Depreme karşı geliştirilen teknolojiler can ve mal kayıplarını azaltıyor
Depreme karşı geliştirilen teknolojiler can ve mal kayıplarını azaltıyor
Yüksek katlı yapıların ve sanayi tesislerinin depreme karşı korunması konusunda uzman olan Fuji Mühendislik, 17 Ağustos Depremi’nin yıl dönümünde gelişmiş ülkelerdeki deprem teknolojilerini gündeme getirdi. Depreme karşı geliştirilen teknolojiler can ve mal kayıplarını en aza indiriyor
Haber Giriş Tarihi: 15.08.2024 13:09
Haber Güncellenme Tarihi: 15.08.2024 13:09
Kaynak:
IGF
İSTANBUL (İGFA) - 17 Ağustos 1999’da meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki Gölcük Depremi, tüm Marmara Bölgesi’nde ve Ankara’dan İzmir’e kadar geniş bir alanda hissedilmişti.
Deprem gerek büyüklüğü, gerek etkilediği alanın genişliği, gerekse sebep olduğu can ve mal kayıpları açısından ülkemizin en büyük depremlerinden biri oldu.
Depremin Türkiye’nin önemli bir sanayi bölgesi olan Marmara Bölgesi’nde meydana gelmiş olması; sanayi kuruluşlarının üretimini durdurduğu için ciddi ekonomik sıkıntıları da beraberinde getirdi.
Gıda, enerji, iletişim ve sağlık gibi; toplum hayatı için kritik olan sektörlerdeki kuruluşların deprem teknolojileriyle donatılmamış olmamasından kaynaklanan zarar, depremin bilançosunu daha da ağır hale getirdi. Depremin ardından başlayan ve günlerce söndürülemeyen TÜPRAŞ İzmit Rafinerisi yangını da üzerinden yirmi beş yıl geçse de hafızalardan silinmedi. Sekiz ülkenin desteğiyle söndürülen yangının toplam zararının yaklaşık 80 milyon dolar olduğu hesaplandı.
Ülkemizde depreme karşı konut güçlendirmesi konusunda çalışan birçok şirket olduğu halde; konu sanayi kuruluşlarının, gökdelenlerin, plazaların depremden korunması olunca bu sayı çok aza iniyor. Bu alanda az sayıda uzman şirketten biri olarak Fuji Mühendislik A.Ş. öne çıkıyor. 1999 depreminden hemen sonra Türkiye’de faaliyet göstermeye başlayan; Japonya, Kanada ve Kaliforniya gibi sismik açıdan riskli bölgelerde uluslararası deneyime sahip şirket, deprem mühendisliği konusundaki uzmanlığını en modern çözümlerle ülkemize sunuyor. Şirketin Yönetim Kurulu Üyesi Ayça Serteser, “Deprem Acil Müdahale Sistemi” adını verdikleri sistemin o yıllarda TÜPRAŞ’ta kullanılsaydı bu “ikincil afetlerin” yaşanmayacağını söylüyor. Serteser, “Depremleri engelleyemeyiz ama ardından yaşanan afetleri önlemek mümkün. Bu sistem, depremden sonra oluşacak ikincil afetleri önlemek için tasarlanmış, uluslararası çapta güvenlir bir sistem. Depremin ilk dalgasında gerçekleştirilen otomatik anonslarla insan paniğini en aza indiriyor; doğal gaz hatlarını, yüksek gerilim hatlarını ve tehlikeli madde taşıyan boru hatlarını otomatik olarak kapatıyor. Bu tür durumlarla oluşabilecek yangınları en başından engelliyor. İş sürdürülebilirliğini engelleyebilecek durumların önüne geçmenizi, ekonomik kayıpları en aza indirmenizi sağlıyor” diyor. Bu sistemi gökdelen ve plaza gibi yapılarda da başarıyla uyguladıklarını söyleyen Serteser, deprem acil müdahale sisteminin deprem esnasında yüksek katlı binalardaki en tehlikeli yerlerden biri olan asansörleri de otomatik olarak kilitleyebildiğini söylüyor.
“BÜYÜK BİR DEPREMDEN SONRA İŞ SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ SAĞLANMAZSA AFETİN BOYUTLARI ARTAR”
Sanayi tesislerinin yanı sıra plaza, gökdelen gibi yüksek katlı binaların da depreme karşı korunmasının afet sonrasında hayatın devamı için çok önemli olduğunu vurgulayan Ayça Serteser, iş sürdürülebilirliği kavramının ülkemizde daha iyi anlaşılması gerektiğini belirtiyor. Bunu sağlayabilmek için, yapısal ve yapısal olmayan mühendislik çözümlerini farklı sektörlerdeki kuruluşlara uzun yıllardır başarıyla uyguladıklarını söyleyen Serteser, “Japonya’da büyük bir deprem olduktan sonra insanların iş yerlerinde ne kadar serin kanlı olduklarını görüyoruz. Çalıştıkları yapının “sismik sönümleyiciler” sayesinde güvenli olduğunu, düşme ve devrilme riski bulunan değerli ekipmanların “lokal sismik izolasyon” çözümleriyle korunacağını biliyorlar. Deprem acil müdahale sistemi gibi çözümler sayesinde deprem anında panik yapmıyorlar ve ikincil afetlerin yaşanmayacağından eminler” dedi.
Mühendislik çözümleriyle yalnızca insanları ve işletmeleri değil, ülke ekonomilerini de dolaylı yönden korumayı amaçladıklarını söyleyen Serteser, “Kahramanmaraş depremlerinden sonra bölgeyi ziyaret ettiğimizde, AVM’lerin, sinema salonlarının, fabrikaların, plazaların kullanılamaz hale geldiğini gördük. Fuji Mühendislik olarak sunduğumuz çözümlerin can ve mal kayıplarının önlenmesi ve iş sürdürülebilirliğinin sağlanması konusundaki önemini tekrar teyit etmiş olduk. Beklenen Büyük Marmara Depremi’nin öncesinde yalnızca İstanbul’dan değil, bölgedeki sanayisi gelişmiş birçok kentten yoğun talepler alıyoruz. Yüksek katlı yapıların ve sanayi tesislerinin hem inşa aşamasında hem de mevcut hallerinin güçlendirilmesinde yapısal çözümlerimizle yer alıyoruz. Bu süreç A’dan Z’ye kadar takip uzman ekipler tarafından takip edilmesi ve uygulanması gereken bir süreç. Proje aşamasında sunduğumuz mühendislik hizmetleriyle işe başlıyoruz, doğru ürünün seçimi ve temini ile devam ediyoruz, çözümün kusursuzca uygulanması ile sonuçlandırıyoruz. Ülke olarak gelişmiş bir sismik strateji ile yola devam edersek ve deprem bilincini iş dünyasında yaygınlaştırabilirsek olası afetleri daha az kayıp ve zararla atlatabileceğimizi biliyoruz” dedi.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Depreme karşı geliştirilen teknolojiler can ve mal kayıplarını azaltıyor
Yüksek katlı yapıların ve sanayi tesislerinin depreme karşı korunması konusunda uzman olan Fuji Mühendislik, 17 Ağustos Depremi’nin yıl dönümünde gelişmiş ülkelerdeki deprem teknolojilerini gündeme getirdi. Depreme karşı geliştirilen teknolojiler can ve mal kayıplarını en aza indiriyor
İSTANBUL (İGFA) - 17 Ağustos 1999’da meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki Gölcük Depremi, tüm Marmara Bölgesi’nde ve Ankara’dan İzmir’e kadar geniş bir alanda hissedilmişti.
Deprem gerek büyüklüğü, gerek etkilediği alanın genişliği, gerekse sebep olduğu can ve mal kayıpları açısından ülkemizin en büyük depremlerinden biri oldu.
Depremin Türkiye’nin önemli bir sanayi bölgesi olan Marmara Bölgesi’nde meydana gelmiş olması; sanayi kuruluşlarının üretimini durdurduğu için ciddi ekonomik sıkıntıları da beraberinde getirdi.
Gıda, enerji, iletişim ve sağlık gibi; toplum hayatı için kritik olan sektörlerdeki kuruluşların deprem teknolojileriyle donatılmamış olmamasından kaynaklanan zarar, depremin bilançosunu daha da ağır hale getirdi. Depremin ardından başlayan ve günlerce söndürülemeyen TÜPRAŞ İzmit Rafinerisi yangını da üzerinden yirmi beş yıl geçse de hafızalardan silinmedi. Sekiz ülkenin desteğiyle söndürülen yangının toplam zararının yaklaşık 80 milyon dolar olduğu hesaplandı.
“DEPREM ACİL MÜDAHALE SİSTEMİ OLSAYDI, TÜPRAŞ YANGINI ÇIKMAZDI”
Ülkemizde depreme karşı konut güçlendirmesi konusunda çalışan birçok şirket olduğu halde; konu sanayi kuruluşlarının, gökdelenlerin, plazaların depremden korunması olunca bu sayı çok aza iniyor. Bu alanda az sayıda uzman şirketten biri olarak Fuji Mühendislik A.Ş. öne çıkıyor. 1999 depreminden hemen sonra Türkiye’de faaliyet göstermeye başlayan; Japonya, Kanada ve Kaliforniya gibi sismik açıdan riskli bölgelerde uluslararası deneyime sahip şirket, deprem mühendisliği konusundaki uzmanlığını en modern çözümlerle ülkemize sunuyor. Şirketin Yönetim Kurulu Üyesi Ayça Serteser, “Deprem Acil Müdahale Sistemi” adını verdikleri sistemin o yıllarda TÜPRAŞ’ta kullanılsaydı bu “ikincil afetlerin” yaşanmayacağını söylüyor. Serteser, “Depremleri engelleyemeyiz ama ardından yaşanan afetleri önlemek mümkün. Bu sistem, depremden sonra oluşacak ikincil afetleri önlemek için tasarlanmış, uluslararası çapta güvenlir bir sistem. Depremin ilk dalgasında gerçekleştirilen otomatik anonslarla insan paniğini en aza indiriyor; doğal gaz hatlarını, yüksek gerilim hatlarını ve tehlikeli madde taşıyan boru hatlarını otomatik olarak kapatıyor. Bu tür durumlarla oluşabilecek yangınları en başından engelliyor. İş sürdürülebilirliğini engelleyebilecek durumların önüne geçmenizi, ekonomik kayıpları en aza indirmenizi sağlıyor” diyor. Bu sistemi gökdelen ve plaza gibi yapılarda da başarıyla uyguladıklarını söyleyen Serteser, deprem acil müdahale sisteminin deprem esnasında yüksek katlı binalardaki en tehlikeli yerlerden biri olan asansörleri de otomatik olarak kilitleyebildiğini söylüyor.
“BÜYÜK BİR DEPREMDEN SONRA İŞ SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ SAĞLANMAZSA AFETİN BOYUTLARI ARTAR”
Sanayi tesislerinin yanı sıra plaza, gökdelen gibi yüksek katlı binaların da depreme karşı korunmasının afet sonrasında hayatın devamı için çok önemli olduğunu vurgulayan Ayça Serteser, iş sürdürülebilirliği kavramının ülkemizde daha iyi anlaşılması gerektiğini belirtiyor. Bunu sağlayabilmek için, yapısal ve yapısal olmayan mühendislik çözümlerini farklı sektörlerdeki kuruluşlara uzun yıllardır başarıyla uyguladıklarını söyleyen Serteser, “Japonya’da büyük bir deprem olduktan sonra insanların iş yerlerinde ne kadar serin kanlı olduklarını görüyoruz. Çalıştıkları yapının “sismik sönümleyiciler” sayesinde güvenli olduğunu, düşme ve devrilme riski bulunan değerli ekipmanların “lokal sismik izolasyon” çözümleriyle korunacağını biliyorlar. Deprem acil müdahale sistemi gibi çözümler sayesinde deprem anında panik yapmıyorlar ve ikincil afetlerin yaşanmayacağından eminler” dedi.
Mühendislik çözümleriyle yalnızca insanları ve işletmeleri değil, ülke ekonomilerini de dolaylı yönden korumayı amaçladıklarını söyleyen Serteser, “Kahramanmaraş depremlerinden sonra bölgeyi ziyaret ettiğimizde, AVM’lerin, sinema salonlarının, fabrikaların, plazaların kullanılamaz hale geldiğini gördük. Fuji Mühendislik olarak sunduğumuz çözümlerin can ve mal kayıplarının önlenmesi ve iş sürdürülebilirliğinin sağlanması konusundaki önemini tekrar teyit etmiş olduk. Beklenen Büyük Marmara Depremi’nin öncesinde yalnızca İstanbul’dan değil, bölgedeki sanayisi gelişmiş birçok kentten yoğun talepler alıyoruz. Yüksek katlı yapıların ve sanayi tesislerinin hem inşa aşamasında hem de mevcut hallerinin güçlendirilmesinde yapısal çözümlerimizle yer alıyoruz. Bu süreç A’dan Z’ye kadar takip uzman ekipler tarafından takip edilmesi ve uygulanması gereken bir süreç. Proje aşamasında sunduğumuz mühendislik hizmetleriyle işe başlıyoruz, doğru ürünün seçimi ve temini ile devam ediyoruz, çözümün kusursuzca uygulanması ile sonuçlandırıyoruz. Ülke olarak gelişmiş bir sismik strateji ile yola devam edersek ve deprem bilincini iş dünyasında yaygınlaştırabilirsek olası afetleri daha az kayıp ve zararla atlatabileceğimizi biliyoruz” dedi.
Kaynak: IGF
En Çok Okunan Haberler
ANNE VE BABA HAYATINI KAYBETTİ, 3 YAŞINDAKİ OĞULLARI YAŞAM MÜCADELESİ VERİYOR
Yalova Çınarcık NATO Yolu'nda iki motosikletin çarpışması sonucu Mustafa ve Yaren Sezer hayatını kaybetti, 3 yaşındaki oğulları Alparslan Sezer ağır yaralandı. Diğer sürücü Ömer Burhan Sevinç ise hafif yaralı olarak emniyete götürüldü.
YENİ AŞAMA! İMAR PLANLARI ASKIYA ÇIKIYOR
Güney Marmara Otoyolu projesinin imar planı değişiklikleri 16 Temmuz 2026'da askıya çıkarıldı. Toplam 78 km uzunluğundaki projeye 16 Ağustos 2026'ya kadar itiraz edilebilecek. Yalova ve Kocaeli'yi bağlayacak hat, ulaşımı hızlandırmayı hedefliyor.
15 Temmuz
15 Temmuz
15 TEMMUZ: BİR MİLLETİN YAZDIĞI DESTAN
Yalova Valiliği, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü kapsamında 15 Temmuz 2026 Çarşamba günü mezarlık ziyareti, Mevlid-i Şerif, demokrasi yürüyüşü ve resmî anma törenlerini içeren bir program düzenleyecek. Tüm vatandaşlar davetli.
Yabancı uyruklu kaçakçılar yakalandı
Yalova'nın Çiftlikköy ilçesinde jandarma tarafından durdurulan bir araçta, Suriye'den kaçak getirilen 500 ml akrep zehri ele geçirildi. F.C.A., I.A. ve A.A. hakkında kaçakçılıkla mücadele kapsamında adli işlem başlatıldı.
Görev değişimi
Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yönetim değişikliğine gidildi. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Seçkin Özcan, 15 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla hastanenin yeni başhekimi olarak görevlendirildi.