Dokuz Eylül depremlerin izini sürecek! DEÜ keşfedilmemiş yeni fayların peşinde...
Dokuz Eylül depremlerin izini sürecek! DEÜ keşfedilmemiş yeni fayların peşinde...
Deprem araştırmalarında Türkiye’nin önde gelen bilim kurumlarından birisi olan Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), yeni araştırması ile İzmir’in ve bölgenin deprem tarihçesine ışık tutarak, henüz keşfedilememiş yeni fayların tespitini yapmayı, bilime ve güvenli yapıların inşasına referans olabilecek çıktılar elde etmeyi planlıyor.
Haber Giriş Tarihi: 06.09.2023 11:03
Haber Güncellenme Tarihi: 06.09.2023 11:03
Kaynak:
IGF
İZMİR (İGFA) - Akademik çalışmalarının yanı sıra kamu yararını gözeten faaliyetleri ve araştırmaları ile bilim dünyasına yön verenDokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), deprem araştırmalarına yönelik dikkat çeken bir çalışmaya daha imza atmaya hazırlanıyor.
İzmir’de Antik çağlardan günümüze kadar yaşanan depremleri daha iyi anlayabilmek ve depremlere karşı tedbirler oluşturabilmekamacıyla Selçuk Ayasuluk Tepesi, Efesfayı ve bölgedeki farklı noktalarda inceleme ve araştırma çalışmalarına başlayan DEÜ’lü uzmanlar, çalışmanın sonunda antik dönemlerden itibaren bölgede meydana gelen depremlerin arkeojeolojik olarak tanımlanması, bölgenin sismik tarihi, yeni fayların tespitive bölgede bulunan tarihi yapılarıngeçmiş depremlerden nasıl etkilendiği hakkında veriler toplayacak. DEÜ böylelikle, bilime ve güvenli yapıların inşasına da referans olabilecek önemli çıktılar elde edecek.
“YIKIMLAR ÖNEMLİ VERİLER SUNACAK”
Bu kapsamda somut veriler ortaya koyabilmek için araştırmalarına başlayan DEÜ Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi (DAUM) Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir ile DEÜ Arkeoloji ve Arkeometri Araştırma Merkezi (DEUARKEUM) Müdürü Doç. Dr. Barış Gür, ilk olarak T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı yürütücülüğünde gerçekleştirilen “Selçuk Ayasuluk Tepesi ve St. Jean Anıtı Kazısı” ile tarihi metinlerde sözü edilen büyük depremlerin izlerini ortaya çıkarabilmek için kolları sıvadılar. Proje hakkında konuşan DEÜ DAUM Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, çalışmanın sonunda elde edilecek çıktıların İzmir’in deprem tarihçesini ortaya çıkaracağı gibi, hangi fayların büyük yıkımlara sebep olduğunu da ortaya çıkarmak istediklerini kaydetti. Sözbilir, “Bu kapsamda; İzmir çevresindeki Antik çağlardan günümüze uzanan depremlerin Antik kentler ile ilişkisini de ortaya koymak, büyük yıkımlara hangi fayların sebep olduğunu saptamak istiyoruz. Bu yıkımlar bize birçok çıktı sunacak” dedi.
Projeye yönelik çalışmalara Selçuk ilçesinde Ayasuluk Tepesi ve Efes fayında başladıklarını, Kuşadası fayı, Yavansu fayı ve bölgedeki diğer önemli fay ve antik kentlerin de incelenerek bölgenin deprem potansiyelinin araştırılacağını belirten Sözbilir, “Bu çalışmayı Selçuk’ta başlatmak istedik. Bölgedeki Efes fayı üzerinde çalışmalar yaptık. Fayın geçmiş dönemlerde ürettiği depremleri ortaya çıkarıp, bu depremlerden hangisinin Efes’i yıktığını bulmaya çalışıyoruz. Bu bağlamda, Türkiye ölçeğinde baktığımız zaman, özellikle Kahramanmaraş depremlerinden sonra bölgedeki antik yerleşimlerle jeolojik yapı arasında doğrudan bir bağlantı olduğunu biliyoruz. Biz de İzmir ve çevresindeki antik kentlerimizdeki eski depremlerin izlerini araştırarak, bunların faylar üzerindeki kayıtlarını bulmaya çalışıyoruz. Bu çalışmamız hem jeoloji hem jeofizik hem de arkeolojiyi kapsayan, multidisipliner bir çalışma olacak. Projeye desteklerinden dolayı DEÜ Rektörlüğümüze de teşekkür ediyoruz” bilgisini paylaştı.
“YER KABUĞU OLUŞUMUNU SÜRDÜRÜYOR”
Türkiye’nin genç oluşumlu bir yapıya sahip olduğunu belirten DEÜ DAUM Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, bölgedeki alüvyonal ovaların hala gelişim göstermeye devam ettiğini ifade etti. Sözbilir, “Genç oluşumlu arazi yapısında alüvyonal zeminler henüz oluşumunu tamamlamamıştır. Oluşumunu sürdüren yer kabuğunda tektonik hareketlilik de daha fazladır. Ülkemizin mevcut yapısı göz önünde bulundurulduğunda, kentimizin tarih boyunca çeşitli şiddetlerde pek çok deprem atlattığını söylemek mümkün. Selçuk Ayasuluk Tepesi ve St. Jean Anıtı Kazısı ise bizlere bu depremlerin tarihi, yıkıcılığı ve tekrarlanma periyotları hakkında önemli bilgiler verebilir. Bu yüzden araştırmalarımıza buradan başladık” diye konuştu.
ANTİK ÇAĞ DEPREMLERİ TANIMLANIYOR
Antik Çağlar boyunca Batı Anadolu topraklarının birçok önemli depremden etkilenmiş olduğunun yazılı kaynaklar yoluyla öğrenildiğini kaydeden DEÜ Arkeoloji ve Arkeometri Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Barış Gür ise,“Antik Çağlar boyunca Batı Anadolu topraklarının birçok önemli depremden etkilenmiş olduğu yazılı kaynaklar yoluyla öğrenilmektedir. Antik Çağ yazarları ve çeşitli yazıtlar Antik Çağ’da Batı Anadolu’daki depremlerden doğrudan ve dolaylı bilgiler verdikleri gibi Ayasuluk ve çevresi ile ilgili tahribatların da geçtiği görülmektedir” bilgisini paylaştı.
Açıklamalarını sürdüren Gür, şunları kaydetti:
“Örneğin Roma İmparatoru Tiberius döneminde MS 17 yılında Batı Anadolu büyük bir depremin tahribatıyla karşı karşıya kalmıştır. MS 178’de İzmir’de Agora’nın yıkılmış olduğu bilinirken, Batı Anadolu’da Ephesos’u da etkileyen bir başka büyük deprem MS 262’de gerçekleşirken Artemis Tapınağı zarar görmüş ve bazı yapılar sonrasında yeniden inşa edilmiştir. MS 6’ncıyüzyılda gerçekleşen depremler Ayasuluk Tepesi’ndeki St. Jean Bazilikasını tahrip ederken sonrasında yerine büyük bir kilise inşa edilmiştir. 1360 civarında ise St. Jean Kilisesi bir başka depremle yıkılmıştır.Bu bakımdan İzmir ve çevresinde Antik Çağlarda tarihsel olarak yazılı kaynaklar ile bilinen depremlerin, antik kentler üzerinden incelenmesi, arkeojeolojik olarak tanımlanması büyük önem taşıdığı gibi; filolojik belgelerde aktarılan bilgileri değerlendirme imkanı sağlayacaktır. Aynı zamanda antik kentler üzerinden uygulanacak bu çalışmanın İzmir ve çevresinin deprem tarihçesinin daha iyi kavranabilmesi ve anlaşılabilmesi için önemli veriler sunacağı düşünülmektedir.”
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Dokuz Eylül depremlerin izini sürecek! DEÜ keşfedilmemiş yeni fayların peşinde...
Deprem araştırmalarında Türkiye’nin önde gelen bilim kurumlarından birisi olan Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), yeni araştırması ile İzmir’in ve bölgenin deprem tarihçesine ışık tutarak, henüz keşfedilememiş yeni fayların tespitini yapmayı, bilime ve güvenli yapıların inşasına referans olabilecek çıktılar elde etmeyi planlıyor.
İZMİR (İGFA) - Akademik çalışmalarının yanı sıra kamu yararını gözeten faaliyetleri ve araştırmaları ile bilim dünyasına yön verenDokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), deprem araştırmalarına yönelik dikkat çeken bir çalışmaya daha imza atmaya hazırlanıyor.
İzmir’de Antik çağlardan günümüze kadar yaşanan depremleri daha iyi anlayabilmek ve depremlere karşı tedbirler oluşturabilmekamacıyla Selçuk Ayasuluk Tepesi, Efesfayı ve bölgedeki farklı noktalarda inceleme ve araştırma çalışmalarına başlayan DEÜ’lü uzmanlar, çalışmanın sonunda antik dönemlerden itibaren bölgede meydana gelen depremlerin arkeojeolojik olarak tanımlanması, bölgenin sismik tarihi, yeni fayların tespitive bölgede bulunan tarihi yapılarıngeçmiş depremlerden nasıl etkilendiği hakkında veriler toplayacak. DEÜ böylelikle, bilime ve güvenli yapıların inşasına da referans olabilecek önemli çıktılar elde edecek.
“YIKIMLAR ÖNEMLİ VERİLER SUNACAK”
Bu kapsamda somut veriler ortaya koyabilmek için araştırmalarına başlayan DEÜ Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi (DAUM) Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir ile DEÜ Arkeoloji ve Arkeometri Araştırma Merkezi (DEUARKEUM) Müdürü Doç. Dr. Barış Gür, ilk olarak T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı yürütücülüğünde gerçekleştirilen “Selçuk Ayasuluk Tepesi ve St. Jean Anıtı Kazısı” ile tarihi metinlerde sözü edilen büyük depremlerin izlerini ortaya çıkarabilmek için kolları sıvadılar. Proje hakkında konuşan DEÜ DAUM Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, çalışmanın sonunda elde edilecek çıktıların İzmir’in deprem tarihçesini ortaya çıkaracağı gibi, hangi fayların büyük yıkımlara sebep olduğunu da ortaya çıkarmak istediklerini kaydetti. Sözbilir, “Bu kapsamda; İzmir çevresindeki Antik çağlardan günümüze uzanan depremlerin Antik kentler ile ilişkisini de ortaya koymak, büyük yıkımlara hangi fayların sebep olduğunu saptamak istiyoruz. Bu yıkımlar bize birçok çıktı sunacak” dedi.
Projeye yönelik çalışmalara Selçuk ilçesinde Ayasuluk Tepesi ve Efes fayında başladıklarını, Kuşadası fayı, Yavansu fayı ve bölgedeki diğer önemli fay ve antik kentlerin de incelenerek bölgenin deprem potansiyelinin araştırılacağını belirten Sözbilir, “Bu çalışmayı Selçuk’ta başlatmak istedik. Bölgedeki Efes fayı üzerinde çalışmalar yaptık. Fayın geçmiş dönemlerde ürettiği depremleri ortaya çıkarıp, bu depremlerden hangisinin Efes’i yıktığını bulmaya çalışıyoruz. Bu bağlamda, Türkiye ölçeğinde baktığımız zaman, özellikle Kahramanmaraş depremlerinden sonra bölgedeki antik yerleşimlerle jeolojik yapı arasında doğrudan bir bağlantı olduğunu biliyoruz. Biz de İzmir ve çevresindeki antik kentlerimizdeki eski depremlerin izlerini araştırarak, bunların faylar üzerindeki kayıtlarını bulmaya çalışıyoruz. Bu çalışmamız hem jeoloji hem jeofizik hem de arkeolojiyi kapsayan, multidisipliner bir çalışma olacak. Projeye desteklerinden dolayı DEÜ Rektörlüğümüze de teşekkür ediyoruz” bilgisini paylaştı.
“YER KABUĞU OLUŞUMUNU SÜRDÜRÜYOR”
Türkiye’nin genç oluşumlu bir yapıya sahip olduğunu belirten DEÜ DAUM Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, bölgedeki alüvyonal ovaların hala gelişim göstermeye devam ettiğini ifade etti. Sözbilir, “Genç oluşumlu arazi yapısında alüvyonal zeminler henüz oluşumunu tamamlamamıştır. Oluşumunu sürdüren yer kabuğunda tektonik hareketlilik de daha fazladır. Ülkemizin mevcut yapısı göz önünde bulundurulduğunda, kentimizin tarih boyunca çeşitli şiddetlerde pek çok deprem atlattığını söylemek mümkün. Selçuk Ayasuluk Tepesi ve St. Jean Anıtı Kazısı ise bizlere bu depremlerin tarihi, yıkıcılığı ve tekrarlanma periyotları hakkında önemli bilgiler verebilir. Bu yüzden araştırmalarımıza buradan başladık” diye konuştu.
ANTİK ÇAĞ DEPREMLERİ TANIMLANIYOR
Antik Çağlar boyunca Batı Anadolu topraklarının birçok önemli depremden etkilenmiş olduğunun yazılı kaynaklar yoluyla öğrenildiğini kaydeden DEÜ Arkeoloji ve Arkeometri Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Barış Gür ise,“Antik Çağlar boyunca Batı Anadolu topraklarının birçok önemli depremden etkilenmiş olduğu yazılı kaynaklar yoluyla öğrenilmektedir. Antik Çağ yazarları ve çeşitli yazıtlar Antik Çağ’da Batı Anadolu’daki depremlerden doğrudan ve dolaylı bilgiler verdikleri gibi Ayasuluk ve çevresi ile ilgili tahribatların da geçtiği görülmektedir” bilgisini paylaştı.
Açıklamalarını sürdüren Gür, şunları kaydetti:
“Örneğin Roma İmparatoru Tiberius döneminde MS 17 yılında Batı Anadolu büyük bir depremin tahribatıyla karşı karşıya kalmıştır. MS 178’de İzmir’de Agora’nın yıkılmış olduğu bilinirken, Batı Anadolu’da Ephesos’u da etkileyen bir başka büyük deprem MS 262’de gerçekleşirken Artemis Tapınağı zarar görmüş ve bazı yapılar sonrasında yeniden inşa edilmiştir. MS 6’ncıyüzyılda gerçekleşen depremler Ayasuluk Tepesi’ndeki St. Jean Bazilikasını tahrip ederken sonrasında yerine büyük bir kilise inşa edilmiştir. 1360 civarında ise St. Jean Kilisesi bir başka depremle yıkılmıştır.Bu bakımdan İzmir ve çevresinde Antik Çağlarda tarihsel olarak yazılı kaynaklar ile bilinen depremlerin, antik kentler üzerinden incelenmesi, arkeojeolojik olarak tanımlanması büyük önem taşıdığı gibi; filolojik belgelerde aktarılan bilgileri değerlendirme imkanı sağlayacaktır. Aynı zamanda antik kentler üzerinden uygulanacak bu çalışmanın İzmir ve çevresinin deprem tarihçesinin daha iyi kavranabilmesi ve anlaşılabilmesi için önemli veriler sunacağı düşünülmektedir.”
Kaynak: IGF
En Çok Okunan Haberler
YALOVA AÇIKLARINDA GEMİ TEKNEYİ BATIRDI!
10 Temmuz 2026'da Yalova Dereağzı Limanı açıklarında ticari bir gemi, DİDO isimli tekneye çarparak batırdı. Denize atlayarak kurtulan 2 kişinin sağlık durumu iyi. Gemi kaptanı hakkında adli işlem başlatıldı, soruşturma sürüyor.
ATATÜRK İLKOKULU ARAZİSİNDE YENİ DÖNEM
Yalova Belediye Meclisi, mahkeme kararı doğrultusunda depreme dayanıksız Atatürk İlkokulu arazisini oy birliğiyle "plansız" bıraktı. Alanın geleceği; okul, meydan veya otopark seçenekleri ve bağış şartları ekseninde tartışılmaya devam edecek.
YALOVA'DA NÜKLEER TIP HİZMETİ BAŞLADI
Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde Nükleer Tıp Bölümü hizmete başladı. Uzman hekimin göreve başlamasıyla ileri tetkiklerin kentte yapılması sağlanarak, Bursa, Kocaeli ve İstanbul'a yapılan hasta sevklerinin azalması hedefleniyor.
YALOVA'DA 1.300 TARIM PARSELİNE TALİP ÇIKMADI
Yalova'da üretime kazandırılmak istenen 1.300 tarım parseline talip çıkmadı. İl Müdürü Mustafa İlmeç, yaklaşık 100 bin dekarlık alanın atıl kaldığını, tek bir başvurunun da geri çekildiğini belirterek yapısal sorunlara dikkat çekti.
301,8 Milyon Liralık Yolda İlk Alarm! Kaldırım Birkaç Ayda Dağıldı
Yalova Devlet Hastanesi bağlantı yolunda, 301,8 milyon lira harcanarak yapılan çalışmanın üzerinden birkaç ay geçmesine rağmen kaldırımlarda deformasyonlar oluştu. Vatandaşlar, bozulmaların nedeninin açıklanmasını ve onarımların yapılmasını bekliyor.
1 AYDA 13 BİN 61 ÜRÜN DENETLENDİ
Yalova'da Haziran ayında 253 firma ve 13 bin 61 ürün denetlendi. Mevzuata aykırılık tespit edilen işletmelere 222 bin 488 TL ceza kesildi. Aynı dönemde Tüketici Hakem Heyeti'ne 326 yeni başvuru yapılırken 364 uyuşmazlık karara bağlandı.