Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Tehlikenin ortasındayız

'HERKES KUZEYE BAKIYOR, GÜNEY KOLDA DA BİRİKİM VAR'

Haber Giriş Tarihi: 10.02.2022 15:03
Haber Güncellenme Tarihi: 10.02.2022 15:03
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.bolge.com.tr
Tehlikenin ortasındayız

 

Marmara Bölgesi'nde gerçekleşmesi beklenen olası İstanbul depremi, yaratacağı etkiler dolayısıyla gündemden düşmüyor. Türkiye’nin kalbi konumunda bulunan Marmara Bölgesi, milyonlarca kişilik nüfusa sahip olmasının yanı sıra birçok sanayi tesisine de ev sahipliği yapması sebebiyle sarılması zor yaralar ile karşı karşıya kalma riski taşıyor.

Uzmanlar, Marmara’da yaşanacak olası bir depremin sadece İstanbul’u değil, tüm bölgeyi etkileyeceğini belirtirken, Güneyde de olsa Kuzey’de de olsa Yalova iki fay hattında etkilenecek şehirlerin başında geliyor.

1999 depreminde az ve orta hasar görmüş binalar hala Yalova’da kentsel dönüşüme uğramamış vaziyette olurken Deprem fay hattı üzerinde kimyasal fabrika kurma çalışması hızla devam ediyor.

Türkiye’nin nüfus ve yüz ölçümü olarak en küçük illerinden biri olan Yalova’da 22 seneden beri hala acil toplanma alanları halk tarafından bilinmiyor. Diğer bir konu ise sadece haritalarda  gözüken acil toplanma alanlarının hiçbirinde alt yapı bulunmuyor.

Son haftalarda tahminleri ile olası depremleri daha önceden ikaz eden bilim adamları Güney Marmara ve Kuzey Marmara’da enerji birikiminin hat safhada olduğu ikazları yaparken yine her zaman olduğu gibi Yalova adını telaffuz etmiyorlar.

'HERKES KUZEYE BAKIYOR, GÜNEY KOLDA DA BİRİKİM VAR'

Marmara Bölgesi'nde bulunan fay hatlarının sürekli takip edildiğini belirten Bilim Akademisi Üyesi, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Maden Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Naci Görür, yapılan birçok çalışmanın Marmara’da bulunan fay hattının Kuzey koluna odaklandığını ama güney hattında bulunan fay hattında da birikme olduğunu belirtti.

Prof. Dr. Görür, “Şimdi herkes kuzey koluna bakıyor oysa Marmara’daki stres birikimi sadece kuzey hattında gerçekleşmiyor. Marmara’nın güney hattında da stres birikimi var. Depremi kuzey kolda beklememiz doğru, bilimsel veriler bize büyük bir olasılık payı ile bu bölgeyi işaret ediyor ama bu, Marmara’nın güney bölgesi emniyettedir anlamına gelmiyor. Marmara Denizi'nde stres birikimi asimetrik şekilde, bu anlamda bakarsak eğer halkımız ve yöneticilerimizin 'Deprem nasılsa kuzeyde olacak' şeklinde bir rehavete kapılması yanlış. Deprem beklediğimiz fayın güney alanları neredeyse 10 kat daha fazla stres biriktiriyor" dedi.

Deprem uyarısı 10 kat fazla deyip açıkladı

Tüm bunların güney alanlarda hiç düşünülmeyen boyutlarda hasar yaratma ihtimalini doğurduğu söyleyen Prof. Dr. Naci Görür, “Bu ihtimali göz önüne alarak güney kısımda bulunan yerleşimlerin yani Bursa, Balıkesir, Bandırma, Mudanya, Gemlik özetle Marmara’nın güneyinde deprem önlemleri özellikle de deprem odaklı kentsel dönüşüm çalışmaları ihmal edilmemeli" şeklinde konuştu.

Savaşın ayak sesleri duyuldu! En büyük zararı onlar görecek...

Prof. Dr. Görür, sözlerine şöyle devam etti; “deprem olmadan önce alınabilecek önlemlerin ancak sahada yürütülecek çalışmalarla belirlenebilecek.

Deprem öncesinde alınabilecek önlemleri masada belirleyemezsiniz. Masada yapılacak planlamalar ancak deprem sonrasında yürütülecek çalışmaları içerir. Afetler yaşandıktan sonra müdahale etmek konusunda oldukça başarılıyız ama bu yetersiz. Deprem olduktan sonrasını değil, depremden öncesini planlamalı ve kayıplarımızı en aza indirmeliyiz.

1939 yılından yani Erzincan depreminden bu yana bu strateji değişmiş olsa 1999'daki Marmara depreminde 100 bin insan ölür müydü? Biz hep deprem olsun sonrasına bakarız diye beklemişiz. Bu konuda artık değişmemiz gerekiyor. Doğru olan bir afetin nereden geleceği, nereleri yıkacağı, ne kadar insanı etkileyeceği gibi sorulara cevaplar bulup bu doğrultuda önlemler almak. Bu bilimsel olarak mümkün. Depremi durdurmazsınız ama vereceği zararı belirleyebilirsiniz. Son dönemde bu doğrultuda çalışmalar yapılıyor ama bu daha ciddi şekilde ele alınmalı..

'MİKRO BÖLGELEME ÇALIŞMASI ŞART'

Depremin yaratacağı etkilere karşı tüm dünyada oldukça etkili planlama yöntemleri olduğunu belirten Prof. Dr. Görür, Türkiye’nin de bu tarzda bir planlama yaparak kayıplarını azaltabilir.

Depreme karşı yapılacak planlama tüm ülkeyi kapsamalı. Sadece şehirler değil, tüm yerleşim alanları önlem kapsamına dahil edilmeli.

Deprem bölgelerimiz belli. İlk etapta buralarda tehlike analizi yapılmalı, bu başlı başına yıllarca sürecek bir çalışma. Tüm yönetim birimleri sorumlu olduğu alanlarda yapmalı. Bu analiz her bölgedeki fay hatlarının ayrıntılı olarak incelenmesine olanak sağlar ve oradaki fayların derinlikleri, boyları, deprem üretme süreleri ve diğer özelliklerinin belirlenmesini sağlar. Önce yaşam alanlarımızın ne gibi bir tehlike ile karşı karşıya olduğunu tespit etmemiz lazım. Tehlike analizi yapıldıktan sonra yapılacak ise bu tehlike gerçekleştiğinde oluşabilecek zararların belirlenmesi gerekiyor. Bunların tümüne mikro bölgeleme çalışması diyoruz ..

KAYIPLAR BÜYÜK OLUR'

Marmara'da yaşanacak bir depremde oluşacak kayıplara dair birçok çalışma yapıldı. İstanbul’u nüfusu ve yapı stoku bakımından ele alırsak İstanbul’da bulunan binaların yüzde 60’ı mühendislik hizmeti görmemiş.

Yani bu demektir ki gecekondu mantığıyla zemin etüdü doğru düzgün yapılmayan veya imara aykırı inşa edilmiş çok sayıda yapı var. İstanbul’da toplam yapı stoku 1 milyon 100 bin kadar. Biz 1 milyon olarak alalım. Bu 1 milyonun diyelim ki yüzde 1’i çok zayıf olsun. Yüzde 1’i 10 bin bina yapar, her bina dört katlı olursa 40 bin kat yapar, her bir kat 2 daire olursa 80 bin daire demek, her daireye 4 kişi koyarsan 320 bin insanın hayatı tehlikede demek. Bu sadece yüzde 1 üzerinden yola çıktığımız ihtimâl" diyerek önlemlerin artmaması halinde Marmara Bölgesi'nde beklenen depremin etkilerinin ağır olacağını düşündüğünü belirtti.

SÜREKLİ TAKİP EDİLİYOR'

Deprem bilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy da Marmara Denizi'nde bulunan fay hatlarının sürekli olarak yakından takip edildiğini ve yaşanan gelişmelerin kayıt altına alındığını söyledi.

Prof. Dr. Üşümezsoy, “Marmara’da gerçekleşen her deprem hem AFAD tarafından hem Kandilli tarafından hem de uluslararası otoriteler tarafından kayıt altına alınıyor. Bu anlamda tansiyonu ölçülen bir hasta gibi sürekli olarak Marmara'da yaşanan hareketlilikler ölçülüyor..

Kumburgaz çukurunda bulunan fayı işaret etti ve “Yapılan çalışmalar bize Kumburgaz çukurunda bulunan faya dikkat etmemiz gerektiğini gösteriyor. Bu benim ortaya attığım tez.

Bana karşı olarak sunulan tez ise Kumburgaz’da bulunan fay hattının Silivri-Yeşilköy arasında bulunan fay ile birleşmesi üzerinden ilerliyor. Bu durumda 7.2 ila 7.6 büyüklüğü arasında bir deprem gerçekleşeceği üzerine tespitler yapıldı. Ben buna katılmıyorum.

Yani Adalar’dan gelip Bakırköy’e kadar uzanan, oradan da Büyükçekmece bölgesine kadar giden fay ölü bir fay. Ancak bütün senaryolar Adalar’ın önünde bulunan fayda deprem olacağı üzerinden şekillenmişti. Mudanya’da yaşanan son depremler bu konuda herkesin dikkatini o bölgeye topladı ve yıllardır anlatılan senaryonun sorgulanmasına sebep oldu .

Deprem uyarısı 10 kat fazla

Biz yaptığımız araştırmalarda Marmara’nın güney bölgelerinde de risk olduğunu daha önceden ifade etmiştik ama bu o dönem çok dikkate alınmamıştı. Depremin kuzey hattında yaşanacağını düşünenler, Adalar güneyinden geçen fay üzerine yoğunlaşmışlardı. Yeşilköy’den başlayıp Gaziköy’e kadar giden fayın kırılacağı üzerine çalışmalar yapılıyordu. Oysa bunun da hatalı olduğu ortaya çıktı. 1912 yılında Tekirdağ ve Silivri’de bulunan fay kırılmış. Kumburgaz’da bulunan fay hattı ile Avcılar açıklarında bulunan fay bir düşünülerek senaryolar yapılıyordu ama bizim son çalışmalarımıza göre Avcılar açıklarında bulunan bir fay yok .

YALOVA ÇINARCIK HATTI…!

Benim tezlerime göre Marmara’da fay Yalova-Çınarcık hattından güneye doğru gidiyor. Orta Marmara’da olduğu söylenen 50 ila 70 kilometrelik fay bulunmuyor. Sadece Kumburgaz çukurunda 30 kilometrelik bir fay var ve bu 6.5 büyüklüğü civarında bir deprem üretebilir. 3 yıl önce Silivri açıklarında gerçekleşen depremin de durumun benim düşündüğüm gibi olduğunu gösteriyor..

'MUDANYA  FAYI FAAL

Marmara’nın güney kısmındaki Mudanya bölgesinde bulunan hâlâ faal. Son depremler bize gösterdi ki buradaki fay çok faal olmasa da hâlâ aktif olarak çalışıyor. Benim çalışmalarım gösteriyor ki Kuzey Anadolu fayının güney kolu dediğimiz İznik’te bulunan fay, 1999’da enerjisini boşalttı ama Esenköy’de batıya doğru giden hatta stres var. Fay bu noktada Armutlu bölgesinden dönerek batıya doğru seyrediyor" dedi.

'BEKLENEN DEPREM KUZEY KOLUNDA OLACAK'

Kuzey Anadolu fayının Marmara’da üç farklı kola ayrıldığını belirten Jeoloji Yüksek Mühendisi Prof. Dr. K. Erçin Kasapoğlu da, “Depremin kuzey kolunda Adalar'ın bölgesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Bu deprem gerçekleşirse özellikle Marmara’nın kuzey kısımlarında ciddi şekilde hissedilecek. Güney bölgesinde de hissedilmesi oldukça muhtemel ama ben güney hattında ciddi bir hasar beklemiyorum. Benim tahminlerime göre beklenen depremin büyüklüğü 7.4’ten küçük olacak. Ben 7.0 büyüklüğünde bir deprem yaşanacağını düşünüyorum" dedi.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.