Yalova’da su bitti ama bahaneler sel oldu.
Baraj kurudu, şehir susuz; fakat siyaset… Maşallah, oluk oluk akıyor.
Önce şu gerçeği yazalım ki kimse sağa sola kıvırmasın:
Yeşil Körfez Su Birliği borçlu falan değil.
Tam tersine, belediyeler halktan topladıkları su parasını birliğe ödemiyor.
Sonra da çıkıp, “Birlik neden yatırım yapmadı?” diye soruyorlar.
E parayı vermeyince nasıl yapsın? Dua edip boruyla mı çeksin?
Ama mesele sadece para değil.
Bu şehirde suyu yöneten değil, suyu bahane eden çok.
Yirmi yıldır masanın üzerinde olan Çağlayan (Gökçe 2) Barajı dosyası hâlâ açılmamış bir “sözde proje” olarak duruyor. 480 kilometrelik şebeke ise hâlâ yamalı bohça. Kiminin hattı asbestli, kimisinin borusu kayıp-kaçaktan şelale gibi akıyor. Yani verilen suyun neredeyse yarısı toprağı suluyor. Tarım Bakanlığı görse destek verir o kadar.
Şimdi herkes birbirine parmak sallıyor.
Eski başkan çıkıp “Yaptıramadım, benim ayıbım olsun” diyor.
Mevcut yönetim, “Biz yapacaktık, onlar engelledi” diye karşılık veriyor.
Belediye “Sorun bizde değil, diyor.
Vatandaş ise musluğu açıyor…
Geceleri Tık yok.
Bu siyasi tartışmaların içinde suyu konuşan tek taraf kim?
Halk.
Ve halkın dediği şey de çok net:
“Kavga etmeyin, suyu yönetin!”
Ama ne mümkün…
Bu şehirde musluklardan su değil, siyaset akıyor.
Hatta bazen öyle bir akıyor ki,
“Keşke su da bu hızla aksa” diyesi geliyor insanın.
Kim suçlu derseniz?
Barajı yaptıramayan mı?
Şebekeyi yenilemeyen mi?
Birliğe ödeme yapmayan belediyeler mi?
Yoksa suyu yönetemeyen ama kavga yönetiminde usta olanlar mı?
Cevap belli:
Hepsi bu tablonun ortağı.
Yalova su krizi yaşamıyor aslında.
Yalova, yönetim krizi yaşıyor.
Su bahane…
Gerçek konu koltuk savaşı.
Musluktan su ne zaman akar bilinmez,
ama siyasetin hiç kesilmeyeceği çok açık.