Yalova’nın en işlek noktalarından biri… Cumhuriyet Caddesi… Işıklar mevkii…
Bir minibüsten inen 75 yaşındaki Hasan Ünal yolun karşısına geçmek istedi. Birkaç saniye sonra tonlarca ağırlıktaki bir hafriyat kamyonunun altında kaldı. Ve hayatını kaybetti.
Şimdi herkes aynı soruyu soruyor:
Suçlu kim?
Direksiyon başındaki sürücü mü?
Yolun karşısına geçmeye çalışan yaşlı adam mı?
Yoksa şehrin en yoğun caddesine hafriyat kamyonlarının girmesine izin verenler mi?
Cumhuriyet Caddesi Yalova’nın kalbi.
Yayaların, yaşlıların, öğrencilerin, esnafın, minibüslerin iç içe olduğu bir cadde. Günün her saati insan dolu. Böyle bir caddede tonlarca ağırlıktaki hafriyat kamyonları ve beton mikserleri dolaşıyorsa, ortada sadece bir trafik kazası yoktur. Ortada bir şehir yönetimi sorunu vardır.
Bir şehirde ağır tonajlı araçların nereden geçeceği bellidir.
Bir şehirde insanların yoğun olduğu bölgelerde hangi araçların giremeyeceği de bellidir.
Peki Yalova’da neden belli değil?
Şehrin en yoğun caddesinde dev kamyonlar dolaşıyor.
Minibüsler duruyor, insanlar iniyor, yayalar karşıya geçmeye çalışıyor.
Ve o kalabalığın arasından tonlarca demir yığını ilerliyor.
Sonra bir gün biri hayatını kaybediyor.
Ardından klasik cümleler geliyor:
“Kaza oldu.”
“İnceleme başlatıldı.”
“Soruşturma sürüyor.”
Ama asıl soru ortada duruyor:
Bu kamyonlar şehir merkezinde neden var?
Bir şehirde insanlar yolun karşısına geçerken hayatını kaybetmemeli.
Bir şehirde yaşlı bir adam, minibüsten indikten sonra birkaç adım atarken tonlarca ağırlıktaki bir kamyonun altında kalmamalı.
Eğer bu oluyorsa, mesele sadece bir sürücünün hatası değildir.
Belki de artık şu soruyu daha yüksek sesle sormanın zamanı gelmiştir:
Suçlu kim?
Direksiyon başındaki sürücü mü…
Hayatını kaybeden vatandaş mı…
Yoksa bu kamyonların şehrin ortasında dolaşmasına izin verenler mi?