Yalova ’da tablo net:
Baraj dolu… ama gelecek boş.
Rakamlar ortada. 36,5 milyon metreküp kapasite, 36 milyon metreküp tüketim. Yani sistem sınırda, hatta sınırı geçmiş durumda. Bu bir “rahatlık” değil, bu tam anlamıyla kırmızı alarmdır.
Ama biz ne yapıyoruz?
Baraj dolu diye seviniyoruz.
SU VAR GİBİ GÖRÜNÜYOR, AMA YOK
Gökçe Barajı dolu olabilir. %95 doluluk kulağa hoş geliyor olabilir.
Ama mesele doluluk oranı değil, rezerv aklıdır.
Baraja saniyede 3 metreküp su geliyor.
Şehre verilen 1.1 metreküp.
Kalan? Dereye gidiyor.
Yani biz, bir yandan “su krizi kapıda” diyoruz, diğer yandan gelen suyun büyük kısmını sistem dışına bırakıyoruz.
Bu, plansızlığın kitabıdır.
ASIL SORUN: GÖRÜNMEYEN KRİZ
Yetkililer uyarıyor:
“Rehavete kapılmayın.”
Peki soralım:
Kapılmamak için ne yapılıyor?
Gökçe 2 Barajı hâlâ ortada yok
Mülkiyet sorunları yüzünden dere ıslahı aksıyor
Koordinasyon hâlâ “plan aşamasında”
Yani sorun sadece su değil…
Sorun yönetim.
YAĞIŞ VAR AMA GELECEK YOK
En acı gerçek şu:
Yağmur yağıyor ama biz su biriktiremiyoruz.
Baraj doluyor, sonra hızla boşalıyor.
Çünkü sistem, geleceği değil günü kurtarmaya odaklı.
Bugün dolu olan baraj, yarın boşalır.
Ama boşalan sadece baraj olmaz…
Şehir susuz kalır.
BU HESAP TUTMAZ
%1’lik doluluk farkının bile kritik olduğu bir şehirde yaşıyoruz.
Ve hâlâ “idare ederiz” mantığıyla ilerliyoruz.
Bu işin şakası yok:
Haziran’dan sonra su düşecek.
Yaz sert geçecek.
Koordinasyon olmazsa sonbahar krizi kaçınılmaz.
SON SÖZ: SU DEĞİL, ZAMAN TÜKENİYOR
Yalova’nın sorunu susuzluk değil…
Hazırlıksızlık.
Bugün dolu olan baraj sizi kandırmasın.
Çünkü mesele şu:
Baraj dolu olabilir…
Ama plan boşsa, o şehir susuz kalır.