Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

 YİNE HAT-SAN, YİNE ÖLÜM: BU SORULAR ARTIK CEVAP BEKLİYOR

Yazının Giriş Tarihi: 21.12.2025 21:56
Yazının Güncellenme Tarihi: 21.12.2025 21:58

Yine aynı tersane.

Yine Altınova.

Yine Hat-San.

Ve yine bir işçi daha hayatını kaybetti.

Vinç bomu düştü.

Söküm çalışması yapılıyordu.

Vinç operatörü Özcan Zorlu, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Bu ölüm ne ilkti, ne de ne yazık ki tekil bir olay.

Hat-San Tersanesi’nde bu son kazayla birlikte son 8 ayda üçüncü ölümlü iş kazası yaşandı. Dört gün önce aynı tersanede başka bir işçi ağır yaralanmıştı. Daha önce de ölümler oldu. Yaralanmalar oldu. Soruşturmalar açıldı. Dosyalar hazırlandı.

Ama değişen bir şey oldu mu?

Nisan 2024’te tersane müdürü Alper Akalın’ın yaralandığı kazada, gemi başmühendisi Özkan Kara yaşamını yitirdi.

Mart 2025’te 25 yaşındaki Hasan Can Mert, hareket ettirilen blokların arasında sıkışarak hayatını kaybetti.

Bugün ise Özcan Zorlu’nun adı eklendi bu listeye.

Bu noktada artık “kaza” demek kolaycılıktır.

Bir işyerinde aylar içinde birden fazla ölüm yaşanıyorsa, bu sistemsel bir sorundur.

Ve şimdi sormak zorundayız:

Bu ölümlerden sonra hangi sorumlu, hangi cezayı aldı?

Kamuoyunun bildiği tek bir caydırıcı yaptırım var mı?

Her olayın ardından aynı açıklamalar yapılıyor:

“Adli ve idari soruşturma başlatıldı.”

Peki sonra ne oluyor?

Dosyalar kapanıyor, gündem değişiyor, ama tersanelerde işçiler çalışmaya aynı koşullarda devam ediyor.

Üstelik iş sağlığı ve güvenliği sisteminin kendisi de ciddi bir çelişki barındırıyor. Bugün iş güvenliği uzmanlarının maaşını işveren ödüyor. Yani denetlemesi gereken kişi, ekonomik olarak denetlediğine bağlı.

Bu durumda sormak kaçınılmaz:

Maaşını aldığı işvereni bir iş güvenliği uzmanı ne kadar özgür biçimde şikâyet edebilir?

Sözleşmesini tek imzayla feshedecek olan patronu hangi rahatlıkla karşısına alabilir?

Kâğıt üzerinde var olan önlemler, sahada neden işlemiyor sorusunun cevabı da burada yatıyor.

Hat-San örneği bize şunu açıkça gösteriyor:

Denetim kâğıt üzerinde kaldığında, bedelini işçiler canlarıyla ödüyor.

Bu ülkede işçiler ölürken, sorumluların yalnızca “inceleme altında” olması artık kabul edilebilir değil.

Gerçek, bağımsız ve kamusal bir denetim mekanizması kurulmadığı sürece, bu ölümler ne ilk olacak ne de son.

Ve biz, her yeni ölümden sonra aynı cümleyi yazmaya devam edeceğiz:

Yine Hat-San. Yine ölüm.

MECLİS VE BAKANLIKLARA AÇIK ÇAĞRI

Artık bu ölümler için yalnızca “soruşturma başlatıldı” demek yetmiyor.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, özellikle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın yetki alanındaki tersanelerde yaşanan bu ölümler için özel ve açık bir inceleme başlatması gerekiyor.

Meclis’te komisyon kurulmalı, tersanelerdeki iş kazaları bütün yönleriyle ele alınmalı, denetim mekanizmalarının neden işlemediği kamuoyuna açıklanmalıdır.

İş güvenliği uzmanlarının işverene ekonomik olarak bağımlı olduğu mevcut sistem, açıkça yeniden düzenlenmelidir.

Bakanlıklar, yalnızca kaza sonrası rapor düzenleyen kurumlar olmaktan çıkmalı; önleyici, bağımsız ve sürekli denetim anlayışını hayata geçirmek zorundadır.

Bu çağrı bir siyasi polemik değil, yaşam hakkı çağrısıdır.

Meclis susarsa, Bakanlıklar görmezden gelirse, yarın yaşanacak her ölümün sorumluluğu da bu suskunluğun parçası olacaktır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.