Yalova’da barajdaki su bitmedi aslında.
Öngörü bitti. Plan bitti. Akıl tutuldu.
Bizim yönetenlerin tek çalıştırdığı hat, su isale hattı değil:
Bahane hattı.
Yeni döşenen hat daha devreye alınmadan birileri “Hadi bas suyu” demiş.
Kritik seviye mi?
Kontrollü dolum mu?
Bilim mi?
Mühendislik mi?
Onlar bizim yöresel lezzetimiz falan değil, uzaktan gelen yabancı kelimeler…
Baraj Kotunu Takip Etmek Yerine: ‘Göz Kararı Su Yönetimi’
Normal bir şehirde baraj seviyesi düşerken ekipler plan yapar, senaryo çalışır, kota göre politika belirler…
Bizde ise yöntem şöyle:
“Su var mı?”
“Yok.”
“Eee… O zaman yağınca olur.”
Kot takibi?
Bizde kottan anlaşılan tek şey:
İhale kotu.
Dip Çamuru Temizlemek Yerine: “Bırak O Da Burada Emekli Olsun”
Barajın dibindeki çamur var ya…
Yıllar içinde öyle birikti ki, neredeyse barajın kendisi emekli olacak, çamur göreve devam edecek.
Bir zamanlar kaymakamlık organizasyonuyla kamyon kamyon toprak çıkarılıyordu, tarımda bile kullanılıyordu.
Tarım!
Yani işe yarar bir şey!
Bugün soru şu:
Hâlâ çıkarılıyor mu?
Cevap:
Sessizlik…
Belki çamur bile “Yahu beni bari hatırlayın” diye içerlemiştir.
Kuyular Devrede: Evin Yanarken Balkonu Yıkamak devreye alınmış.
Harika(!)
Bu da şu:
Ev yanıyor, sen gidip “Balkonu yıkayıp serinletelim” diyorsun. 2 Barajı: Yapılsaydı Efsane Olurdu
Bitmeyen efsaneler arasında ilk üçte:
Yarım kalan projeler
Bitmeyen vaatler
Gökçe 2 Barajı
"Gökçe 2 yapılacak."
"Yakında ihale olacak."
"Takvimlendirme yapılıyor."
"Çalışmalar devam ediyor."
Bu cümleleri duyduğumuz süre boyunca yeni bir baraj değil,
yeni bir kuşak büyüdü.
Mevcut baraj 1980’de yapılmış.
Ömrü 50–100 yıl diyorlar.
Ama yanlış işletilirse bu ömür, memleketteki sabır gibi kısa oluyor.
Ve Şimdi Yeni Sorun: OSB’LERE SUYU NEREDEN VERİYORUZ?
Tam şehir susuzluktan kavrulurken, bir de yapılmakta olan OSB’ler sahneye çıkıyor.
Hani şu “İstihdam yaratacak, ekonomiyi uçuracak” denilen dev projeler.
Güzel.
Peki bu OSB’lerin suyu nereden gelecek?
Baraj mı?
Zaten küsecek seviyeye gelmiş.
Kuyular mı?
Halkın içme suyunu zor karşılıyor.
Yeni kaynak mı?
O da yok.
Yalova’nın suyu yetmiyorken, üstelik mevcut baraj kritik seviyedeyken,
yeni sanayi bölgelerinin su planı nerede? Hangi dosyada? Hangi klasörde?
Yoksa o da "Yağarsa olur” klasöründe mi duruyor?
Şehrin şebeke suyu bile planlanamıyorken,
OSB’nin endüstriyel tüketimini
hangi akıl karşılamaya çalışıyor.?
Yani Yalova’nın su krizinde artık yeni denklem şöyle:
Vatandaş mı içsin, fabrika mı çalışsın?
Bu soruyu bile soramayan bir yönetimle karşı karşıyayız.
Son Çözüm: Göğe Bakıp Dua Etmek
Teknik çözüm mü?
Yok.
Bilimsel çalışma?
Yok.
Strateji?
Yok.
Baraj yönetimi? Yok.
Ama dua?
Var. Hem de kuvvetlisi.
Su politikasının resmi özeti artık şöyle:
“Yağarsa var, yağmazsa yok.
Yağarsa halk içer, yağmazsa OSB bile su bulamaz.”
Çatlayan dudaklara
Sararan yapraklara
Kuruyan topraklara
Yağdır Mevla’m su
Yandım yanacak kadar
Suya kanacak kadar
Yağdır Mevla’m su
Alev saracak kadar
Yandım yanacak kadar
Suya kanacak kadar
Yağdır Mevla’m su
Toz duman savrulurken
Gül çimen kavrulurken
Can tenden ayrılırken
Yağdır Mevla’m su
Alev saracak kadar
Yandım yanacak kadar
Suya kanacak kadar
Yağdır Mevla’m su
Suya hasret güllere
Sana açık ellere
Tutuşan gönüllere
Yağdır Mevla’m su
Yandım yanacak kadar
Suya kanacak kadar
Yağdır Mevla’m su
Alev saracak kadar
Yandım yanacak kadar
Suya kanacak kadar
Yağdır Mevla’m su