17 Ağustos 1999'un üzerinden 27 yıl geçti. Yalova'nın deprem karnesi hâlâ iç açıcı değil. 81 ilin karşılaştırıldığı araştırmada Yalova 0,052 puanla 79. sırada. Peki, 27 yıldır bu kentte kimler yönetti, kimler Ankara'da Yalova'yı temsil etti? Asıl soru şu: Bunca yıl ne yaptık?
17 Ağustos 1999...
Saat 03.02...
Yalova'nın taş taş üstünde kalmadığı, binlerce insanımızı kaybettiğimiz o gecenin üzerinden 27 yıl geçti.
27 yıl!
Bir insan ömründe azımsanmayacak kadar uzun bir süre.
Bir şehrin yeniden kurulması, planlanması, güçlendirilmesi ve gelecekteki depreme hazırlanması için ise fazlasıyla yeterli bir zaman.
Ama bugün önümüze konulan tablo can sıkıcı.
81 ilin çeşitli göstergeler üzerinden karşılaştırıldığı akademik çalışmada Yalova 0,052 puanla 79. sırada gösteriliyor.
Bu rakamın bütün metodolojik ayrıntılarını bir kenara bırakalım.
Asıl mesele rakamdan daha büyük:
Biz 27 yılda ne yaptık?
27 yılda kimler geldi, kimler geçti?
17 Ağustos 1999 depremi olduğunda Yalova'yı Vali Nihat Özgöl, milletvekilleri Yaşar Okuyan ve Hasan Suna, Belediye Başkanı ise Yakup Bilgin Koçal yönetiyordu. TBMM kayıtları da 1999-2002 döneminde Okuyan ve Suna'nın Yalova milletvekilleri olduğunu doğruluyor.
Sonra seçimler geldi.
2002-2007: Şükrü Önder ve Muharrem İnce.
2007-2011: İlhan Evcin ve Muharrem İnce.
2011-2015: Temel Coşkun ve Muharrem İnce.
2015: Fikri Demirel ve Muharrem İnce.
2018: Ahmet Büyükgümüş, Meliha Akyol ve Özcan Özel.
2023'ten bugüne: Ahmet Büyükgümüş, Meliha Akyol ve Tahsin Becan.
Yani Ankara'da Yalova'yı temsil eden çok sayıda isim değişti.
Peki ya şehir?
Şehir de değişti.
Ama acaba yeterince değişti mi?
Valilik makamında da uzun bir liste var
1999'dan bugüne Yalova Valiliği koltuğunda da çok sayıda isim oturdu.
Nihat Özgöl, Yusuf Erbay, Mehmet Ersoy, Dursun Ali Şahin, yeniden Yusuf Erbay, Osman Çapalı, Esengül Civelek, Selim Cebiroğlu, Tuğba Yılmaz, Muammer Erol, Hülya Kaya ve bugün Ahmet Hamdi Usta...
Üstelik bazı dönemlerde vali değişiklikleri o kadar hızlı yaşandı ki, 2011 yılında Yalova'da bir yıl içerisinde dört farklı vali görev yaptı.
Şimdi burada durup düşünmek gerekiyor.
Bir kent deprem kuşağında olacak...
17 Ağustos'u yaşamış olacak...
Binlerce insanını kaybetmiş olacak...
Ama yönetim kadroları yıllar içerisinde sürekli değişecek.
Ve biz hâlâ aynı soruyu konuşacağız:
“Yalova depreme hazır mı?”
Belediyelerde de isimler değişti
Yalova Belediyesi'nin resmi kayıtlarına göre 1999'dan sonra belediye başkanlığı yapan isimler:
Yakup Bilgin Koçal, Barbaros Hayrettin Binicioğlu, yeniden Yakup Bilgin Koçal, Vefa Salman, Mustafa Tutuk ve Mehmet Gürel.
Altı dönem...
Farklı siyasi anlayışlar...
Farklı meclisler...
Farklı projeler...
Fakat değişmeyen bir gerçek var:
Yalova hâlâ deprem konuşuyor.
Hem de 27 yıl sonra!
Peki yan gelip mi yattık?
Yalova’nın en ağır sorusu burada.
“Yan gelip yatmışız” derken, 27 yıl boyunca hiçbir şey yapılmadı demiyorum.
Elbette yapıldı.
Kentsel dönüşüm uygulamaları yapıldı.
Riskli binalar yıkıldı.
Yeni binalar yapıldı.
Mevzuat değişti.
AFAD kuruldu.
Deprem eğitimleri verildi.
Toplanma alanları belirlendi.(Ama oralara kenef bile yapılmadı. Birkaç yüz metre karelik toplanma alanlarına mahalleler sığdırıldı)
Yeni imar düzenlemeleri yapıldı.
Bunları inkâr etmek haksızlık olur.
Nitekim 2023 yılı itibarıyla Yalova'da 926 riskli yapı için kentsel dönüşüm kararı verildiği açıklanmıştı.
Ama...
Bunca yılın sonunda hâlâ yeterli miyiz?
İşte asıl soru bu.
Çünkü Yalova Belediyesi'nin 2026 yılında başlattığı yapı envanteri çalışmasında kent merkezindeki yaklaşık 20 bin binanın incelenmesi hedefleniyor ve şimdiye kadar 4 bin binanın taraması tamamlanmış durumda.
Şimdi soruyorum:
27 yıl önce deprem olmuş bir şehirde, yapı stokunun tamamının röntgenini çekmek için neden 2026'yı bekledik?
1999'dan sonra doğan çocuk bugün 27 yaşında!
Bunu özellikle yazıyorum.
17 Ağustos 1999'da dünyaya gelen bir çocuk bugün 27 yaşında.
Yani 1999 depreminden sonra doğan bir Yalovalı bugün evlenmiş, çocuk sahibi olmuş, iş kurmuş, vergi vermiş, askerlik yapmış olabilir.
Ama aynı kentte hâlâ:
“Bu bina depreme dayanıklı mı?”
Sorusunun cevabını bilmeden yaşayan insanlar var.
İşte benim itirazım buna.
Muhalefet de iktidar da bu hesabı vermeli
Bu yazı sadece bir siyasi partiye yönelik değil.
AK Parti'ye de...
CHP'ye de...
MHP'ye de...
Diğer siyasi partilere de...
Çünkü 27 yıl boyunca bu şehirde farklı partiler iktidar oldu, farklı partiler belediyeyi yönetti, farklı isimler milletvekili seçildi.
Dolayısıyla mesele artık “AK Parti ne yaptı, CHP ne yaptı?” meselesi değildir.
Mesele:
“Yalova için hep birlikte ne yaptık?”
Meselesidir.
Milletvekillerine soruyorum:
Ankara'da Yalova'nın deprem gerçeğini kaç kez yüksek sesle gündeme getirdiniz?
Valilere soruyorum:
Görev yaptığınız dönemde riskli yapı stokunun ne kadarını gerçekten tespit edip çözüme kavuşturdunuz?
Belediye başkanlarına soruyorum:
Görev süreniz boyunca kaç riskli yapıyı dönüştürdünüz, kaç yapının durumunu tespit ettiniz?
Ve siyasi parti il başkanlarına soruyorum:
Depremi sadece 17 Ağustos'ta mı hatırladınız?
Çünkü deprem 17 Ağustos'ta olmuyor!
Deprem 17 Ağustos'ta başlamıyor.
Deprem her gün kapımızda.
Biz ise her yıl 17 Ağustos'ta meydana çıkıp;
“Unutmadık...”
“Unutturmayacağız...”
“Ders aldık...”
Diyoruz.
Sonra?
Bir sonraki 17 Ağustos'a kadar hayat devam ediyor. Toplantılar yapılıyor.
Paneller düzenleniyor.
Çelenkler konuluyor.
Konuşmalar yapılıyor.
Fotoğraflar çekiliyor.
Ve sonra yine günlük siyasete dönülüyor.
Deprem ise bekliyor.
Bugün artık alkış değil, hesap zamanı
27 yıl sonra Yalova'nın ihtiyacı yeni bir anma konuşması değil.
Net bir deprem eylem planı.
Hangi bina riskli?
Hangi bina yıkılacak?
Hangi bina güçlendirilecek?
Hangi mahalle öncelikli?
Kentsel dönüşüm nerede?
Kaç bina kaldı?
Kaç yıl içinde bitecek?
Bunun cevabını bilmek istiyoruz.
Çünkü artık vatandaşın “Deprem geliyor mu?” diye sorması gerekmiyor.
“Biz depreme hazır mıyız?” diye sorması gerekiyor.
Ve son söz...
1999'da enkazın altında kalanların hatırasına saygımız varsa...
27 yıldır görev yapan bütün yöneticilerimizin, milletvekillerimizin, belediye başkanlarımızın ve bürokratlarımızın dönemlerini artık alkışlarla değil, sonuçlarla değerlendirmeliyiz.
Kim ne yaptı?
Kim neyi başlattı?
Kim neyi bitirdi?
Kim hangi projeyi yarım bıraktı?
Kim hangi riski görmezden geldi?
Bunların hesabını siyasi parti ayrımı yapmadan sormalıyız.
Çünkü deprem AK Partili, CHP'li, MHP'li, İYİ Partili, bağımsız seçmiyor.
Deprem geldiğinde hepimiz aynı binanın içindeyiz.
Ve eğer 27 yılın sonunda hâlâ “Yalova deprem dayanıklılığında 81 il arasında 79. sırada” başlığını konuşuyorsak, artık birbirimizi kandırmanın anlamı yok.
Belki de gerçekten biraz yan gelip yatmışız.
Şimdi kalkma zamanı.
Çünkü bir sonraki deprem, bize ikinci bir şans vermeyebilir.