Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

“27 Yıl Geçti: Unutmadık Diyenlere Soruyorum, Ne Yaptınız?”

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin 27. yılında Yalova'da riskli binalar, kentsel dönüşüm ve toplanma alanları sorunları sürüyor. Yazıda, dönemsel siyasetçiler ve belediye başkanlarının somut hazırlıklardan ziyade anma törenlerine odaklandığı vurgulanıyor.

Haber Giriş Tarihi: 17.08.2026 10:13
Haber Güncellenme Tarihi: 17.08.2026 10:16
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.bolge.com.tr
“27 Yıl Geçti: Unutmadık Diyenlere Soruyorum, Ne Yaptınız?”

"Timsah göz yaşları"

17 Ağustos yaklaşınca herkesin hafızası tazeleniyor. Mikrofonlar uzatılıyor, kameralar açılıyor, siyah kurdeleler takılıyor, birkaç damla gözyaşı hazır ediliyor ve klasik cümle geliyor: “Unutmadık, unutturmayacağız!”

İyi de…

27 yıldır ne yaptınız?

İşte asıl soru bu!

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nde Yalova 2 bin 504 evladını kaybetti. Binlerce insan yaralandı, binlerce aile evsiz kaldı. O gün Yalova'nın sokaklarında enkaz vardı, feryat vardı, çaresizlik vardı.

Bugün ise 27 yılın sonunda başka bir tablo var:

Hâlâ riskli binalar, hâlâ çözülemeyen kentsel dönüşüm, hâlâ yetersiz toplanma alanları ve hâlâ “deprem geliyor” diye konuşan ama icraat konusunda ağır aksak ilerleyen bir şehir…

Temel fıkrası gibi şehir yönetimi!

Hani Temel fıkrasında adamın biri sürekli aynı hatayı yapar ya…

Yalova'nın deprem hazırlığı da biraz ona benzedi.

Temel'in biri kuyuya taş atmış, kırk kişi çıkaramamış!

Bizimki de 27 yıl önce depremi yaşadı.

Sonra kırk kişi toplandı.

Komisyon kuruldu.

Toplantı yapıldı.

Konuşma yapıldı.

Rapor hazırlandı.

Bir daha toplantı yapıldı.

Bir daha konuşuldu.

Sonra?

Taş hâlâ kuyuda!

Kentsel dönüşüm vatandaşa “sen önce paranı bul” diyor

Yalova'da 1999 öncesi yapı stokunun önemli bir bölümü hâlâ tartışma konusu.

Kentsel dönüşüm deniyor.

Vatandaş “Tamam, yapalım” diyor.

Sonra önüne maliyet çıkıyor.

Vatandaşın cebinde ise bırakın dönüşüm farkını ödemeyi, mutfak masrafını karşılamak bile her geçen gün zorlaşıyor.

Peki ne olacak?

“Bina dönüşsün.”

Nasıl?

“Vatandaş ödesin.”

Vatandaşın parası yok.

“Devlet destek versin.”

Destek sınırlı.

“Kat artışı olsun.”

O da yok.

Sonra herkes birbirine bakıyor.

Bina da olduğu yerde duruyor, sorun da!

Temel olsa şöyle derdi:

“Ula, depremden korkmayın. Bina sağlam değilse Temel'e güvenin!”

Ama Temel'in bile güveneceği bina kalmamışsa, o başka mesele…

Yalova'nın yeşil alanları ne oldu?

Deprem sonrası en temel ihtiyaçlardan biri toplanma alanları.

Deprem olur…

Binalar hasar görür…

İnsanlar dışarı çıkar…

Nereye gidecek?

İşte bunun cevabı toplanma alanlarıdır.

Ama Yalova'da yıllar içerisinde yeşil alanlar, kamu arazileri ve farklı kullanım kararları üzerinden tartışmalar yaşandı.

Arboretum meselesi…

Yeşil alanlar…

Sahil düzenlemeleri…

Kamu binaları…

TİGEM arazisi…

Her birinin ayrı hikâyesi var.

Ama bütün bu hikâyelerin sonunda vatandaşın sorması gereken çok basit bir soru bulunuyor:

“Deprem olduğunda biz nereye gideceğiz?”

Çünkü depremden sonra vatandaşın eline mikrofon verip:

“Merak etmeyin, toplanma alanımız var”

demek yetmez.

O alanın gerçekten boş, ulaşılabilir, altyapısı hazır ve kullanılabilir olması gerekir.

Deprem çantası var, peki deprem planı nerede?

Yalova'da vatandaşlardan deprem çantası hazırlamaları isteniyor.

Fener…

Su…

İlaç…

Konserve…

Düdük…

Battaniye…

Hepsi tamam.

Ama vatandaşın kafasında başka bir soru var:

“Bina çökerse ben çantamı alıp nereye gideceğim?”

İşte burada Temel yine çıkıyor karşımıza.

Temel'e sormuşlar:

— Deprem çantan hazır mı?

— Hazır.

— Peki deprem planın?

— O da hazır.

— Nerede?

— Çantanın içinde!

İşte bizim mesele de biraz böyle.

Kâğıt üzerinde plan çok.

Ama gerçek hayatta?

Allah korusun!

17 Ağustos gelince gözyaşı musluğu açılıyor

Bir de her 17 Ağustos'ta ortaya çıkan başka bir görüntü var.

Yıllardır görürüz.

Kameralar kurulur.

Mikrofonlar uzatılır.

Siyasetçiler gelir.

“Acımız büyük…”

“Unutmadık…”

“Unutturmayacağız…”

“Deprem gerçeğini biliyoruz…”

“Daha dirençli şehirler kuracağız…”

Ne güzel!

Peki 18 Ağustos'ta ne oluyor?

Kameralar kapanıyor.

Mikrofonlar toplanıyor.

Siyah kurdeleler çıkıyor.

Ve hayat kaldığı yerden devam ediyor.

Ta ki gelecek yılın 17 Ağustos'una kadar…

İşte vatandaşın artık bu gösterilerden bıktığını düşünüyorum.

Çünkü depremzedelerin acısı bir günlük anma programı değildir.

O acı, 365 gün devam eder.

Timsah gözyaşına kimsenin ihtiyacı yok

Bir yakınının mezarına giden insanın gözyaşı gerçektir.

Evladını, eşini, kardeşini, anne-babasını kaybeden insanın acısı gerçektir.

Ama deprem üzerinden siyaset yapanların, 17 Ağustos'u yılda bir kez hatırlayıp sonra deprem gerçeğini rafa kaldıranların gözyaşına kimsenin ihtiyacı yok.

Yalova'nın timsah gözyaşına değil, sağlam binalara ihtiyacı var.

Fotoğraf çektirmeye değil, kentsel dönüşüme ihtiyacı var.

Konuşmaya değil, toplanma alanlarına ihtiyacı var.

“Unutmadık” demeye değil, gereğini yapmaya ihtiyacı var.

27 yılın özeti

27 yıl…

Dile kolay.

Bir çocuk doğduğunda 27 yaşına geldi.

Bir genç üniversiteyi bitirdi, iş hayatına atıldı.

Bir bina 27 yılda eskidi.

Ama biz hâlâ aynı soruyu konuşuyoruz:

“Yalova depreme hazır mı?”

Cevap vermek zor.

Çünkü “hazırız” demek için önce binaların, altyapının, ulaşımın, toplanma alanlarının, acil müdahale planlarının ve kentsel dönüşümün gerçekten hazır olması gerekiyor.

Yoksa kürsüye çıkıp:

“Unutmadık, unutturmayacağız”

demek kolay.

Asıl mesele şudur:

Unutmadıysan neden hâlâ hazır değilsin?

27 yıl sonra Yalova'nın ihtiyacı yeni bir anma töreni değil.

Yeni bir deprem olmadan yapılacak gerçek bir seferberliktir.

Çünkü deprem geldiğinde mikrofon çalışmayabilir.

Kamera açılmayabilir.

Siyasetçi yetişemeyebilir.

Ama bina çökerse…

45 saniye yeter!

Ve o 45 saniyenin hesabını, 27 yıl boyunca “hazırlık yaptık” diyen herkes vermek zorunda kalabilir.

Bu kez Temel fıkrası olmasın.

Çünkü deprem şaka kaldırmaz.

VE BİR DE 27 YILIN HESABINI SORALIM…

17 Ağustos 1999'un üzerinden 27 yıl geçti.

Bu süre içinde Yalova'yı TBMM'de 6 farklı AK Parti milletvekili temsil etti:

Elbette burada bir hakkaniyet payı bırakmak gerekiyor.

Ahmet Büyükgümüş, 17 Ağustos 1999'da henüz 9 yaşındaydı.

Dolayısıyla kalkıp da 1999 depreminden onun siyasi sorumluluğu varmış gibi söz etmek haksızlık olur.

Ama bugün 36 yaşında ve Yalova'yı yıllardır TBMM'de temsil ediyor.

O halde soru bugün için sorulabilir:

27 yıl sonra Yalova'nın deprem hazırlığı hangi noktada?

Çünkü mesele artık 1999'da kimin ne yaptığı değil.

Mesele, 1999'dan sonra kimlerin sorumluluk üstlendiği ve bugün hâlâ neden aynı sorunları konuştuğumuz.

Yıllar geçti.

Hükümetler değişti, belediye başkanları değişti, milletvekilleri değişti.

Ama Yalova'nın önündeki temel soru değişmedi:

“Büyük Marmara depremi olduğunda bu şehir gerçekten hazır mı?”

İşte siyasetçinin 17 Ağustos'ta vermesi gereken cevap budur.

Kürsüde “Unutmadık, unutturmayacağız” demek kolay.

Asıl mesele, 18 Ağustos sabahı ne yaptığını anlatabilmek!

Ve artık vatandaşın da soracağı soru çok basit:

“27 yıl boyunca bu şehir için ne yaptınız?”

Ahmet Büyükgümüş'e ise ayrı bir parantez açalım:

Sen 17 Ağustos'ta daha 9 yaşındaydın.

O gece yaşananların siyasi sorumlusu değildin.

Ama bugün Yalova'nın milletvekilisin.

O halde geçmişin hesabını değil, bugünün ve yarının hesabını vermek durumundasın.

Çünkü deprem siyaset üstü bir meseledir.

“Meliha Akyol, 17 Ağustos 1999'da 39 yaşındaydı. Yani depremi bizzat yaşamış bir kuşaktandı. 2001'de AK Parti Yalova Kadın Kolları'nın kurucu başkanı oldu ve 2018'den itibaren Yalova milletvekili olarak görev yaptı.”

CHP milletvekillerine de soralım!

Ama mesele sadece AK Parti milletvekilleriyle bitmiyor.

Madem 27 yıldır Yalova'nın deprem hazırlığını konuşuyoruz, CHP milletvekillerine de sormak gerekiyor:

Muharrem İnce…

Özcan Özel…

Tahsin Becan…

Siz ne yaptınız?

Muharrem İnce'nin deprem sonrasında Meclis'te araştırma önergeleri verdiğini, deprem yardımlarının ve kalıcı konutların finansmanını sorguladığını biliyoruz.

Tahsin Becan'ın da 2025 yılında afet yönetimi ve afet hukuku konusunda Meclis araştırması önergesine öncülük ettiğini biliyoruz.

Özcan Özel döneminde ise deprem konusunda Meclis'te aynı ölçüde belirgin bir Yalova merkezli çalışma tespit etmek mümkün görünmüyor.

Peki Yalova'nın kendi deprem sorunları?

Kaç riskli bina için somut çözüm ürettiniz?

Kaç binanın dönüşümünü sağladınız?

Kaç toplanma alanının korunması için mücadele ettiniz?Kaç kez Yalova'nın yapı stokunu Meclis gündemine taşıdınız?

Kaç kez iktidarın karşısına çıkıp:

“Yalova'da deprem hazırlığı neden hâlâ tamamlanmadı?”

diye hesap sordunuz?

İşte bunların cevabını da Yalova halkı bilmek istiyor.

Deprem meselesi AK Parti'nin de CHP'nin de siyasi malı değildir.

Depremde ölen 2 bin 504 Yalovalının arasında AK Partili de vardı, CHP'li de vardı, hiçbir partiye oy vermeyen de…

Enkaz, sandık sormadı.

Deprem, parti rozeti sormadı.

O yüzden bugün kim çıkıp “Depremi unutmadık” diyorsa, karşılığında şu soru sorulmalı:

“Peki 27 yılda ne yaptın?”

Bu soru AK Parti'ye de sorulmalı.

CHP'ye de sorulmalı.

Diğer partilere de sorulmalı.

Çünkü Yalova'nın deprem hesabı sandık hesabından çok daha büyük bir hesaptır.

Ve artık vatandaşın istediği şey belli:

Daha az konuşma, daha çok iş!

Daha az tören, daha çok kentsel dönüşüm!

Daha az gözyaşı, daha çok deprem hazırlığı!

Çünkü 17 Ağustos yılda bir gün gelir…

Ama deprem geldiğinde takvim yaprağına bakmaz!

27 YILDA GELEN MİLLETVEKİLLERİNE TEK TEK SORALIM: NE YAPTINIZ?

Şimdi gelelim meselenin en önemli tarafına…

17 Ağustos 1999'un üzerinden 27 yıl geçti.

Bu 27 yılda Yalova'yı TBMM'de 9 farklı milletvekili temsil etti.

6'sı AK Parti'den, 3'ü CHP'den.

Öyleyse artık parti ayrımı yapmadan, isim isim soralım:

“Yalova'nın deprem hazırlığı için ne yaptınız?”

ŞÜKRÜ ÖNDER – AK PARTİ

2002 seçimlerinde Yalova milletvekili oldu.

TBMM kayıtlarında, deprem sonrası yapılan konutlarla ilgili girişimi bulunuyor. Yalova-Çınarcık-Çalıca'daki kalıcı deprem konutlarının eksiklerinin ne zaman giderileceğini Bakanlığa sordu.

Yani deprem konutlarının sorunlarını Meclis gündemine taşıdı.

Ama bugün 27 yılın sonunda soru yine aynı:

Yalova'nın bütün riskli yapı stoku için ne yapıldı?

Bir soru önergesi yeter mi?

Vatandaşın cevabını siz verin…

MUHARREM İNCE – CHP

Burada hakkını teslim etmek gerekiyor.

Muharrem İnce, deprem konusunda Meclis kayıtlarında en fazla iz bırakan Yalova milletvekillerinden biri.

2003 yılında Marmara Depremi sonrasında yapılan yardımlar ve kamu ihaleleriyle ilgili iddiaların araştırılması için Meclis araştırması önergesinin ilk imzacısı oldu.

Ayrıca Yalova'daki deprem konutlarının sorunlarını da Meclis'e taşıdı.

Örneğin Soğucak ve Çalıca'daki deprem konutlarının çatılarının fırtınada zarar görmesi üzerine, deprem konutlarının neden zamanında onarılmadığını ve neden genel bakım yapılmadığını Bakanlığa sordu.

Yani İnce'nin dosyasında “deprem konusunda hiçbir şey yapmadı” demek mümkün değil.

Ama ona da şu soruyu sormak hakkımız:

“Meclis'te sorduğunuz soruların kaçı Yalova'da kalıcı bir sonuca dönüştü?”

İLHAN EVCİN – AK PARTİ

İşte burada önemli bir kayıt var.

2008 yılında İlhan Evcin, deprem riskinin araştırılması ve deprem yönetiminde alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması önergesinin ilk imzacısı oldu.

Üstelik bu sıradan bir soru önergesi değildi.

Meclis araştırması açılması kabul edildi.

Yani Evcin'in dosyasına açıkça yazılabilecek bir iş var:

“Deprem riskini Meclis araştırmasına taşıdı.”

Ama aradan 18 yıl daha geçti.

Bugün hâlâ Yalova'nın riskli binalarını konuşuyorsak, şu soruyu da sormak gerekir:

“O araştırmanın sonuçları Yalova'nın sokaklarına ne kadar yansıdı?”

TEMEL COŞKUN – AK PARTİ

2011'de milletvekili oldu.

TBMM kayıtlarında çok sayıda yasama faaliyeti bulunmasına rağmen, yaptığımız taramada Yalova'nın deprem riskine ilişkin İlhan Evcin'in 2008'deki araştırması veya Muharrem İnce'nin deprem konutlarıyla ilgili girişimleri kadar doğrudan ve belirgin bir çalışma ortaya çıkmıyor.

O halde soru basit:

“Yalova'nın deprem gerçeği sizin milletvekilliğiniz döneminde Meclis'te neden daha güçlü biçimde gündeme gelmedi?”

Çünkü deprem meselesi beklemedi.

FİKRİ DEMİREL – AK PARTİ

2015-2018 döneminde Yalova milletvekiliydi.

17 Ağustos anma programlarında yer aldı.

Ama anma başka, hazırlık başka.

Meclis kayıtlarında, Yalova'nın deprem riskine ilişkin kapsamlı ve sonuç odaklı bir araştırmayı kendisinin başlattığını gösteren belirgin bir kayıt ortaya koymak mümkün değil.

O zaman soralım:

“Yalova'nın deprem hazırlığı için milletvekilliğiniz döneminde hangi somut işi başlattınız?”

Çünkü karanfil bırakmak kolay.

Riskli binayı dönüştürmek zor.

AHMET BÜYÜKGÜMÜŞ – AK PARTİ

Burada özellikle hakkaniyetli olalım.

Ahmet Büyükgümüş, 17 Ağustos 1999'da 9 yaşındaydı.

Dolayısıyla 1999 depremindeki siyasi sorumluluğu ona yüklemek doğru değildir.

Ancak bugün 36 yaşında ve Yalova milletvekili.

Dolayısıyla soru geçmişe değil, bugüne yöneltilmeli:

“Milletvekili olduğunuz dönemden bugüne Yalova'nın deprem hazırlığı için hangi somut adımları attınız?”

Çünkü artık 1999'un çocuğu değil, Yalova'nın bugünkü milletvekilidir.

Ve bugün Yalova'nın sorunu hâlâ aynı:

Riskli binalar, kentsel dönüşüm, toplanma alanları ve deprem hazırlığı.

MELİHA AKYOL – AK PARTİ

Meliha Akyol ise 1999 depreminde yetişkin bir Yalovalıydı ve bugün de Yalova milletvekili.

Meclis'te deprem, yapı denetimi ve 1999 Yalova depremi konusunda konuşmaları bulunuyor.

Dolayısıyla onun dosyasına da “deprem konusunda hiç konuşmadı” yazamayız.

Ama vatandaşın sorusu daha ağır:

“Konuşmalarınız Yalova'da hangi somut sonuca dönüştü?”

Çünkü vatandaş artık konuşma değil, sonuç görmek istiyor.

ÖZCAN ÖZEL – CHP

2018'de Yalova milletvekili seçildi.

Yalova'nın çeşitli sorunlarını Meclis gündemine taşıdı.

Ancak yaptığımız TBMM taramasında, deprem konusunda Muharrem İnce'nin 2003'teki araştırma önergesi veya İlhan Evcin'in 2008'deki deprem araştırması gibi doğrudan Yalova deprem riskine odaklanan belirgin bir çalışma ortaya çıkmıyor.

O halde ona da soralım:

“Yalova'nın deprem hazırlığı için milletvekilliğiniz döneminde hangi somut girişimde bulundunuz?”

TAHSİN BECAN – CHP

Gelelim bugünün milletvekiline.

Tahsin Becan'ın deprem konusunda Meclis'te somut girişimleri bulunuyor.

2025 yılında afet yönetimi mevzuatının bütünleştirilmesi ve afet hukuku alanında gerekli yasal düzenlemelerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması önergesinin ilk imzacısı oldu.

Ayrıca Genel Kurul'da dirençli kentler, yapı güvenliği ve afet hazırlığı konularını gündeme getirdi.

Dolayısıyla Becan için de “hiçbir şey yapmadı” demek doğru olmaz.

Fakat ona da sorumuz var:

“Yalova özelinde ne yaptınız?”

Çünkü Türkiye'nin deprem sorununu konuşmak başka…

Yalova'nın deprem sorununu çözmek başka!

İŞTE ASIL HESAP BURADA!

Şimdi tabloya bir daha bakalım.

Şükrü Önder…

Muharrem İnce…

İlhan Evcin…

Temel Coşkun…

Fikri Demirel…

Ahmet Büyükgümüş…

Meliha Akyol…

Özcan Özel…

Tahsin Becan…

Dokuz milletvekili…

27 yıl…

İktidar değişti.

Milletvekilleri değişti.

Belediye başkanları değişti.

Ama Yalova'nın deprem korkusu değişmedi.

İşte benim asıl sorum burada:

Bu dokuz milletvekilinden hangisi çıkıp “Ben Yalova'nın deprem sorununu çözmek için şunu yaptım, şu projeyi başlattım, şu binanın dönüşümünü sağladım, şu toplanma alanını korudum” diyebilir?

Muharrem İnce'nin araştırma önergeleri var.

İlhan Evcin'in deprem araştırması var.

Tahsin Becan'ın afet hukuku girişimi var.

Bazılarının konuşmaları var.

Bazılarının anma törenleri var.

Ama vatandaşın elinde ne var?

Hâlâ deprem korkusu!

İşte 27 yılın özeti budur.

TEMEL'İN FIKRASI GİBİ…

Temel'e sormuşlar:

— Ula Temel, deprem için ne yaptınız?

Temel cevap vermiş:

— Toplanduk.

— Nerede?

— Toplantıda!

— Peki ne karar aldınız?

— Bir daha toplantı yapmaya karar verdik!

Yalova'nın korkarım 27 yıllık deprem hikâyesi de buna benziyor.

**Toplantı çok…

Konuşma çok…

Anma çok…

Karanfil çok…

Ama riskli bina hâlâ orada!**

Artık Yalova halkının istediği yeni bir 17 Ağustos konuşması değil.

Yeni bir 17 Ağustos yaşamamak!

O yüzden bütün milletvekillerine, bütün siyasi partilere ve bütün yöneticilere aynı soruyu soruyorum:

BİR DE BELEDİYE BAŞKANLARINA SORALIM!

Milletvekillerini tek tek sorduk:

“Yalova'nın deprem hazırlığı için ne yaptınız?”

Şimdi aynı soruyu belediye başkanlarına soralım.

17 Ağustos 1999'dan bu yana Yalova'da Yakup Bilgin Koçal, Barbaros Hayrettin Binicioğlu, yeniden Yakup Bilgin Koçal, Vefa Salman, Mustafa Tutuk ve Mehmet Gürel görev yaptı. Yalova Belediyesi'nin resmi başkanlık listesi de bu sıralamayı doğruluyor.

Yakup Bilgin Koçal, deprem gecesi ve sonrasında şehrin yeniden ayağa kaldırılması için büyük kriz dönemini yönetti.

Barbaros Binicioğlu döneminde deprem sonrası okul ihtiyacına yönelik belediye yatırımları yapıldı.

Koçal'ın ikinci döneminde kentin geleceğine yönelik projeler hayata geçirildi.

Vefa Salman döneminde kentsel dönüşüm girişimleri yapıldı, Bağlarbaşı için çalışmalar yürütüldü, deprem konusunda uzmanların katıldığı toplantılar düzenlendi.

Mustafa Tutuk döneminde ise kentsel dönüşüm konusunda daha somut adımlar atıldı; imar planı revizyonları yapıldı, eski yapıların dönüşümünün önü açılmaya çalışıldı ve riskli olduğu belirlenen belediye hizmet binası yıkıldı.

Bugün Mehmet Gürel döneminde ise yapı stoku verilerinin toplanması, deprem risk haritalarının oluşturulması ve kentsel dönüşüm için yeni finansman modellerinin devreye sokulması yönünde çalışmalar yürütülüyor.

Peki sonuç?

27 yıl geçti.

Ve hâlâ Yalova'da binlerce eski yapı duruyor.

Hâlâ vatandaş kentsel dönüşümün maliyetini düşünüyor.

Hâlâ “Bu bina depreme dayanıklı mı?” sorusu soruluyor.

Hâlâ toplanma alanlarının yeterliliği tartışılıyor.

Demek ki mesele yalnızca bir belediye başkanının meselesi değil.

27 yıllık birikmiş bir mesele!

O halde artık hiç kimse çıkıp:

“Ben yaptım, gerisi beni ilgilendirmez.”

deme hakkına sahip değil.

Çünkü Yakup Koçal'ın döneminden Mehmet Gürel'in dönemine kadar geçen süre bir insan ömrünün önemli bir bölümüdür.

TEMEL BURADA DA ÇIKSIN!

Temel'e sormuşlar:

— Ula Temel, Yalova'da 27 yıldır belediye başkanları ne yaptı?

Temel demiş ki:

— Çok şey yaptılar.

— Ne yaptılar?

— Her biri depremi anlattı!

— Peki binalar?

Temel başını sallamış:

— Onlar da hâlâ duruyor!

İşte meselenin özeti biraz da bu.

Anma törenleri yapıldı.

Paneller yapıldı.

Planlar yapıldı.

Toplantılar yapıldı.

Projeler açıklandı.

Ama artık vatandaş şunu soruyor:

“Peki benim oturduğum bina ne olacak?”

İşte bütün mesele burada!

Çünkü 17 Ağustos'ta kameraların karşısına geçip “Unutmadık” demek kolay.

Asıl marifet, 18 Ağustos sabahı masanın başına oturup:

“Bu binayı dönüştüreceğiz.”

diyebilmek.

Yalova'nın artık yeni bir anma programından çok, yeni bir deprem yaşamadan eski yapı stokunu dönüştürmeye ihtiyacı var.

27 yılın sonunda artık kimseye düşen görev gözyaşı dökmek değil.

Gereğini yapmak!

“27 YIL GEÇTİ… UNUTMADIK DİYENLERE SORUYORUM: NE YAPTINIZ?”

Çünkü deprem geldiğinde vatandaşın elinde siyasi slogan değil, sağlam bina olması gerekiyor.

Ve o gün geldiğinde kimsenin:

“Keşke daha önce yapsaydık…”

deme lüksü olmayacak.

Yalova'da 2 bin 504 insanın hayatını kaybettiği bir felaket üzerinden artık kimsenin siyasi şov yapmaya hakkı yok.

Timsah gözyaşları da, “unutmadık” sloganları da yetmez.

Yalova artık tek bir şey istiyor:

Deprem gelmeden önce iş yapmak!

Çünkü deprem geldiğinde…

“Keşke” demenin hiçbir faydası olmayacak.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.