.
Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez .
Yiyin Beyler yiyin.
Patlayıncaya, tıksırıncaya kadar yiyin
Geriye sayım başladı….Marta sayılı günler var…Henüz o patırtılı günler başlamadı. İnşallah centilmenlik anlaşması yaparlar da sokaklarda bet sesleri duymayız…
Dernekler hortladı… Hemen hemen her gün bir derneğin yeni binası açılıyor… Pişmiş kelle sırıtan belediye başkan adayları, ellerinde makaslar bilmem kaç defa açılışı yapılan derneklerin kurdelelerini kesiyor.
1970 yıllarda kumarhanelerde dernek kisvesi altında faaliyet gösterirdi… Kumarhane sahibi, pardon dernek başkanı parasız kaldı mı bilmem kaçıncı açılışını yapardı.
Masalara kumar oynarken içkiler gelir… Manolar toplanırdı. Açılışa katılan sarı çizmeli ağalar söğüşlenir giderdi. Bir dahaki açılışa katılmak üzere vedalaşırlardı… Aynı masada söğüşlendikleri kişilerden borç para istenip evlerine dönerlerdi. Ha unutmayalım arada sırada silahlarda çekilirdi.
Ben bunların şimdide devam ettiğini iddia edemem ama bu dernekler tüzüklerinde yazılı cicili biçili vaatlerini uygular mı bilemem..
Şükür, hamsili açılışlar yaptık..3 ton hamsi pişirilip dağıtılmış…Valla 3 ton diyorlar…Biri yemiş, biri bakmış biri hani bana hani bana demiş.
Ama o 3 ton hamsiyi kim almış, kaça almış bilmiyorum ama yemeyenler bu gidişle kıyameti koparacak haberiniz olsun..
Kendimi bildim bileli siyasetçiler seçim olacağı zaman koşa koşa STK’la koşarlar…Yalova da ne ettiği belirsiz dernek dolu….
Yalova Valiliğindeki listeye göre 454 tane dernek var… Hemşeri Derneklerinden tutun… Kanarya severler derneğine kadar uzanır. Bunların ne iş yaptığı belli değildir…
Hatta birkaç ay evvel villasında Hint keneviri yetiştiren ve yakalanıncaya kadar gençlerimizi zehirleyen kişinin başkanlığını yaptığı ”uyuşturucu ile mücadele edenler” derneği de var.
Seçim zamanı gelince dernekler, dergâhlar ocağı gibi adaylar tarafından tavaf edilir… Pazarlıklar yapılır…
Şimdi bu dernek yöneticilerine tavsiyem… Malum seçim var. Belediye başkan adayları kurdele kesecek yer arıyorlar…
Yeni bir yere taşınmak mı istiyorsunuz? Derneğinizin yeni mobilyaya mı ihtiyacı var hemen başkan adaylarına “ alo” deyin. Şıp diye her istediğiniz olur…Bu parayı nereden bulup sizin için harcıyorlar, bunu boş verin..
Eğer o başkan adayı, halen belediye başkanı ise merak etmeyin. Onlar için üzülmeyin… Nasıl Olsa Fen işlerinde dönen ufak işlerle bir müteahhide yüklenmiştir..
Haa… o müteahhide de üzülmeyin belediyelerdeki ufak tefek oynama ile nasıl olsa milyonları cukkaya indirecektir o nedenle “Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez”
Yine bu arada size tavsiyem. Adaylardan gelen her hediyeyi kabul edin… Gelen adaya “en büyük başkan bizim başkan” demeyi unutmayın. Zira bundan çok hoşlanırlar. Yeter ki biraz yalakalık yapın..
Yalnız lütfen çocuklarınızla poz vermelerine müsaade etmeyin. Bu pozlarla zannediyorlar ki oy kazanacaklar…Bu resmen çocuk istismarıdır…Acaba çocuğunuzun konuşma hakkı olsa bu poz vermelere müsaade edecek mi.? İyi düşünün…
Yukarda adaylardan gelen hediyeleri kabul edin dedim. Bunda samimiyim. Bu faturalar belediyelerden ödenmiyordur. Alış veriş yapılır. Ödemesi ise belediye ile iş yapmış olanlara veya gelecekte yapılacak olan “abudik gubidik” işleri alacaklara ödetilir.
Seçime girecek aday eğer iktidardaki bir belediye başkanı ise o rakibine göre işe 1-0 önde başlar… Garibim muhalefet adayı bir tane afişi asacak para bulamazken iktidardaki aday yüzlerce, binlerce afiş asar.
Sosyal aktiviteler adı altında belediye kasasından harcamalar yapabilirler..
O nedenle “ Çalsın sazlar, oynasın kızlar” faaliyetleri artar. Malum halkımız “aç karnına tok teselliyi” sever… Koştura koştura o konserlere gider. Sıkı ise o koltuktan kalk. Konseri veren sanatçıdan önce başkan adayı mikrofonu kapar. Hazır dinleyici kitlesi de var… Sen istediğin kadar esnesende aday “cekleri…cakları sıralar durur.
YİYİN BEYLER YİYİN….
Bu sofracık, efendiler –ki bekler yutulmayı
Huzurunuzda titriyor –şu ulusun hayatıdır
Ulusun ki acılı, ulusun ki eşiğinde ölümün!
Ama sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır…
Yiyin, efendiler yiyin; bu doyumsuz sofra sizin,
Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin!
Efendiler pek açsınız besbelli yüzünüzden;
Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir?
Şu doyumcu sofra, bakın gelişinizle övünçlü!
Hakkıdır kutsal savaşınızın, evet, o hak da elde bir…
Yiyin, efendiler yiyin; bu iç şenliği sofra sizin,
Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin!
Bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say:
Soy sop, şeref, gösteriş, oyun, düğün, konak, saray,
Tüm sizindir efendiler, konak, saray, gelin, alay;
Tüm sizindir, tüm sizindir, hazır hazır, kolay kolay…
Yiyin, efendiler yiyin; bu doyumsuz sofra sizin,
Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin!
Büyüklüğün sindirimi biraz ağır olsa da yok zarar,
Görkemli yüceliği, öç alıcı sevinci var,
Bu sofra gönül almanızdan böyle ısınır ve ışıldar.
Sizin şu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar…
Yiyin, efendiler yiyin; bu doyumsuz sofra sizin,
Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin!
Verir zavallı memleket, verir ne varsa; malını,
Varlığını, hayatını, umudunu, hayalini,
Tüm olanca rahatını, olanca gönül balını,
Hemen yutun, düşünmeyin haramını, helalini…
Yiyin, efendiler yiyin; bu doyumsuz sofra sizin,
Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin!
Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak!
Yarın bakarsınız söner bugün çatırdayan ocak!
Bugün ki mideler sağlam, bugün ki çorbalar sıcak;
Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak…
Yiyin, efendiler yiyin; bu cümbüşlü sofra sizin;
Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin!
TAVSİYEM:
Bütün adaylara tavsiyem… Tek başınıza… Kesin olarak arkanıza kimse olmadan bir kasap dükkânına gidin. Bakın dükkâna kaç kişi giriyor… Ne kadar kıyma istiyor? Et demiyorum. Kıyma diyorum. Zira kıymadan daha çok aş çıkıyor.
Ben sık sık gidiyorum. Kasabım tanıdık. İçerde oturuyorum. Sadece seyrediyorum.
Tek tük müşteri giriyor. İnanın en aşağı bir saat oturuyorum.
Dün yine kasapta oturuyordum. Akşamüstü insanların iş çıkışı saatinde orta yaşta bir bayan içeri girdi. Teker teker Fiat sordu. Parmaklarını saydıktan sonra “15 tane köfte ver” dedi.
Bizim kasap 15 köfteyi saydı. Tarttı. Verdi.
Bizim o orta yaşlı bayan kredi kartını kasaba verdi. Kasap post makinesine birkaç defa soktu çıkardı. Sonra müşterisine ”Abla internetler kesildi. Çekemiyorum. Sen sonra verirsin” dedi…
Malum yaşlı olunca, bir de gazeteci olunca hep soruyorum..
Kadıncağıza neden parmaklarını saydığını sordum.
Aldığım cevap, ”amca evde eşim, ben ve 3 çocuk var. Adam başı 3 köfte yeter ”dedi çıktı gitti.
Sonra kasabımla baş başa kalınca, ”abi et Fiatlarını söylemeye utanıyorum. Müşteri yok. Eskide 250 gram alan oluyordu. Şimdi 100 liralık kıyma alıyorlar..
Demin giden bayan bir memur. Kredi kartını iki defa çektim. Yeterli bakiye yoktu.” Bakiye yok”. Diyemedim. İnternet yok diyerek, rencide olmasını istemedim. O bana parası olunca bırakır. Dedi.
Siz neden bu gerçeği anlattığıma gelince; Aldığım duyuma göre İktidar partisi belediye başkanın seçimler için bütçesi 20 milyon liraymış!
Nereden gelir bu para bilemem. Başkanlık aylığı ile bu para geri gelir mi? Onu da bilemem. Genel Merkezler bu parayı gönderir mi? Hiç sanmıyorum. Merkezler Hazineden aldıkları bizim paramız bir şekilde Ankara’da öğütür. İllere minnacık gönderir… Ya ilçe ve beldelere? Onlar ise…. Alır…
CHP Belediye başkanı Mehmet Gülerin bütçesi nedir.? Bu konuda bir bilgiye ulaşamadım. Yalova’da onun afişlerini Mustafa Tutuk gibi her direkte göremedim. Belli ki bütçesi kısıtlı. İktidara yakın olanlar bir şekilde!!! Para bulabilir.
Diğer kadrolu adayların bir kısmı dairesini, varsa anasının, karışının bileziğini satar seçime girer..
Yalova’da her aday köşeyi kapmış. Savaş çadırları gibi çadır kurmuşlar… İçinde şimdilik bir şey yok. Şehri rezil etmeye başlamışlar.
Her tarafta afiş..haa… o afişler ucuz bir şey değil… Daha çoğu rüzgârdan sökülmüş… Paralar saçılmış…
Ey kadrolu… Kadrosuz adaylar…
Oy mu almak istiyorsunuz?
Ya gelin paranızı sokağa atacağınıza ..
“Et kartı” çıkartın. Bu et kartları sabit gelirlilere dağıtın. İnsanların karnına et girsin. İnanın daha garantili oy alırsınız…
Bir noktayı unutmayın bu kartlar marketlerde değil yerel kasaplarda geçsin…
Halen belediye başkanı olup ta tekrar aday olanlara gelince…
Bana martaval anlatmayın..
Belediyelerinizin hangi birimlerinde gizli bağışlar alındığını bilmeyen yok… Ben yazsam da yazmasam da bu bağışlar alınacak ve alınıyor da…
Kimi uyanıklar milyonları alıp cebine koyarak piyasadan kayboluyor..
Siz onlar kaçmadan o iş adamlarından “et kart” alında insanlara dağıtın hem daha çok sevap, hem de daha çok oy kazanırsınız..(Dip not: Sadece yandaşlarınıza dağıtmayın. Onlardan da ihtiyacı olanlara verin)