Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Faylar Çalışıyor… Biz Hâlâ Toplantı Yapıyoruz!

Yazının Giriş Tarihi: 10.08.2026 07:03
Yazının Güncellenme Tarihi: 10.08.2026 07:04

Bilim insanları denizin dibine sekiz sismometre indirmiş...

On ay boyunca Marmara'nın nabzını dinlemişler.

Binlerce mikrodeprem kaydetmişler.

Sonuç ne?

"Marmara'nın altındaki fay sistemi düşündüğümüzden daha karmaşık."

Şimdi sıkı durun...

Bu haberi okuyan Yalovalının aklına gelen ilk soru şu olmalı:

Biz bu kadar karmaşık bir fay sistemine karşı ne kadar hazırlıklıyız?

Cevabı biliyorsunuz.

Hazırlık konusunda uzmanız...

Toplantıya hazırlanıyoruz.

Komisyon kurmaya hazırlanıyoruz.

Sunum hazırlıyoruz.

Dosya hazırlıyoruz.

Rapor hazırlıyoruz.

Ama deprem hazırlığı...

İşte orada dosyalar biraz ağır ilerliyor.

Yalova, 17 Ağustos'u yaşamış bir şehir.

Bu kentin hafızasında beton değil, acı var.

Ama nedense yıllar geçtikçe hafıza azalıyor, bina sayısı artıyor.

Her deprem haberinden sonra aynı cümleler...

"Deprem gerçeğini unutmamalıyız."

Arkasından ne geliyor?

Sessizlik...

Bir sonraki deprem haberine kadar.

Bilim insanları denizin dibini santim santim inceliyor.

Biz ise hâlâ kaldırımı mı yenileyelim, refüje hangi çiçeği dikelim diye tartışıyoruz.

Onlar fay haritası çıkarıyor...

Biz afiş hazırlıyoruz.

Onlar gerilme birikimini hesaplıyor...

Biz açılış kurdelesinin rengini.

Deprem ise bunların hiçbirini umursamıyor.

İşin en acı tarafı ne biliyor musunuz?

Deprem olduktan sonra herkes aynı cümleyi kuruyor.

"Keşke..."

Keşke bina sağlam olsaydı...

Keşke denetimler zamanında yapılsaydı...

Keşke toplanma alanlarını imara açmasaydık...

Keşke tatbikat yapsaydık...

Keşke...

Bizim en pahalı kelimemizdir.

Çünkü bedeli hep canla ödenir.

İzmit Körfezi'ndeki yeni araştırma depremin yarın olacağını söylemiyor.

Ama bize çok önemli bir şey söylüyor.

"Marmara'yı hafife almayın."

Biz ise yıllardır aynı oyunu oynuyoruz.

Depremi konuşuyoruz...

Sonra unutuyoruz...

Deprem ise bizi unutmuyor.

Temel'e sormuşlar:

"Ula Temel, evin çok eski... Güçlendirme yaptıracak mısın?"

Temel gülmüş:

"Yok daa... Ben bekleyeyrum."

"Neyi bekleyeysun?"

"Deprem gelsun. Eğer ev yıkılmazsa sağlamdır, yıkılırsa zaten güçlendirmeye gerek kalmaz..."

Bugün bu fıkraya gülebiliriz.

Ama yarın gerçek olursa...

Hiç kimsenin gülecek hâli kalmaz.

Çünkü deprem, ihmali affetmeyen tek misafirdir.

Kapıyı çalmadan gelir...

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.