YALOVA’DA ÇÖP MANZARALARI TARTIŞMA YARATIYOR

Yalova'nın Rüstempaşa Mahallesi'ndeki dere kenarına bırakılan atıklar, çevre kirliliği ve belediye hizmetlerini tartışmaya açtı. 153 hattı ve ücretli toplama sistemi vurgulanırken, personel yeterliliği ve denetimler sorgulanıyor.

Haber Giriş Tarihi: 30.09.2026 10:11
Haber Güncellenme Tarihi: 30.09.2026 10:13
https://www.bolge.com.tr

Çöpü atan mı suçlu, temizlemeyen mi?Yalova’nın Rüstempaşa Mahallesi’nde, dere çevresinde çekilen bu görüntü, kentte çevre temizliği konusunda yaşanan tartışmayı yeniden gündeme taşıdı. Dere kenarına bırakılan halılar, yataklar, giysiler ve çeşitli ev eşyaları çevre kirliliği oluştururken, ortaya şu soru çıkıyor:

Bu görüntünün sorumlusu yalnızca çöpünü buraya atan vatandaş mı, yoksa zamanında müdahale ederek alanı temizlemekle görevli belediye ekiplerinin sorumluluğu da tartışılmalı mı?

Üstelik mesele yalnızca Rüstempaşa Mahallesi ile sınırlı değil. Yalova’nın farklı bölgelerinde de zaman zaman benzer görüntüler ortaya çıkıyor.Bu durum bir taraftan vatandaşların çevreye karşı sorumluluğunu, diğer taraftan ise belediyenin temizlik, toplama ve denetim hizmetlerini gündeme getiriyor.

153 NEDEN DAHA FAZLA KULLANILMIYOR?

Burada vatandaşlara da önemli bir görev düşüyor.

Yalova Belediyesi, kaba atık, eski mobilya, büyük hacimli ev eşyası ve molozların sokaklara, boş alanlara veya ortak kullanım alanlarına bırakılmaması gerektiğini belirtiyor. Belediye, bu tür atıkların 153 üzerinden yasal süreç hakkında bilgi alınarak, belirlenen ücret karşılığında adresten teslim alınabildiğini açıklıyor.

O halde şu soru da sorulmalı:

Vatandaş, eski yatağını, halısını veya mobilyasını dere kenarına bırakmak yerine neden 153’ü arayıp yasal toplama hizmetini kullanmıyor?

Çünkü kaçak şekilde bırakılan atık hem çevre ve görüntü kirliliğine neden oluyor hem de mevzuat kapsamında cezai yaptırım riski taşıyor. Belediye de kaçak dökümlere karşı denetim ve fotokapan uygulaması yaptığını açıklıyor.

SADECE BELEDİYEYİ SUÇLAMAK DA DOĞRU DEĞİL

Bir vatandaşın eski yatağını, halısını veya mobilyasını dere kenarına bırakması öncelikle çevre bilinci ve kamu alanlarının korunması açısından ciddi bir sorun.

Ancak vatandaşın bıraktığı atığın ne kadar süre orada kaldığı da belediyenin temizlik ve denetim sisteminin etkinliği açısından sorgulanabilir.

Dolayısıyla mesele sadece:

“Çöpü vatandaş attı.”

veya

“Belediye temizlemedi.”

noktasına indirgenmemeli.

Asıl mesele; çöpün ortaya çıkmasını engellemek, ortaya çıktığında bildirmek ve belediyenin de hızlı müdahale etmesini sağlamak.

TEMİZLİK KADROSU YETERLİ Mİ?

Bir başka tartışma konusu ise Yalova Belediyesi’nin temizlik personeli.

Belediyenin 2024 Faaliyet Raporu’nda, kent temizliği hizmet alanında 2024 Aralık itibarıyla 252 personelin çalıştığı belirtiliyor. Raporda ayrıca belediyenin 14 mahallede temizlik hizmeti yürüttüğü ve cadde, sokak, meydan, sahil bandı ve diğer alanlarda temizlik çalışmaları yaptığı aktarılıyor.

Ancak burada yalnızca kadroda kaç kişinin bulunduğu değil, fiilen sahada kaç kişinin temizlik hizmeti verdiği önem taşıyor.

Sahadan gelen bazı iddialarda, Temizlik İşleri kadrosunda bulunan bazı personelin geçmiş dönemlerde olduğu gibi temizlik hizmetleri dışında başka görevlerde de çalıştırıldığı, bunun da sahadaki fiili temizlik personeli sayısını azalttığı öne sürülüyor.

Bu iddia doğruysa, belediyenin açıklaması gereken rakam yalnızca:

“Kaç temizlik personelimiz var?”

olmamalı.

Asıl cevaplanması gereken soru:

“Kaç personel fiilen sokaklarda, parklarda, dere çevrelerinde ve diğer alanlarda temizlik yapıyor?”

153, VATANDAŞ İLE BELEDİYE ARASINDAKİ KÖPRÜ OLABİLİR

Yalova’nın temizliği yalnızca belediyenin değil, vatandaşın da sorumluluğu.

Vatandaş çöpünü sokağa, dere kenarına veya boş alana bırakmayacak. Büyük hacimli atıkları için de kaçak döküm yerine 153 üzerinden yasal toplama süreci hakkında bilgi alacak.

Belediye ise kendisine ulaşan bildirimleri değerlendirecek ve gerekli müdahaleyi yapacak.

Böyle bir sistem çalışırsa, Rüstempaşa’daki gibi görüntülerin uzun süre kent içerisinde kalmasının önüne geçilebilir.

SONUÇ: SORUMLULUK ORTAK

Rüstempaşa Mahallesi’ndeki bu görüntü aslında Yalova’nın daha büyük bir sorununu gösteriyor.

Çöpü atan vatandaş sorumlu.

Çöpü görüp bildirmeyen vatandaşın da sorumluluğu var.

Belediye ise temizlik hizmetini yeterli personel ve etkin denetimle yürütmek zorunda.

Ama bunun için şu soruların açıkça cevaplanması gerekiyor:

Yalova Belediyesi’nin temizlik personeli gerçekten yeterli mi?

Temizlik kadrosunda görünen personelin tamamı fiilen temizlik hizmetlerinde mi çalışıyor?

Başka görevlerde görevlendirilen temizlik personeli var mı?

153’e gelen büyük hacimli atık bildirimlerine ortalama ne kadar sürede müdahale ediliyor?

Kaçak dökümlerin ne kadarı vatandaş ihbarıyla, ne kadarı belediye denetimleriyle tespit ediliyor?

Ve belki de en önemlisi:

“Vatandaş neden gördüğü çöpü 153’e bildirmiyor?”

Çünkü yasal toplama hizmetinin bulunduğu bir yerde, atığı dere kenarına bırakmak yerine belediyeden bilgi almak hem çevreyi korumak hem de sorunun büyümesini engellemek açısından daha doğru bir yol.

ÜCRET, KAÇAK DÖKÜMÜ TEŞVİK EDİYOR MU?

Yalova Belediyesi’nin büyük hacimli atıkların adresten alınması için ücret uygulaması ise başka bir soruyu gündeme getiriyor:

Acaba bu ücret, bazı vatandaşları atıklarını dere kenarlarına, boş alanlara ve sokaklara bırakmaya yöneltiyor mu?

Bunun cevabı için belediyenin, ücretli toplama uygulamasıyla birlikte 153’e yapılan talepler ile kaçak döküm ihbarlarındaki değişimi kamuoyuyla paylaşması önemli.

Çünkü mesele yalnızca “vatandaş neden çöpünü atıyor?” sorusundan ibaret değil.

Asıl soru şu: Ücretli toplama hizmeti vatandaş için yeterince ulaşılabilir ve ekonomik mi?

Bu sorunun cevabı, Rüstempaşa’dan Yalova’nın diğer mahallelerine kadar uzanan çöp manzaralarının nedenlerini anlamak açısından önemli.

PEKİ BU ÜCRETİ KİM, NEYE GÖRE BELİRLİYOR?

Yalova Belediyesi’nin büyük hacimli atıkları adresten alması ücretli. Ancak burada vatandaşın cevap beklediği başka bir soru daha var:

“Benim 5 yatağım, 2 gardırobum, birkaç halım ve eski eşyalarım var. Bunların belediye tarafından alınması için kaç lira ödeyeceğim?”

Bu bedeli kim hesaplıyor, hangi belediye birimi belirliyor ve hangi ölçü kullanılıyor? Eşyanın parça sayısı mı, toplam hacmi mi, atığın miktarı mı, yoksa kullanılacak araç ve personel maliyeti mi esas alınıyor?

Daha da önemlisi, vatandaş belediyeyi aradığında ödeyeceği ücreti önceden net olarak öğrenebiliyor mu?

Belediyenin “atığın türü ve miktarına göre tarife uygulanıyor” açıklamasının yanında, vatandaşın anlayabileceği somut örnek fiyatları da açıklaması gerekiyor.

Çünkü cevaplanması gereken asıl soru şu:

Ücretli toplama sistemi, vatandaşı yasal yoldan atıklarını teslim etmeye teşvik mi ediyor, yoksa bazı vatandaşları “parasını vermek yerine sokağa bırakayım” düşüncesine mi itiyor?