Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

GÖREV BİTTİ, ACITAN SORULAR BAŞLADI

Yazının Giriş Tarihi: 13.09.2026 14:28
Yazının Güncellenme Tarihi: 13.09.2026 14:29

AFAD Müdürü Erdoğan’dan yürek burkan sözler… Peki, neden görevden alındı?

Cem Erdoğan’ın görevden alınmasıyla ilgili kamuoyunun önünde duran en büyük sorun, görevden alınmış olması değil; neden alındığının açıklanmamış olmasıdır.

7 Eylül 2026’da Yalova AFAD İl Müdürü Cem Erdoğan’ın görevden alındığı haberleri yayımlandı. Haberlerde, kararın İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından alındığı belirtildi. Ancak kararın gerekçesi açıklanmadı.

Sonra Erdoğan çıktı ve günler sonra yaptığı veda açıklamasında adeta hayatının muhasebesini yaptı.

Yalova’da yaptığı çalışmaları anlattı.

25 yıllık afet mücadelesini anlattı.

Depremleri, maden kazalarını, selleri, enkazları anlattı.

Kurtardığı insanları anlattı.

Çıkardığı cansız bedenleri anlattı.

Ama en çok da kendi çocuğunu anlattı.

“Başkalarının çocuğunu kurtarmak için kendi çocuğumdan, başka aileler için kendi ailemden vazgeçtim” dedi.

Yaklaşık bir yıldır 15 yaşındaki oğlunu göremediğini, çocuğuna babalık ve eşine eşlik edemediği için ailesinin dağıldığını söyledi.

Bir insanın görevinden ayrılırken söyleyebileceği en ağır cümlelerden biri bu.

Fakat benim dikkatimi başka bir şey çekiyor:

Bu insan neden görevden alındı?

İşte asıl soru bu!

Çünkü Erdoğan sıradan bir memur değil.

AFAD'ın resmi özgeçmişinde 2001 yılında kamu görevine başladığı, 2016-2024 yılları arasında Tunceli AFAD İl Müdürü olarak görev yaptığı, 2024'te Yalova AFAD İl Müdürlüğüne atandığı belirtiliyor. Aynı resmi özgeçmişte 2020 yılında Gülistan Doku arama-kurtarma faaliyetlerinde görev aldığı da açıkça yazıyor.

Ve tam da burada kamuoyunun kafası karışıyor.

Gülistan Doku dosyası 2026 yılında yeniden açıldı.

Üstelik sıradan bir gelişmeden söz etmiyoruz.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Doku soruşturması kapsamında 4 Mülkiye Başmüfettişi ve 2 Polis Başmüfettişinin, dönemin yetkilileri hakkında herhangi bir ihmal bulunup bulunmadığını incelemek üzere görevlendirildiğini açıkladı.

6 Eylül'de ise Gülistan Doku soruşturmasında ABD'de bulunan bir şüphelinin FBI tarafından alınan ifadesi gündeme geldi.

Ertesi gün?

Cem Erdoğan’ın Yalova AFAD İl Müdürlüğü görevinden alındığı haberi geldi.

Şimdi kimse çıkıp da “Bu kesinlikle Gülistan Doku dosyası nedeniyle yapıldı” diyemez.

Ben de demiyorum.

Çünkü ortada bunu kanıtlayan resmi bir açıklama yok.

Ama tam tersine, bu zamanlama nedeniyle kamuoyunun soru sormasını da kimse yadırgayamaz.

Peki neden açıklanmıyor?

İşte benim itirazım burada.

Eğer Cem Erdoğan’ın görevden alınmasının Gülistan Doku dosyasıyla hiçbir ilgisi yoksa, bunu söyleyin.

“Görev değişikliği idari tasarruftur, Doku soruşturmasıyla ilgisi bulunmamaktadır” deyin.

Eğer başka bir idari gerekçe varsa, onu açıklayın.

Eğer hakkında bir inceleme varsa, onu açıklayın.

Eğer herhangi bir ihmal veya kusur tespit edilmişse, hukuk çerçevesinde onu açıklayın.

Ama hiçbir şey söylemeyip yalnızca “görevden alındı” demek, kamuoyunun kafasında soru işaretlerinin büyümesine neden olur.

Daha da kötüsü, insanları suçluymuş gibi algılanabilecek bir konuma sokar.

Oysa görevden alınmak, tek başına suçlu olmak değildir.

Bir idari görev değişikliği, bir disiplin işlemi, bir soruşturma, bir kusur tespiti ve bir ceza birbirinden tamamen farklı hukuki durumlardır.

Bunların birbirine karıştırılmaması gerekir.

Cem Erdoğan’ın da hakkı var

Cem Erdoğan hakkında kamuoyunda olumlu ya da olumsuz değerlendirme yapılabilir.

Görev yaptığı dönem eleştirilebilir.

Yaptığı işler tartışılabilir.

Tunceli dönemindeki Gülistan Doku arama çalışmalarındaki rolü de elbette sorgulanabilir.

Bunların hepsi demokratik toplumlarda mümkündür.

Ama bir insanın adı bir soruşturmanın yanında geçiyorsa ve hemen ardından görevden alınıyorsa, devletin yapması gereken şey sessiz kalmak değil, açıklık getirmektir.

Çünkü sessizlik bazen gerçeği korumaz.

Tam tersine, söylentiyi büyütür.

Bir de şu var...

Erdoğan’ın görevden alındıktan sonra yaptığı açıklamaya bakıyorum.

Savunma yapmıyor.

Birilerini suçlamıyor.

“Beni neden aldınız?” diye bağırmıyor.

Bunun yerine 25 yıllık görev hayatını anlatıyor.

“1000'den fazla cansız beden çıkardım” diyor.

“100'den fazla canlı kurtardım” diyor.

Ve sonunda kendi oğlundan helallik istiyor.

Bu sözler elbette Erdoğan’ı herhangi bir soruşturmanın dışında bırakmaz.

Ama kamuoyunun önünde suçlu ilan edilmeyi de haklı çıkarmaz.

Devletin elinde bir bilgi varsa açıklasın.

Bir soruşturma varsa açıklasın.

Bir kusur varsa açıklasın.

Yoksa da açıklasın.

Çünkü mesele Cem Erdoğan’dan daha büyük

Bugün mesele yalnızca Cem Erdoğan meselesi değildir.

Mesele, devletin yaptığı bir görevden alma işleminin arkasındaki gerekçeyi kamuoyuna anlatma sorumluluğudur.

Devletin kurumları güçlüdür.

Karar alma yetkileri vardır.

Atama yaparlar, görevden alırlar.

Bunlar devlet yönetiminin doğal sonuçlarıdır.

Ama kamu görevi yapan bir insanın adı bir anda ülkenin en tartışmalı soruşturmalarından birinin geçmişiyle yan yana geliyorsa, devletin söyleyeceği bir çift söz olmalıdır.

Çünkü bugün Cem Erdoğan konuşuluyor.

Yarın başka bir bürokrat konuşulacak.

Öbür gün başka bir kamu görevlisi...

Her görevden alma kararının arkasında bir gerekçe vardır.

Kamuoyunun bunu bilmeye hakkı vardır.

Ve eğer ortada Erdoğan’ı suçlayan hiçbir şey yoksa, en azından bunun da açıkça söylenmesi gerekir.

Benim itirazım Cem Erdoğan’ın görevden alınmasına değil.

Neden alındığının anlatılmamasına.

Çünkü açıklanmayan her gerekçe, kamuoyunda başka bir gerekçenin doğmasına yol açar.

Ve en kötüsü de şudur:

Bir insanı suçlamadan önce, suçunun ne olduğunu söylemek gerekir.

Cem Erdoğan’ın görevden alınmasıyla ilgili kamuoyunun beklediği şey de aslında çok basit:

Bir resmi açıklama.

Ne fazla, ne eksik.

Neden?

Bunu devlet söylesin.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.