hazırlık planı bekliyor.
Üşümezsoy’un farklı tarihlerdeki açıklamaları tartışma yarattı. Bektaş ise Çınarcık Fayı’ndaki hareketliliğe dikkat çekti. Yalova halkı net cevap bekliyor: Bilimsel veriler ne söylüyor, hangi açıklama neye dayanıyor?
YALOVA – Marmara Denizi’nde yaşanan depremler, Yalova’nın deprem güvenliğini yeniden gündeme taşırken, uzmanların açıklamaları da tartışmaların odağına yerleşti. Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’un geçmişte Yalova için kullandığı rahatlatıcı ifadeler ile daha sonra gündeme gelen 6,5 ila 7 büyüklüğündeki deprem olasılığı, kamuoyunda yanıt bekleyen sorular doğurdu.
Prof. Dr. Osman Bektaş’ın Çınarcık Fayı’ndaki olası yavaş kayma hareketlerine ilişkin değerlendirmeleri de tartışmaya yeni bir boyut kazandırdı.
Ancak asıl mesele, kimin daha korkutucu açıklama yaptığı değil; bu değerlendirmelerin hangi bilimsel verilere dayandığı ve vatandaşın bunlardan ne anlaması gerektiği.
ÜŞÜMEZSOY ÖNCE “RİSK YOK” DEDİ, SONRA YALOVA HATTINA DİKKAT ÇEKTİ
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, 30 Ekim 2025’te yayımlanan bir haberde, Çınarcık–Esenköy–Bozburun–Teşvikiye hattının kırılması durumunda 6,5 ila 7 büyüklüğünde deprem üretebileceğini ifade etti. Bu açıklama, Yalova ve çevresinde deprem tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Ancak Üşümezsoy, 18 Kasım 2025’te Yalova Hayat’a yansıyan açıklamasında farklı bir vurgu yaptı. Çınarcık–Esenköy–Bozburun hattının teorik olarak deprem üretme kapasitesi bulunduğunu, fakat kendisine göre bu fay üzerinde büyük depremi oluşturacak yeterli gerilim birikiminin olmadığını savundu.
8 Haziran 2026’da yayımlanan bir başka haberde ise Yalova ve Çınarcık hattında yakın vadede büyük deprem riski bulunmadığını dile getirdi.
Bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde önemli bir soru ortaya çıkıyor: Üşümezsoy’un farklı tarihlerdeki değerlendirmeleri hangi bilimsel verilerle destekleniyor? Fayın deprem üretme kapasitesi ile yakın vadede deprem oluşturabilecek gerilim bulunup bulunmadığı arasındaki ayrım kamuoyuna yeterince açık anlatılıyor mu?
Üşümezsoy’un yaklaşımında, fayın büyüklük potansiyeli ile mevcut gerilim durumu birbirinden ayrılıyor. Dolayısıyla bu ifadeler doğrudan aynı şeyi söylemiyor. Ancak kullanılan başlıklar ve açıklamaların sunuluş biçimi, Yalova halkında birbirine zıt mesajlar oluşmasına neden olabiliyor.
BEKTAŞ’IN UYARISI NE ANLAMA GELİYOR?
Prof. Dr. Osman Bektaş ise Çınarcık Fayı’ndaki sismik hareketliliğin ve olası yavaş kayma mekanizmasının araştırılması gerektiğine dikkat çekiyor.
Bektaş’ın aktardığı değerlendirmeye göre, 2016 yılında meydana gelen 4,4 büyüklüğündeki Yalova depremi öncesinde ve sonrasında gözlenen mikrodeprem hareketleri, bir Alman araştırma ekibinin 2019’da yayımladığı çalışmada Çınarcık Fayı’ndaki yavaş kayma olasılığıyla ilişkilendirildi.
Bektaş, 2026’da Yalova açıklarında meydana gelen depremlerin de bu açıdan incelenmesi gerektiğini belirtiyor.
Burada da bilimsel ayrım önemli. Yavaş kayma, fayın belirli bir bölümünün ani ve büyük bir deprem oluşturmadan hareket etmesi anlamına gelebilir. Ancak bu mekanizmanın varlığı tek başına büyük bir depremin yaklaştığını kanıtlamaz.
Bektaş’ın açıklaması, Yalova’da yakın zamanda mutlaka büyük deprem olacağı şeklinde yorumlanmamalı. Aynı şekilde, bu olasılığın araştırılması gerektiği yönündeki değerlendirmeler de görmezden gelinmemeli.
İKİ UZMANIN AÇIKLAMALARI NEDEN AYNI NOKTADA BULUŞMUYOR?
İki uzmanın açıklamalarında farklı vurgular bulunuyor. Üşümezsoy, belirli fay kesimlerinde yeterli gerilim birikmediğini savunarak yakın vadeli büyük deprem beklentisine itiraz ediyor. Bektaş ise sismik hareketliliğin ve yavaş kayma olasılığının ayrıntılı biçimde incelenmesini istiyor.
Bunlar mutlaka doğrudan bilimsel çelişki anlamına gelmiyor. Çünkü iki uzman aynı fay kesimini, aynı verileri veya aynı zaman aralığını değerlendirmiyor olabilir. Fakat bu farklılıkların kamuoyuna açık ve anlaşılır biçimde anlatılması gerekiyor.
Eleştirinin odağında da tam olarak bu konu bulunuyor: Yalova gibi deprem tehlikesi altındaki bir kentte, uzman açıklamaları yalnızca çarpıcı başlıklarla gündeme geldiğinde vatandaş hangi bilgiyi nasıl yorumlayacağını bilemiyor.
Bir açıklamada “risk yok” ifadesi öne çıkarken başka bir açıklamada 6,5–7 büyüklüğünde deprem olasılığının gündeme gelmesi, doğal olarak kamuoyunda soru işaretleri yaratıyor. Uzmanların bu farklılıkları bilimsel gerekçeleriyle açıklaması, tartışmayı daha sağlıklı bir zemine taşıyabilir.
YALOVA MERKEZ İÇİN ASIL SORU: BİNALAR DEPREME HAZIR MI?
Depremin hangi fayda, hangi tarihte ve kaç büyüklüğünde meydana geleceğine ilişkin tartışmalar sürerken Yalova merkez açısından ertelenmemesi gereken konular var.
Kentteki yapıların deprem dayanıklılığı, zemin özellikleri, olası hasar durumunda ulaşım ve müdahale imkânları ile toplanma alanlarının yeterliliği somut verilerle ele alınmalı.
Çünkü deprem tehlikesi ile deprem riski aynı şey değil. Fayların özellikleri tehlikeyi belirlerken, binaların dayanıklılığı ve toplumun hazırlık düzeyi olası bir depremin sonuçlarını doğrudan etkiler.
Yalova halkının ihtiyacı ne gereksiz korku ne de bilimsel dayanağı açıklanmayan bir rahatlama mesajıdır. İhtiyaç duyulan şey; güncel veriler, açık gerekçeler ve kent için uygulanabilir bir hazırlık planıdır.
VATANDAŞ KİME İNANSIN?
Üşümezsoy’un farklı tarihlerdeki açıklamaları ve Bektaş’ın Çınarcık Fayı’na ilişkin değerlendirmeleri, Yalova’da deprem konusunda daha açık bir bilimsel iletişime ihtiyaç olduğunu gösteriyor.
Uzmanların farklı görüşler ortaya koyması bilimin doğasında bulunabilir. Ancak bu görüşlerin dayanakları, belirsizlikleri ve hangi koşullarda geçerli oldukları da açıklanmalıdır.
Yalova’nın deprem gerçeği, yalnızca “risk var” ya da “risk yok” cümlelerine sığdırılamaz. Asıl soru, kentin olası bir depreme ne kadar hazır olduğudur.
Yalova halkı, uzmanlardan korkutucu veya rahatlatıcı başlıklar değil; hangi fayın, hangi bilimsel veriler ışığında değerlendirildiğini anlatan açık ve tutarlı açıklamalar bekliyor.
Kaynaklar
- Üşümezsoy: Risk Yalova’ya kaydı (30 Ekim 2025)
- Üşümezsoy: Tesisat var, cereyan yok (18 Kasım 2025)
- Üşümezsoy: Yalova fayı koridorunda risk yok (8 Haziran 2026)
-Osman Bektaş’ın Çınarcık Fayı’ndaki yavaş kayma değerlendirmesi
En Çok Okunan Haberler
KAMYON EVİN BAHÇESİNE DEVRİLDİ
Bursa'nın Orhangazi ilçesi Gölyaka Mahallesi'nde, köpeğe çarpmamak için manevra yapan hafriyat kamyonu bir evin bahçesine devrildi. Kazada hafif yaralanan sürücü, Orhangazi Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.
YALOVA’DA İL MÜDÜRÜ DEĞİŞİYOR! ARİF LAÇİN BURSA’YA ATANDI
Yalova Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Arif Laçin, Bursa Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü olarak görevlendirildi. Laçin'in Yalova'daki görevi sona ererken, boşalan koltuğa atanacak yeni isim merakla bekleniyor.
GÜLLÜ’NÜN KIZINA AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI
Yalova'da şarkıcı Güllü'nün evinin penceresinden düşerek ölmesiyle ilgili davada karar çıktı. Mahkeme, sanık Tuğyan Ülkem Gülter'i 'kadına karşı' ve 'üst soya karşı kasten öldürme' suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı.
YALOVA-BURSA KARAYOLU’NDA KAZA! YARALILAR VAR
Yalova-Bursa karayolu Süpürgelik mevkiinde iki aracın çarpışması sonucu yaralananlar, Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Kaza nedeniyle Bursa istikametinde trafik tek şeritten kontrollü olarak sağlanıyor.
MOTOSİKLETLER KAFA KAFAYA ÇARPIŞTI!
Bursa'nın Orhangazi ilçesinde, saat 21.30 sıralarında iki motosikletin kafa kafaya çarpışması sonucu iki kişi hafif yaralandı. Yaralılar Orhangazi Devlet Hastanesi’ne kaldırılırken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
YALOVA’DAN AFRİKA’YA SAVUNMA SANAYİİ İHRACATI
Sefine Tersanesi, 7 Ekim 2026'da Nijeryalı NIGUS Tactical Systems ile savunma sanayii işbirliği anlaşması imzaladı. Anlaşma; insansız deniz araçları, teknoloji transferi ve Nijerya'da yerel üretim kapasitesinin geliştirilmesini kapsıyor.