Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

 “Karaip korsanı allem etti kallem etti…”

Yazının Giriş Tarihi: 04.01.2026 11:33
Yazının Güncellenme Tarihi: 04.01.2026 15:39

“Aynı El, Farklı Milletler: Venezuela Düştü, Türkiye Direndi”

Bu laf boşuna söylenmedi. Çünkü Venezuela, masada değil, adım adım kuşatılarak çökertildi. Kimileri hâlâ saf saf “ekonomi kötüydü” deyip geçiyor. Hayır. Ekonomi kötüydü ama asıl mesele ülkenin direnç noktalarının tek tek kırılmasıydı.

Ben Venezuela’yı bugünkü hâliyle değil, çöküşe doğru yürürken gördüm.

1980’li yıllardı. Ülkeye La Guaira Limanından giriş yaptım. Limanla başkent Karakas arası kısa bir mesafeydi ama o yol, bir ülkenin nasıl ikiye bölündüğünü anlatmaya yetiyordu.

O dönemde Türk Büyükelçiliği’nde görev yapan bir Türk polisi vardı. İstanbul Kartal’daki gazetecilik yıllarımdan tanıdığım bir isim çıktı. “Gel” dedi, “sana gerçek Venezuela’yı göstereyim.”

Gösterdi de…

La Guaira’dan Karakas’a giderken yol boyunca bitmeyen gecekondu mahalleleri…

Ama bizim bildiğimiz gecekondular değil. Beton bir zemin, birkaç kazık, etrafı naylon. Ne kapı var ne pencere. İnsanlar bir baş sokmalık yer için toprağı kazıyor.

Arabadan indik.

Bir adam sigarası ağzında, kazmasını toprağa vurdu.

Bir anda petrol fışkırdı.

Sevinmesini beklersiniz değil mi?

Adam çılgına döndü. Küfürler savurdu, petrolün çıktığı yeri kapatmaya çalıştı. Çünkü petrol çıkarsa orası artık onun evi olmayacaktı. Devlet gelecek, alanı çevirecek, onu oradan sürecekti.

İşte Venezuela’nın özeti budur:

Zenginlik, yoksula bela olmuştur.

Aynı gün polis arkadaşım beni Karakas’ın merkezine götürdü. Gökdelenlerin arasından geçtik. Devasa bir park… Çimler, ağaçlar, düzen… Parkın ortasında birkaç büyük taş kütlesi vardı.

Cebinden bozuk para çıkardı, taşları kazıdı.

Altından altın çıktı.

“Bunları nasıl çalmıyorlar?” diye sordum.

Güldü.

“Sıkıysa çalsınlar… Etrafına baksana, her yer sivil polis.”

Bir yanda altınlar, petrol, devasa servet…

Diğer yanda naylondan evler, açlık, korku.

O yıllarda ülkenin başında Luis Herrera Campins vardı. Demokratik yollarla gelmişti. Umutla gelmişti. Ama 1983 Kara Cuma Venezuela’nın belini kırdı. Para çöktü, alım gücü bitti, orta sınıf yok oldu. Campins süresini tamamladı ama refah masalı orada bitti.

Sonrası zaten çorap söküğü gibi geldi.

1992’de Hugo Chávez darbe girişiminde bulundu. Başarısız oldu, tutuklandı. Sonra affedildi.

Ve 1999’da bu kez sandıkla geldi.

İlk yıllarda halk onu sevdi. Çünkü yoksullara dokundu. Gecekondu mahalleleri arkasında durdu. Ama sistem yine petrole bağlandı. Üretim unutuldu. Devlet kişilere teslim edildi.

Chávez hastalandı. Ölmeden önce işaret ettiği isim Maduroydu.

Maduro seçimle geldi. Ama tartışmalı, şaibeli, kıl payı bir seçimle…

Ve ondan sonra Venezuela, kelimenin tam anlamıyla çöktü.

Hiperenflasyon, kıtlık, göç…

Para pul oldu.

İnsanlar ülkeyi terk etti.

ABD mi suçlu, Maduro mu?

Bu sorunun cevabı nettir:

Maduro çökertti, ABD boğdu.

ABD Venezuela’yı ideolojiyle hedef aldı, petrol için sıkıştırdı, yaptırımlarla nefessiz bıraktı. Maduro ise içeride zaten çürümüş bir yapıyı yönetemedi.

Venezuela’da oynanan oyun şuydu:

Petrol zengini ama kurumları zayıf bir ülke…

Yoksul halk…

Petrole bağımlı ekonomi…

Devletin içine işlemiş yozlaşma…

Önce ideolojik çatışma başlatıldı.

Sonra ekonomik baskı geldi.

Yaptırımlar devreye sokuldu.

Muhalefet kışkırtıldı.

“Meşruiyet” tartışması büyütüldü.

Sonuç ortada:

Bir ülke nefessiz bırakıldı.

Şimdi gelelim Türkiye’ye…

“Bayram değil seyran değil, Venezuela nereden çıktı?” diyenler olabilir. Çıktı çünkü aynı senaryo Türkiye’de de denendi.

15 Temmuz bunun adıdır. Devlete sız, kurumu çürüt, halkı piyon yap…

Ama hesap edemedikleri bir şey vardı:

Türk halkı.

Türk halkı Venezuela halkı değildir.

Türk halkı Arap halkı değildir.

Bu ülkede ordu, polis, millet ayrılmaz.

Şehitlik bizde utanç değil, şereftir.

Vatan için ölmek felaket değil, mertebedir.

Bu ülkede yöneticiler eleştirilebilir.

Ama hiçbir Türk, ülkesinin başındakini karga tulumba işgalcilere teslim etmez.

Suç varsa cezasını Türk mahkemeleri verir.

İşte bu yüzden biz Türkiye’yiz.

İşte bu yüzden bu topraklar kolay lokma değildir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.