Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

HAFIZASI SİLİNEN ŞEHİR

Yazının Giriş Tarihi: 19.06.2026 22:29
Yazının Güncellenme Tarihi: 19.06.2026 22:30

Bir şehrin kimliği vardır.

Bir şehrin hafızası vardır.

Bir şehrin vefası vardır.

Ve bir şehrin cadde, sokak, park ve meydanlarına verilen isimler, aslında o şehrin geçmişe nasıl baktığını, kendi evlatlarına ne kadar sahip çıktığını gösterir.

Ne yazık ki Yalova'da uzun yıllardır isimler üzerinden garip bir anlayış hüküm sürüyor.

Önüne gelenin adı bir caddeye, bir sokağa, bir parka veriliyor.

Kimdir, Yalova'ya ne katkı sağlamıştır, bu şehirle ne bağı vardır, geride ne bırakmıştır; bunlar çoğu zaman sorgulanmıyor.

Üstelik dünyanın hiçbir yerinde görülmeyecek bir başka hastalık da bizde var:

Bir dönem verilen isimler, başka bir dönem rahatsızlık konusu oluyor, sonra da siliniyor.

Sanki şehirlerin hafızası, iktidarlara veya dönemlere göre değiştirilecek bir bilgisayar dosyasıymış gibi...

Rahmetli Yaşar Okuyan…

Yalova milletvekili oldu.

Bakanlık yaptı.

17 Ağustos depreminden sonra yerle bir olmuş Yalova'nın yeniden ayağa kalkması için insanüstü bir mücadele verdi.

Ankara'nın kapılarını zorladı.

Yatırımların önünü açtı.

Yapımında büyük emeği bulunan Devlet Hastanesi'ne adı verildi.

Birileri rahatsız oldu.

İsmi kaldırıldı.

Daha sonra bir ana caddeye Yaşar Okuyan adı verildi.

Bu kez de birileri yine rahatsız oldu.

Bir çırpıda o isim de silindi.

Üstelik aynı caddeye Şehit Ömer Faydalı'nın adı verilerek, Yaşar Okuyan isminin bir daha dönmesinin önü tamamen kapatıldı.

Şehitlerimiz başımızın tacıdır.

Ancak şehit isimleri, bir başka ismi ortadan kaldırmanın gerekçesi haline getirildiğinde, bu durum ne şehidimize ne de Yalova'nın hafızasına hizmet eder.

Asıl mesele şudur:

Yalova kendi insanlarına neden bu kadar cimri davranırken, bu şehirle uzak yakın alakası olmayan isimler konusunda neden bu kadar cömert davranıyor?

Bu kentte yıllarını eğitime vermiş öğretmenler yok mu?

Bu şehirde yüzlerce öğrenciyi yetiştiren hocalar yaşamadı mı?

Bu şehrin kalkınması için ömrünü harcamış doktorlar, spor adamları, iş insanları, sanatçılar, hayırseverler, deprem günlerinde canını dişine takan insanlar yok muydu?

Ülkenin dört bir yanında yaşanmış acı olaylarda hayatını kaybetmiş masum insanlara elbette hepimizin vicdanı sızlıyor.

Cinayetlere kurban giden her insanın acısı ortaktır.

Ancak bir şehre isim vermek, duygusal reflekslerle değil, o şehirle kurulmuş bağlar ve bırakılmış izlerle değerlendirilmelidir.

Yoksa yarın Yalova'nın çocukları kendi şehirlerinde yürürken, tabelalarda tanımadıkları isimleri okuyacak, bu insanların Yalova ile ne ilgisi olduğunu merak edeceklerdir.

Daha vahimi ise, birkaç kişinin teklifiyle ortaya çıkan isimlendirme taleplerinin, belediye meclislerinde çoğu zaman yeterince tartışılmadan adeta bir tasdik makamı anlayışıyla kabul edilmesidir.

Oysa belediye meclisleri, üç beş kişinin isteğini onaylayan noter makamları değildir.

Meclis üyeleri, önlerine gelen her öneriye "evet" demek için değil; sorgulamak, araştırmak ve o ismin elli yıl sonra da o şehirde yaşamayı hak edip etmediğini vicdanlarıyla tartmak için seçilmişlerdir.

Bir caddeye, bir parka veya bir meydana isim vermek; asfalt dökmek, kaldırım yapmak kadar basit bir işlem değildir.

Bu, şehrin hafızasına müdahale etmektir.

Bu nedenle kararlar üç beş kişinin talebiyle değil; tarihçilerin, akademisyenlerin, kent büyüklerinin, sivil toplum kuruluşlarının ve en önemlisi halkın görüşü alınarak verilmelidir.

Çünkü bir şehri yönetenler gelip geçicidir.

Belediye başkanları değişir.

Meclis üyeleri değişir.

İktidarlar değişir.

Ama o tabelalar kalır.

Bir kentin hafızası televizyon ekranlarındaki gündemlerle değil, o kente emek verenlerle oluşur.

Bugün önüne gelenin adını bir parka, bir caddeye yazmak kolaydır.

Zor olan, elli yıl sonra bile o ismin orada durmasını sağlayacak vicdani meşruiyeti oluşturmaktır.

Çünkü tabelalara isim yazmak kolaydır.

Asıl mesele, tarihe isim yazabilmektir.

Ve unutulmamalıdır ki;

Şehirler betonla değil, hafızayla yaşar.

Hafızasını kaybeden şehirler ise zamanla kimliğini de kaybeder.

Belki de Yalova'nın artık ihtiyacı olan şey, yeni tabelalar değil;

Kendi evlatlarına gösteremediği vefayı yeniden hatırlamasıdır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.