Bitkilerin sağlığı koruyucu pek çok madde taşıdığının anlaşılması, bu maddeleri tabiattan doğrudan almak isteyenleri bitkisel çay içmeye yönlendirdi. Bilhassa antioksidanları çay içerek almak yaygınlaştı. Bu yüzden son yıllarda ülkemizde de yeşil çay tüketimi oldukça arttı. Yeşil çay da dâhil olmak üzere tüm bitki çaylarının kaliteli ürünlerden hazırlanmasının sağlık açısından önemine dikkat çeken Prof. Dr. Ekrem Sezik, açık halde satılan bitki çaylarının zararlı maddeler taşıyabileceğini belirtti.
Haber Giriş Tarihi: 21.05.2024 13:41
Haber Güncellenme Tarihi: 21.05.2024 13:41
Kaynak:
IGF
İSTANBUL (İGFA) - Yeşil çay, çay bitkisinin işlenmemiş yapraklarıdır. Yapraklar toplanır ve kurutulur. Kimyasal yapısı siyah çaya benzer. Ama antioksidan etki gösteren maddeler yani polifenoller 4-5 katı kadar daha fazladır. Dolayısıyla bu amaçla daha çok kullanılır. Günde 3-4 kupa yeşil çay içilmesi sağlık için uygun miktarlarda antioksidan madde alınmasına yeterli olmaktadır. Diğer taraftan, rahat uyuma, rahatlama amacı ile tek bitkili veya değişik bitkilerin karışımı olan bitkisel çayların tercih edilmesinde yarar vardır. Melisa, papatya ve ıhlamur gibi bitkileri bu amaçlar için tavsiye ederiz. Nane, tarçın çayları da hafif mide rahatsızlıklarında kullanılabilir.
“Bitki çaylarının kaliteli olmak şartı ile sağlığa yararlı” olduğunu belirten Prof. Dr. Ekrem Sezik, bitki çaylarını satın alırken dikkat edilmesi gereken noktaları anlattı.
“Halkımız bu hususu ihmal ediyor ve açıkta satılan, birazdan bahsedeceğim analizleri yapılmamış olan, bitkileri değişik yerlerden satın alıp çay olarak içmekte. Gelin, kaliteli olmayı ana hatları ile açıklığa kavuşturalım” diyen Sezik, “Çay üretiminde kullanılan bitkiler ya tarım yoluyla veya tabiattan elde edilir. Bitki kalitelidir diyebilmemiz için neler gerekli? sorusunu da yanıtlayarak şu ifadeleri kullandı: “Tabiattan uygun bölgelerden toplamalı veya iyi tarım uygulamaları elde edilmeli. Hasat, parçalama ve depolama için uygun ve standart şartlar sağlanmalı. Toprak, toz, kir, böcek, böcek larvaları ve diğer hayvan kirliliklerini taşımamalı. Ağır metal, pestisit, herbisit, mikrobik bulaşma miktarları gıda kodeksleri tarafından kabul edilebilir miktarları aşmamalı. Gerekiyorsa bitki kısımlarında, mikrofungusların üremesi sonucu meydana gelen, aflatoksin, okratoksin, pirozolidin alkaloitleri gibi karaciğer zehiri olan maddelerin ve radyoaktif bulaşma tayinleri yapılmış olmalı. Belirttiğim analizler, çay hazırlamada kullanılan bitki kısmının yapısındaki etkili maddelerin miktarlarının uygun olmasından daha önemlidir. İstenmeyen maddelerin miktarları uygun değilse, tüketici çay içerken devamlı bu zararlı maddeleri de alacak ve zamanla bu maddelerin zararlı etkilerini görmesi kaçınılmaz olacaktır.”
Aktar vb. dükkânlarda, açıkta veya paketli satılan bitkilerin sağlığa zararlı maddeler taşıyabileceği hususunu unutmamak gerektiğini belirten Prof. Dr. Ekrem Sezik, bu ürünlerin kullanılmasını doğru bulmadıklarını belirtti. Aktar vb. dükkânlardan satın alınacak ürünlerin kalitesini, son kullanım tarihini, elde ediliş, nakil ve bekleme sırasında hangi zararlı maddelerin bulaştığı, üzerinde hangi böcek, kemirici ve hayvanların gezdiği bilinmemektedir. Yani çoğunda gerekli analizler yapılmamıştır.
Poşet çay yapımında kullanılan kâğıtlara da değinen Sezik, “Abakadenen bir muz türünün yapraklarından elde edilen liflerden üretilmektedir. Beyazlatma işleminde ozon kullanıldığı için zararlı olabilecek herhangi bir madde taşımaz. Ayrıca demleme sırasında suya herhangi bir lif veya madde vermez. Bu husus analizlerle de gösterilmiştir. Kısacası zararlı değildir. Poşet çaylarda dikkat edilmesi gereken en önemli husus poşetin içinde bulunan bitkilerin kalitesi ve üretildiği tesislerdir. Eğer poşet çaylar, kalitesi düşük, gerekli analizler yapılmamış bitkiler kullanılarak veya hijyenik şartlara sahip olmayan tesislerde üretilmiş ise, yarar yerine zarar verecektir. Bunun çözümü de bilinen firmaların poşet çaylarını kullanmaktır” dedi.
Prof. Dr. Ekrem Sezik, farklı bir lezzet için içilen ıhlamur, adaçayı, kuşburnu, melisa, papatya, nane, tarçın ve yeşil çayın kaliteli olanlarını tüketmek şartıyla sağlığa değerli faydaları olduğunun da altını çizdi.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Prof Dr. Ekrem Sezik: 'Bitki çayları kaliteli olanları tüketmek şartıyla sağlığa yararlıdır'
Bitkilerin sağlığı koruyucu pek çok madde taşıdığının anlaşılması, bu maddeleri tabiattan doğrudan almak isteyenleri bitkisel çay içmeye yönlendirdi. Bilhassa antioksidanları çay içerek almak yaygınlaştı. Bu yüzden son yıllarda ülkemizde de yeşil çay tüketimi oldukça arttı. Yeşil çay da dâhil olmak üzere tüm bitki çaylarının kaliteli ürünlerden hazırlanmasının sağlık açısından önemine dikkat çeken Prof. Dr. Ekrem Sezik, açık halde satılan bitki çaylarının zararlı maddeler taşıyabileceğini belirtti.
İSTANBUL (İGFA) - Yeşil çay, çay bitkisinin işlenmemiş yapraklarıdır. Yapraklar toplanır ve kurutulur. Kimyasal yapısı siyah çaya benzer. Ama antioksidan etki gösteren maddeler yani polifenoller 4-5 katı kadar daha fazladır. Dolayısıyla bu amaçla daha çok kullanılır. Günde 3-4 kupa yeşil çay içilmesi sağlık için uygun miktarlarda antioksidan madde alınmasına yeterli olmaktadır. Diğer taraftan, rahat uyuma, rahatlama amacı ile tek bitkili veya değişik bitkilerin karışımı olan bitkisel çayların tercih edilmesinde yarar vardır. Melisa, papatya ve ıhlamur gibi bitkileri bu amaçlar için tavsiye ederiz. Nane, tarçın çayları da hafif mide rahatsızlıklarında kullanılabilir.
“Bitki çaylarının kaliteli olmak şartı ile sağlığa yararlı” olduğunu belirten Prof. Dr. Ekrem Sezik, bitki çaylarını satın alırken dikkat edilmesi gereken noktaları anlattı.
“Halkımız bu hususu ihmal ediyor ve açıkta satılan, birazdan bahsedeceğim analizleri yapılmamış olan, bitkileri değişik yerlerden satın alıp çay olarak içmekte. Gelin, kaliteli olmayı ana hatları ile açıklığa kavuşturalım” diyen Sezik, “Çay üretiminde kullanılan bitkiler ya tarım yoluyla veya tabiattan elde edilir. Bitki kalitelidir diyebilmemiz için neler gerekli? sorusunu da yanıtlayarak şu ifadeleri kullandı: “Tabiattan uygun bölgelerden toplamalı veya iyi tarım uygulamaları elde edilmeli. Hasat, parçalama ve depolama için uygun ve standart şartlar sağlanmalı. Toprak, toz, kir, böcek, böcek larvaları ve diğer hayvan kirliliklerini taşımamalı. Ağır metal, pestisit, herbisit, mikrobik bulaşma miktarları gıda kodeksleri tarafından kabul edilebilir miktarları aşmamalı. Gerekiyorsa bitki kısımlarında, mikrofungusların üremesi sonucu meydana gelen, aflatoksin, okratoksin, pirozolidin alkaloitleri gibi karaciğer zehiri olan maddelerin ve radyoaktif bulaşma tayinleri yapılmış olmalı. Belirttiğim analizler, çay hazırlamada kullanılan bitki kısmının yapısındaki etkili maddelerin miktarlarının uygun olmasından daha önemlidir. İstenmeyen maddelerin miktarları uygun değilse, tüketici çay içerken devamlı bu zararlı maddeleri de alacak ve zamanla bu maddelerin zararlı etkilerini görmesi kaçınılmaz olacaktır.”
Aktar vb. dükkânlarda, açıkta veya paketli satılan bitkilerin sağlığa zararlı maddeler taşıyabileceği hususunu unutmamak gerektiğini belirten Prof. Dr. Ekrem Sezik, bu ürünlerin kullanılmasını doğru bulmadıklarını belirtti. Aktar vb. dükkânlardan satın alınacak ürünlerin kalitesini, son kullanım tarihini, elde ediliş, nakil ve bekleme sırasında hangi zararlı maddelerin bulaştığı, üzerinde hangi böcek, kemirici ve hayvanların gezdiği bilinmemektedir. Yani çoğunda gerekli analizler yapılmamıştır.
Poşet çay yapımında kullanılan kâğıtlara da değinen Sezik, “Abaka denen bir muz türünün yapraklarından elde edilen liflerden üretilmektedir. Beyazlatma işleminde ozon kullanıldığı için zararlı olabilecek herhangi bir madde taşımaz. Ayrıca demleme sırasında suya herhangi bir lif veya madde vermez. Bu husus analizlerle de gösterilmiştir. Kısacası zararlı değildir. Poşet çaylarda dikkat edilmesi gereken en önemli husus poşetin içinde bulunan bitkilerin kalitesi ve üretildiği tesislerdir. Eğer poşet çaylar, kalitesi düşük, gerekli analizler yapılmamış bitkiler kullanılarak veya hijyenik şartlara sahip olmayan tesislerde üretilmiş ise, yarar yerine zarar verecektir. Bunun çözümü de bilinen firmaların poşet çaylarını kullanmaktır” dedi.
Prof. Dr. Ekrem Sezik, farklı bir lezzet için içilen ıhlamur, adaçayı, kuşburnu, melisa, papatya, nane, tarçın ve yeşil çayın kaliteli olanlarını tüketmek şartıyla sağlığa değerli faydaları olduğunun da altını çizdi.
Kaynak: IGF
En Çok Okunan Haberler
CHP'Lİ BECAN'IN "TARAFSIZIZ" ÇIKIŞI TARTIŞMA YARATTI:
CHP Yalova Milletvekili Tahsin Becan, partideki genel başkanlık ve 'mutlak butlan' tartışmalarında taraf olmayacağını açıkladı. Yeni parti iddialarını reddeden Becan, ayrışmaların iktidara fayda sağladığını belirterek birlik çağrısında bulundu.
Başsavcı değişti
HSK'nın 2026 Yaz Kararnamesi ile Tokat Cumhuriyet Başsavcısı Yunus Emre Büyükyurt, Yalova Cumhuriyet Başsavcılığına atandı. Mevcut Başsavcı Duygu Bayar Öksüz ise İstanbul Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği görevine getirildi.
YALOVA’NIN YENİ BAŞSAVCISI YUNUS EMRE BÜYÜKYURT OLDU
HSK'nın 2026 Yaz Kararnamesi ile Tokat Cumhuriyet Başsavcısı Yunus Emre Büyükyurt, Yalova Cumhuriyet Başsavcılığına atandı. Görevi devreden Duygu Bayar Öksüz ise İstanbul Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği görevine getirildi.
ÇINARCIK'TAKİ BEBEK DARP DAVASI!
Çınarcık'ta 14 aylık bebeğin darp edildiği davanın ikinci duruşmasında, sanık Ş.E. yurt dışı çıkış yasağı ve imza şartıyla tahliye edildi. Ailenin ağır ceza talebi reddedilirken, baba Muhammed Baca karara tepki göstererek mücadeleye devam edeceğini açıkladı.
MAHKEMEDEN TAHLİYE KARARI
Çınarcık'ta 14 aylık bebeğin darp edildiği davada sanık Ş.E., yurt dışı çıkış yasağı ve imza şartıyla tahliye edildi. Ailenin ağır ceza talebi reddedilirken, baba Muhammed Baca karara tepki göstererek adaleti arayacağını açıkladı.
SAFRA KESESİNDEN 3 BİNİ AŞKIN TAŞ ÇIKTI!
Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 76 yaşındaki Nimet Gürkan'ın safra kesesinden, Dr. Mehmet Ali Yücesoy tarafından gerçekleştirilen operasyonla 3 bini aşkın taş çıkarıldı. Nadir görülen vakayı atlatan hasta taburcu edildi.