Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Kapıya Sıkışınca mı Türk’ü Hatırladınız?

Yazının Giriş Tarihi: 08.01.2026 09:27
Yazının Güncellenme Tarihi: 08.01.2026 09:28

Yıllardır Türkiye’yi kendi masalarında “bekleme odasına” mahkûm edenler, bugün kapıların arkasında telaşla yeni sandalyeler hazırlıyor. Ne zaman sıkışsalar, jeopolitik zemin ayaklarının altından kaymaya başlasa, akıllarına birdenbire “Türk’ün güvenliği, Türk’ün askeri” geliyor.

Ama biz unutmadık.

Türk vatandaşına yıllarca vize duvarı örenler…

Türk turistine kuyruklu misafir muamelesi yapıp kapılarını zor aralayanlar…

Bugün “yakınlaşma” adı altında Mehmetçiği Avrupa’nın güvenlik açığını kapatacak bir tampon yama gibi görmek istiyor.

Kusura bakmayın.

Mehmetçik kimsenin panik döneminin sigortası değildir.

Bu ülke, terör örgütlerine alan açanların bugün yaşadığı paniği görüyor.

Rusya-Ukrayna savaşı uzayınca, NATO çatırdayınca, Avrupa güvenlik mimarisi çöktükçe birden “Türkiye’siz olmazmış” demeye başladılar.

Hadi canım.

Bizim yıllardır söylediğimizi, onlar ancak tehdit enselerine dayanınca anladı.

AB ilişkileri, Gümrük Birliği, ticaret… Elbette önemlidir.

Ama asıl gerçek şudur:

Türkiye artık kapıda bekleyen değil, kapıyı kimin açtığını sorgulayan bir devlettir.

Vize çilesi sürüyorsa,

Yetkilendirme yıllardır bekletiliyorsa,

Brüksel hâlâ isteksizse…

Kimse bizden “teşekkür ederiz” diyecek bir mahcupluk beklemesin.

Bu ülkenin stratejik kararlarında söz sahibi yalnız millettir.

AB üyeliği de, savunma ortaklığı da, geleceğimizi ilgilendiren her konu da referandumla milletin onayına sunulmalıdır.

Ve burada başka bir gerçekle daha yüzleşmek gerekiyor:

İslam Birliği Neden İşe Yaramadı?

On yıllardır bazı çevreler “İslam Birliği kurulsun, tüm Müslüman ülkeler birleşsin” diye bir romantizm pompaladı.

Ama gerçek ortada:

Aynı inanca sahip olmak, ortak çıkar üretmeye yetmedi.

Ortadoğu ülkeleri birbirini desteklemedi.

Krizlerde birlik oluşturamadılar.

İç çekişmeler, mezhep ayrılıkları, dış müdahaleler derken, “İslam Birliği” dediğiniz şey ideal olarak kaldı, pratikte hiçbir zaman işlemedi.

Kimin hangi paraya, hangi güce, hangi dış merkeze yaslandığı belli.

Bugün bile İslam coğrafyasındaki pek çok ülke, kendi ulusal çıkarını koruyamazken nasıl ortak ordu, nasıl ortak irade kurulacak?

**Bu acı ama gerçek bir tablodur:

İslam Birliği gerçekleşmedi ve bugünkü dünya düzeninde karşılığı yok.**

Bu yüzden Türk milleti yıllardır kendi yolunu çiziyor.

Gerçekçi olan bir tek birlik var: Türk Birliği.

Türk devletleri arasındaki bağlar güçleniyor.

Türk savunma sanayii el ele veriyor.

Türk Devletleri Teşkilatı her yıl daha da güçleniyor.

Ekonomik ve stratejik ortaklıklar büyüyor.

Adı ister “Turan Birliği” olsun, ister “Türk Dünyası Ortak Vizyonu”…

Bu millet bilir ki:

Türk’ün gerçek dostu yine Türk’tür.

Mehmetçiği başkalarının daralan güvenlik koridorlarına sürmek için değil,

kendi jeopolitik geleceğimizi inşa etmek için var gücümüzle yol alıyoruz.

O yüzden soruyorum:

**Türk devletlerinin ortak ordusunu konuşacağımız gün gerçekten uzak mı?

Yoksa başkalarının telaşı bize kendi gücümüzü bir kez daha hatırlatıyor?**

Tarih yine soruyor:

“Kimin masasında olacaksın?”

Cevap belli:

Biz kimsenin masasında değil, kendi masamızın başındayız.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.