Yalova’daki hastane bağlantı yoluyla ilgili tartışma artık bir “vatandaş söylentisi” ya da “sosyal medya abartısı” değildir.
Ortaya atılan iddia ne kahvehane muhabbetidir ne de kulaktan dolma bir şüphe.
Üstelik bu iddia, sokakta yürüyen herhangi bir vatandaşın yorumu da değildir.
Bu iddia, İYİ Parti Yalova İl Başkanı Osman Kendir’e aittir.
Ve Osman Kendir, aynı zamanda Jeoloji Mühendisidir.
Ortada iki net tespit bulunmaktadır.
Birincisi:
Bu yol ve istinat yapıları olağanüstü yüksek bir maliyetle yapılmıştır.
İkincisi:
Bu kadar yüksek maliyete rağmen, sahada bozulma ve kayma emareleri gözlemlendiği iddia edilmektedir.
İşte bu noktada tartışmanın yönü değişmektedir.
Çünkü konu artık yalnızca “çok para harcandı” tartışması değildir.
Asıl soru şudur:
Bu kadar ağır mühendislik uygulamaları yapıldıysa, neden hâlâ hareket konuşulmaktadır?
546 adet fore kazık…
Ankrajlı istinat duvarları…
Zemin iyileştirme çalışmaları…
Drenaj sistemleri…
Bunlar, sıradan bir yolun değil;
riskli bir yamaç yapısının teknik olarak stabilize edilmesi için uygulanan işlemlerdir.
Bu ölçekte, bu teknik yoğunlukta ve bu maliyette yapılan bir sistemin tek vaadi vardır:
Uzun vadeli stabilite.
Ancak uzman bir jeoloji mühendisi çıkıp,
“Bu kadar pahalıya yapılan bir yerde kayma emareleri görülüyorsa, bunun mutlaka teknik olarak açıklanması gerekir” diyorsa,
Bu söz hafife alınamaz.
Çünkü jeolojide “küçük hareket” diye bir kavram yoktur.
Hareket varsa, bir süreç vardır.
Süreç varsa, izleme gerekir.
İddianın en kritik noktası da tam olarak burasıdır:
Yapının davranışı düzenli olarak ölçülmekte midir?
Deplasman sensörleri bulunmakta mıdır?
Eşik değerler belirlenmiş midir?
Bu veriler kamuoyuyla paylaşılmakta mıdır?
Bu sorulara net ve teknik cevaplar verilmediği sürece,
“Her şey kontrol altında” cümlesi bilimsel ve mühendislik açısından bir karşılık bulmaz.
Altını çizmek gerekir:
Bu eleştiri, yapılan işi toptan reddetmek değildir.
Bu eleştiri, bu kadar pahalı yapılan bir işin neden hâlâ soru işareti ürettiğini sorgulamaktır.
Ve en önemlisi:
Bu soruyu soran kişi, bu işin dilini bilen biridir.
Bu nedenle bu iddiaya verilecek cevap,
Siyasi sloganlarla değil,
Teknik raporlarla verilmelidir.
Çünkü mesele siyaset değildir.
Mesele zemindir.
Zemin konuşmaya başladıysa, susarak geçiştirilemez.
Zemin, kaya, şev, istinat ve kayma gibi konular;
Sosyal medyada “gördüm, öyle hissettim” diyerek konuşulacak başlıklar değildir.
Eğer bu iddia doğruysa, ortada yalnızca bir “maliyet tartışması” değil;
Ciddi bir mühendislik, denetim ve kamu kaynaklarının kullanımı sorunu vardır.
Şu soru artık kaçınılmazdır:
Milyonlarca lira harcanan bu yapılar neden hâlâ risk konuşulacak noktadadır?
Bir diğer soru ise cevabı geciktikçe kamuoyundaki rahatsızlığı büyütmektedir:
Bu iddialara neden resmî, teknik ve şeffaf bir açıklama yapılmamaktadır?
Çünkü burada söz konusu olan yer;
Her gün binlerce insanın kullandığı,
Ambulansların girip çıktığı,
Afet anında kritik rol üstlenecek bir hastane yerleşkesidir.
Bu nedenle konu, siyasi polemik malzemesi yapılacak kadar basit değildir.
Ama aynı zamanda görmezden gelinecek kadar da önemsiz değildir.
Eğer iddialar doğru değilse,
Yetkililer bunu teknik raporlarla, ölçümlerle ve izleme verileriyle ortaya koymalıdır.
Eğer iddialar doğruysa,
O zaman da şu sorunun cevabı verilmelidir:
Bu kadar para harcanmasına rağmen neden aynı riskler yeniden ortaya çıkmaktadır?