
İRAP Çalıştayı’nda siyasi temsil tartışması: Osman Kendir’den dikkat çeken eleştiri
Yalova’da deprem ve diğer afetlere karşı risklerin azaltılması amacıyla düzenlenen İl Risk Azaltma Planı (İRAP) Çalıştayı, kentte afet hazırlığının yanı sıra siyasi temsil tartışmasını da gündeme taşıdı.
Yalova Valisi Dr. Ahmet Hamdi Usta başkanlığında gerçekleştirilen çalıştayda kamu kurumları, yerel yönetimler ve ilgili kuruluşlar bir araya gelirken, mecliste grubu bulunan siyasi partilerin il ve ilçe başkanlarının toplantıda yer almaması İYİ Parti Yalova İl Başkanı ve Yüksek Jeoloji Mühendisi Osman Kendir’in tepkisine neden oldu.
İRAP SIRADAN BİR TOPLANTI DEĞİL
İl Risk Azaltma Planı, bir ilin deprem, sel, heyelan, yangın ve benzeri afetlerden daha az zarar görmesi için afet meydana gelmeden önce alınması gereken önlemleri belirleyen önemli bir planlama çalışması.
Başka bir ifadeyle İRAP’ın temel sorusu, “Afet olduğunda ne yapacağız?”dan önce “Afet olmadan önce hangi riskleri azaltacağız?”
Yalova gibi deprem gerçeğiyle yaşayan bir kent açısından bu başlık; yapılaşmadan altyapıya, ulaşım yollarından kamu binalarına, toplanma alanlarından afet sonrası müdahale kapasitesine kadar geniş bir alanı ilgilendiriyor.
Bu nedenle çalıştayda ortaya konulan tespitlerin ve hazırlanacak raporların yalnızca dosyalarda kalmaması, belediye kararlarına, imar uygulamalarına ve yatırımlara yansıması önem taşıyor.
“KAFE AÇILIŞLARINDAN DAHA ÖNEMLİ”
Çalıştayın yüksek katılımla gerçekleştirilmesini olumlu karşılayan Kendir, siyasi parti temsilcilerinin bulunmamasını ise eleştirdi.
Kendir, seçim dönemlerinde kenti yönetmeye talip olan siyasi aktörlerin afet gibi doğrudan insan hayatını ilgilendiren bir konuda daha fazla sorumluluk göstermesi gerektiğini savundu.
Kendir açıklamasında, siyasi temsilcilerin çalıştayda bulunmamasını “düşündürücü” bulduğunu belirterek şu ifadeyi kullandı:
“Seçim zamanlarında şehrimizi yönetecek iradeyi belirleyen siyasi temsilcilerin, kafe açılışlarına katılımından daha önemli bir husus olduğunu düşünüyorum.”
Bu sözler aynı zamanda Yalova siyasetinde önceliklerin ne olduğu sorusunu da gündeme getirdi.
Çünkü bir kafe açılışı elbette kent yaşamının bir parçası olabilir. Ancak deprem riski, ertelenebilecek veya seçimden seçime hatırlanabilecek bir mesele değil.
DEPREM KONUSUNDA “FRANSIZ KALMAK” TARTIŞMASI
Kendir’in eleştirisi, yalnızca bir toplantıya katılım üzerinden okunabilecek bir konu da değil.
Asıl tartışma, Yalova’nın afet riskinin siyasi gündemde ne kadar yer tuttuğu noktasında düğümleniyor.
Seçim dönemlerinde kenti yönetmek için vatandaşın karşısına çıkan siyasi kadroların, kentin geleceğini doğrudan ilgilendiren afet planlaması toplantılarında görünür olmaması kamuoyunda soru işareti oluşturabilecek bir tablo ortaya çıkarıyor.
Burada sorulması gereken soru basit:
Yalova’nın deprem riski bu kadar önemliyse, deprem riskinin azaltılmasının konuşulduğu masada kimler var, kimler yok?
Kendir’in açıklaması da bu soruyu doğrudan siyasi partilerin gündemine taşıyor.
RAPOR HAZIRLAMAK YETMEZ
Çalıştay sonrasında ortaya çıkacak raporların uygulanması ise tartışmanın en önemli ayağını oluşturuyor.
Kendir, hazırlanan planların kağıt üzerinde kalmaması gerektiğini belirterek özellikle risk azaltıcı plan notlarının belediye meclislerinde dikkate alınması gerektiğine vurgu yaptı.
Ayrıca bu çalışmaların Çevre Düzeni Planı’na temel oluşturabilecek nitelikte olduğunu ifade eden Kendir, belediye başkanlarının büyük bölümünün toplantıya katılımını da olumlu değerlendirdi.
Burada asıl sınav ise çalıştaydan sonra başlayacak.
Çünkü riskleri tespit etmek başka, o riskleri gerçekten azaltmak başka.
Riskli yapıların durumu ne olacak?
İmar kararlarında hangi değişiklikler yapılacak?
Altyapı ne zaman güçlendirilecek?
Afet sonrası ulaşım nasıl sağlanacak?
Toplanma alanlarının yeterliliği nasıl değerlendirilecek?
Deprem Master Planı ne zaman hayata geçirilecek?
Vatandaş açısından önemli olan, bu soruların karşılığının somut olarak ortaya konulması.
“DARISI DEPREM MASTER PLANINA”
Kendir, açıklamasının sonunda gözlerin artık bir sonraki aşamaya çevrilmesi gerektiğini belirterek “Darısı Deprem Master Planına” mesajı verdi.
Bu mesaj, Yalova’da afet hazırlığının yalnızca çalıştaylarla sınırlı kalmaması gerektiğine yönelik bir çağrı niteliğinde.
Sonuçta mesele bir toplantının yapılıp yapılmamasından daha büyük.
Yalova’da deprem riski yıllardır biliniyor.
Artık tartışılması gereken yalnızca riskin varlığı değil, o riski azaltmak için hangi kurumun ne zaman ne yapacağı.
Siyasi partilerin de bu sürecin dışında kalmaması beklenirken, Kendir’in çıkışıyla birlikte gözler şimdi hem siyasi temsilcilere hem de yerel yönetimlere çevrilmiş durumda.
Çünkü deprem söz konusu olduğunda toplantıya katılmak kadar, toplantıda konuşulanları hayata geçirmek de siyasi ve idari bir sorumluluk.
Ve Yalova açısından asıl soru hâlâ ortada:
DEPREM MASASINDA KİMLER VARDI, KİMLER FRANSIZ KALDI?