Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Temel fıkrası gibi olmasın....

Yazının Giriş Tarihi: 25.09.2026 12:34
Yazının Güncellenme Tarihi: 25.09.2026 12:35

Temel'in babası bakmış, Temel evin önünde bir aşağı bir yukarı dolaşıyor.

— Ula uşağum, ne yapıyorsun?

Temel cevap vermiş:

— Depremden beri toplanıyorum babacuğum…

Babası şaşırmış:

— Ula Temel, o nedur?

Temel gayet ciddi:

— Devlet dedi ki “Deprem olursa toplanma alanına gidun.”

— Eee?

— Deprem oldu, toplanduk.

— Sonra?

— Sonra bir toplantı daha yaptuk.

— Ne konuştunuz?

— Depremde toplanacağumuz yerleri konuştuk.

Babası iyice meraklanmış:

— Peki 27 yıldır ne yaptunuz?

Temel göğsünü kabartmış:

— Onu da konuşmak için yeni bir toplantı yaptuk!

Babası kafasını kaşımış:

— Ula Temel, peki deprem olursa ne yapacaksunuz?

Temel hiç düşünmeden:

— Gene toplanacağız babacuğum!

Babası:

— Ula uşağum, depremden beri 27 yıldır toplanıyorsunuz da hiç dağılmadınız mi?

Temel:

— Dağılduk babacuğum…

— Nereye?

Temel cevap vermiş:

— Bir sonraki çalıştaya!

YALOVA DEPREME HAZIRLANIYOR MU, YOKSA SADECE ÇALIŞTAY MI YAPIYOR?

Yine toplandılar.

Yine masalar kuruldu.

Yine uzmanlar konuştu.

Yine kurumlar dinlendi.

Yine notlar alındı.

Ve yine Yalova'nın deprem riski masaya yatırıldı.

Adı da oldukça ciddi:

İl Risk Azaltma Planı (İRAP) Hazırlık Çalıştayı.

Valilik açıklamasına göre 2027-2031 dönemini kapsayacak çalışma için yaklaşık 600 paydaşın katkısıyla Yalova'nın afet risklerini azaltmaya yönelik hedef ve eylemlerin belirlenmesi amaçlanıyor.

Güzel.

Ama benim aklıma hemen şu soru geliyor:

PEKİ, 1999'DAN BERİ NE DEĞİŞTİ?

Çünkü Yalova depremi kitaplardan okumadı.

Yalova depremi yaşadı.

17 Ağustos 1999'u yaşadı. Binaların nasıl yıkıldığını, insanların enkaz altında nasıl kaldığını, şehrin altyapısının nasıl çöktüğünü gördü.

Aradan 27 yıl geçti.

Hâlâ aynı cümleleri kuruyoruz:

“Depreme hazırlanmalıyız.”

“Riskleri azaltmalıyız.”

“Binalarımızı güçlendirmeliyiz.”

“Kentsel dönüşüm yapmalıyız.”

“Deprem Master Planı hazırlamalıyız.”

Peki kardeşim…

27 yıldır bunları konuşuyoruz da ne zaman yapacağız?

TOPLANMA ALANI VAR… PEKİ ALTYAPISI VAR MI?

Deprem olduğunda vatandaşa:

“Toplanma alanınıza gidin.”

deniliyor.

İyi de o toplanma alanında su var mı?

Elektrik var mı?

Kanalizasyon var mı?

Tuvalet, aydınlatma ve temel yaşam altyapısı var mı?

Koca bir mahallenin birkaç yüz metrekarelik bir alana yönlendirilmesi gerçekten yeterli mi?

Tabela koymakla toplanma alanı hazır hale gelmez.

Deprem hazırlığı yalnızca bina demek değildir.

Su demektir. Elektrik demektir. Kanalizasyon demektir. Ulaşım ve haberleşme demektir.

ŞEHRİN SU ŞEBEKESİ BİLE HÂLÂ KAYIP VERİYOR

Yalova'nın içme suyu şebekesindeki kayıp ve kaçak oranı da hâlâ ciddi bir sorun.

Belediyenin stratejik planında içme suyu kayıp/kaçak oranı %40 olarak gösterilmiş ve hedef %26 olarak belirlenmiş.

2026'da kayıpları azaltmaya yönelik çalışmalar yapılıyor.

Bunlar elbette yapılmalı.

Ama tam da burada şu soru sorulmalı:

1999'dan bu yana bir kentin su altyapısında kayıp-kaçak oranı neden hâlâ bu seviyelerde?

Deprem olduğunda su şebekesi zarar görürse ne olacak?

Afet hazırlığı, yalnızca binaların dayanıklılığı değildir. Kentin altyapısının ayakta kalmasıdır.

4 BİN BİNA TARANDI… PEKİ SONRA?

Gelelim en kritik noktaya.

Yalova Belediyesi, yaklaşık 20 bin binanın yapı envanterini çıkarmak için çalışma yürütüyor. Açıklanan resmi verilere göre 4 bin binanın taraması tamamlandı.

Güzel…

Ama şimdi asıl soru:

4 BİN BİNA TARANDI DA NE OLDU?

Kaçı riskli çıktı?

Kaçı güçlendirildi?

Kaçı yıkıldı?

Kaçı yeniden yapıldı?

Kaçında kentsel dönüşüm başladı?

Kaç vatandaş dönüşüm için destek alabildi?

Çünkü:

Tarama, dönüşüm değildir.

Risk tespiti, binayı güvenli hale getirmek değildir.

Rapor, vatandaşa sağlam bir bina vermez.

Taramak başlangıçtır.

Asıl iş taramadan sonra başlar.

Vatandaşın sorusu da çok basit:

“Benim binam riskliyse şimdi ne olacak?”

İşte bu sorunun somut cevabı verilmek zorunda.

VATANDAŞA “BİNANI YENİLE” DEMEK KOLAY

Riskli binada oturan vatandaşa:

“Binanı yenile.”

demek kolay.

Peki nasıl?

Uygun faizli, uzun vadeli kredi nerede?

Kira desteği nerede?

Dönüşüm desteği nerede?

Dar gelirli vatandaş bu maliyeti nasıl karşılayacak?

Deprem hazırlığı sadece mühendislik meselesi değildir.

Ekonomik meseledir. Sosyal meseledir. Finansman meselesidir. Ve sonunda siyasi irade meselesidir.

ÇALIŞTAY VAR. PEKİ SONUÇ VAR MI?

İşte meselenin can alıcı noktası burada.

İRAP çalıştayı yapılıyor.

Yaklaşık 600 paydaş katkı veriyor.

Hedefler belirlenecek.

Eylemler belirlenecek.

Riskler konuşulacak.

Rapor hazırlanacak.

Sonra?

Benim itirazım çalıştay yapılmasına değil.

Tam tersine…

Uzmanlar konuşmalı. Bilim insanları dinlenmeli. Kurumlar ortak akıl üretmeli.

Ama bütün bunların bir amacı olmalı:

SONUÇ.

Çünkü Yalova'nın artık yeni bir rapordan çok uygulanmış kararlar görmeye ihtiyacı var.

Çalıştay salonunda alınan kararlar Yalova'nın sokaklarına inmiyorsa, vatandaşın hayatında hiçbir şey değişmiyorsa elimizde sadece güzel hazırlanmış bir dosya kalır.

2019'DAN BERİ HAZIRLIK KONUŞULUYOR

2019'dan bu yana deprem hazırlığını konuşuyoruz.

Kentsel dönüşüm konuşuldu.

Riskli binalar konuşuldu.

Toplanma alanları konuşuldu.

Altyapı konuşuldu.

Deprem Master Planı konuşuldu.

Şimdi bir kez daha İRAP konuşuluyor.

Peki artık konuşma aşamasından çıkıp uygulama aşamasına geçmenin zamanı gelmedi mi?

Yalova halkının görmek istediği şey belli:

Kaç riskli bina dönüştürüldü?

Kaç bina güçlendirildi?

Kaç toplanma alanının altyapısı tamamlandı?

Su kayıpları ne zaman düşürülecek?

Deprem Master Planı ne zaman hayata geçecek?

Ve en önemlisi:

İRAP'TA ALINAN KARARLARIN HANGİSİ SAHAYA İNDİ?

İşte hesap burada verilmelidir.

FRANSIZ KALANLAR KİM?

İYİ Parti Yalova İl Başkanı Osman Kendir'in siyasi partilerin çalıştaya katılmamasına yönelik eleştirisi de bu açıdan önemli.

Kendir, afet konusunun kafe açılışlarından daha önemli olduğunu söyledi.

Doğru.

Ama mesele yalnızca siyasi parti başkanlarının çalıştaya gelip gelmemesi değil.

Mesele, çalıştaya gelenlerin ne yapacağı.

Çünkü salona gelip fotoğraf vermek kolay.

Salona gelmeyip eleştiri yapmak da kolay.

Zor olan:

Karar almak.

Bütçe ayırmak.

Binayı dönüştürmek.

Altyapıyı yenilemek.

Toplanma alanını gerçekten kullanılabilir hale getirmek.

Vatandaşa finansman sağlamak.

Ve bütün bunları deprem olmadan yapmak.

SON SÖZ: ÇALIŞTAY BİTTİ, SINAV ŞİMDİ BAŞLIYOR

Valilik, yeni İRAP çalıştayıyla Yalova'yı afetlere karşı daha dirençli hale getirmeyi hedefliyor.

Bu önemli.

Ama Yalova artık hedef değil, sonuç görmek istiyor.

Çünkü 1999'dan bu yana yeterince zaman geçti.

Artık yeni bir depremi bekleyip hazırlık yapma lüksümüz yok.

Çalıştayın başarısı salondaki alkışla ölçülmemeli.

Kaç bina dönüştürüldü?

Kaç altyapı hattı yenilendi?

Kaç toplanma alanı gerçekten kullanılabilir hale getirildi?

Kaç vatandaş desteklendi?

Kaç risk ortadan kaldırıldı?

Bunlarla ölçülmeli.

Ve sonunda şu sorunun cevabı verilmeli:

İRAP RAPORU YALOVA'NIN RAFINA MI KALKACAK, YOKSA YALOVA'NIN SOKAĞINA MI İNECEK?

İşte bütün mesele bu.

Çalıştay yapmak kolay.

Bina taramak kolay.

Rapor hazırlamak kolay.

Zor olan uygulamak.

YALOVA ARTIK ÇALIŞTAY DEĞİL, İCRAAT İSTİYOR.

ÇÜNKÜ DEPREM BEKLEMİYOR.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.