Temel belediyeye gitmiş.
"Buraya okul yapacağız." demişler.
Bir süre sonra gitmiş, "Vazgeçtik, park yapacağız."
Bir süre sonra yine gitmiş, "Şimdi de otopark düşünüyoruz."
Temel dayanamamış:
"Ula siz önce ne yapacağınıza karar verun da, ben de ona göre sevineyim."
Atatürk İlkokulu'nun bulunduğu arazi yine gündemde...
Kimine göre okul yapılmalı.
Kimine göre kent meydanı olmalı.
Kimine göre altına katlı otopark, üstüne park yapılmalı.
Ben yıllardır aynı düşüncedeyim. Eğer şehircilik açısından doğru planlanırsa, altı otopark üstü yeşil alan fikri Yalova'nın merkezine büyük değer katabilir. Ancak bu düşüncenin önünde sadece teknik değil, hukuki gerçekler de var.
İşte asıl konuşulması gereken de bunlar...
Geçenlerde eski bir öğretmenle karşılaştım.
Okulun önünde durdu, uzun uzun binaya baktı.
"Bu binada binlerce çocuk yetişti," dedi.
Sonra ekledi:
"Betonu yıkabilirsiniz ama hatıraları yıkamazsınız."
Haklıydı...
Bugün konuşulan yalnızca bir bina değil.
Şehrin hafızası...
Çocukların geleceği...
Ve milyonlarca liralık bir kamu varlığı...
Şimdi herkes parkı, otoparkı, meydanı konuşuyor.
Peki ya işin hukuki boyutu?
Kamuoyunda yıllardır konuşulan iddiaya göre bu arazi eğitim amacıyla kullanılmak şartıyla bağışlandı.
Eğer gerçekten bağış senedinde böyle bir şart varsa ve hukuken geçerliliğini koruyorsa, okul yapılmaması halinde bağışçının mirasçılarının dava açması kuvvetle muhtemeldir."
Bu da en doğal hakları olur.
O zaman mesele sadece imar planı olmaktan çıkar.
Mahkemeler...
Bilirkişi raporları...
Tazminatlar...
Yıllarca sürecek davalar...
Ve yine kaybeden Yalova olur.
Bir de işin ekonomik tarafını düşünelim.
Daha birkaç hafta önce Çeşme Sokak'ta bulunan küçücük bir arsa için mahkemenin görevlendirdiği bilirkişi heyeti yaklaşık 400 milyon lira değer biçti.
Tekrar ediyorum...
Küçücük bir arsa...
Yaklaşık 400 milyon lira...
Peki Atatürk İlkokulu'nun bulunduğu yaklaşık 3,5-3,6 dönümlük, Yalova'nın tam merkezindeki bu arazinin değeri sizce ne kadar?
Bir milyar mı?
İki milyar mı?
Daha mı fazla?
Eğer günün birinde hukuki süreç sonunda belediyenin bağış şartları nedeniyle tazminat ödemesi gerekirse, bunun altından hangi belediye bütçesi kalkabilir?
Bu soruyu cevaplaması gerekenler, bugün bu kararları verenlerdir.
Belediye Meclisi bugün alanı "plansız" bıraktı.
Mahkeme kararının gereği buydu.
Buna diyecek söz yok.
Ancak plansız bırakılan yalnızca bir parsel olmamalı.
Şehrin geleceği plansız bırakılmamalı.
Milli Eğitim mutlaka itiraz edecektir.
"Milli Eğitim'in bu karara itiraz etmesi kuvvetle muhtemel görünüyor.
"Olmazsa dosya yeniden mahkemeye gidecektir.
Aylar...
Belki yıllar...
Bu arada öğrenciler başka okullarda eğitim görmek zorunda kalacaktır.
Benim gönlüm hâlâ aynı noktada...
Eğer bütün hukuki engeller aşılabiliyorsa...
Bağış şartları buna izin veriyorsa...
Şehir gerçekten kazanacaksa...
Altına modern katlı otopark...
Üstüne meydan ve yeşil alan...
Ama bunun bedeli çocukların eğitim hakkı ya da milyarlarca liralık tazminat riski olmamalı.
Çünkü şehircilik sadece bina yapmak değildir.
Geleceği planlamaktır.
Ve unutulmamalıdır ki...
Atatürk İlkokulu arazisinde verilecek karar, yalnızca bir imar kararı olmayacak.
Belki de Yalova'nın gelecek elli yılını belirleyecek en önemli karar olacaktır.
*********
Yazının başındaki Temel'i hatırlayın...
Belediyeden çıkarken arkasına dönmüş:
"Ula siz karar verene kadar çocuklar büyüyecek..." demiş.
Sonra sessizce eklemiş:
"Ama sakın ola... Çocuklar büyürken Yalova'nın vicdanı küçülmesin."
Çünkü bazı arsaların değeri metrekaresiyle ölçülmez.
Atatürk İlkokulu'nun bulunduğu yer de onlardan biridir.