
Osmangazi Köprüsü üzerinde yaşanan son olay, bir trajediden ibaret değil. Bu, göz göre göre gelen bir zaafın, bir ihmal zincirinin ve “nasıl olsa bir şey olmaz” anlayışının sonucudur.Bir genç kadın, herkesin gözü önünde korkuluklara tırmanıyor. Dakikalar geçiyor. Müdahale yok. Engel yok. Caydırıcı hiçbir şey yok. Ve sonra… boşluk.
Şimdi herkes aynı soruyu soruyor ama yüksek sesle değil: Bu nasıl mümkün oldu?
BU BİR GÜVENLİK MESELESİDİR
Osmangazi gibi stratejik bir köprüde, bir insanın “elini kolunu sallayarak” ölümüne yürüyebilmesi kabul edilebilir mi?
Bu sadece bir intihar vakası değildir. Bu, açık bir güvenlik zafiyetidir.
Bugün bir genç hayatına son verdi. Peki ya yarın?
Aynı noktaya bir sabotajcı çıksa?
Elinde patlayıcı olsa?
Ya da onlarca insanın hayatını riske atacak bir eylem planlasa?
O zaman da mı “üzgünüz” diyeceğiz?
KAMERALAR VAR AMA MÜDAHALE YOK
Türkiye’de neredeyse her noktada kamera var. Ama mesele izlemek değil, önlemek.
Eğer bir kişi korkuluklara tırmanabiliyorsa:
Fiziki bariyer yetersizdir
Anlık müdahale sistemi yoktur
Güvenlik protokolü kağıt üzerinde kalmıştır
Bu kadar net.
SORUMLULUK KİMDE?
Her trajediden sonra aynı refleks: “Soruşturma başlatıldı.”
Peki sonuç?
Kim denetledi bu köprüyü?
Bu risk daha önce raporlandı mı?
Neden önlem alınmadı?
Eğer bu soruların cevabı yoksa, sorun sadece bir olay değil, sistemin kendisidir.
BU İLK DEĞİL, SON OLMASIN
Dünyanın birçok ülkesinde köprülerde:
Yüksek güvenlik bariyerleri
Tırmanmayı imkânsız hale getiren yapılar
7/24 aktif müdahale ekipleri
standarttır.
Bizde ise hâlâ olay olduktan sonra konuşuluyor.
GERÇEKLERLE YÜZLEŞME ZAMANI
Bu yazı sert çünkü gerçekler sert.
Bir genç hayatını kaybetti. Ama asıl kayıp, bu olaydan ders çıkarılmazsa yaşanacak.
Bugün susanlar, yarın daha büyük bir felaketin sorumluluğunu taşıyacak.
Soru basit: O köprüde güvenlik var mı, yok mu?Artık net bir cevap verilmek zorunda.
Osmangazi Köprüsü’nde, Boğaziçi köprülerindeki gibi “yüksek, aşılması zor intihar bariyerleri yok.”
Osmangazi Köprüsü üzerindeki durum
Köprüde standart otoyol korkulukları (çelik bariyer) bulunuyor
Bu bariyerler:
Araç güvenliği için tasarlanır
İnsanı engellemek için değil, aracı durdurmak için yapılır
Yani:
Tırmanılması teknik olarak mümkün.
Güvenlik var ama “fiziki engel” zayıf
Köprü:
100+ kamera ile izleniyor
Sensör ve kontrol sistemleri mevcut
Ama kritik fark şu:
Bu sistemler izler ve müdahale eder,
ama fiziksel olarak engellemez.
İstanbul köprüleriyle fark
15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü
Yüksek çelik paneller / korkuluklar var
Tırmanmayı zorlaştıran yapı kullanılıyor
Bazı bölümlerde ek güvenlik yükseltmeleri yapıldı
Amaç net:
İnsanı fiziksel olarak engellemek
Osmangazi’de:
Kamera var ,Sistem var,Ama caydırıcı fiziksel bariyer yok.
“Nasıl çıktı o korkuluklara?”
Cevap basit:
Çünkü çıkılabiliyor.
Osmangazi’de Güvenlik Yok: Çıkılabiliyorsa, Bu Bir İhmaldir
Osmangazi Köprüsü üzerinde bir genç hayatını kaybetti. Ama asıl soru şu: Bu bir trajedi mi, yoksa göz göre göre gelen bir güvenlik zafiyeti mi?
Bir insan, Türkiye’nin en önemli ulaşım hatlarından birinde, herkesin gözü önünde korkuluklara tırmanıyor ve kendini boşluğa bırakıyor.
Kimse durduramıyor.
Hiçbir sistem devreye girmiyor.
Ve sonra biz buna sadece “üzücü bir olay” diyoruz.
Hayır. Bu bir olay değil.
Bu, açık bir ihmaldir.
O köprüde kamera olabilir.
Sensör olabilir.
Kontrol merkezi olabilir.
Ama bir insan o korkuluğa çıkabiliyorsa,
orada güvenlik yoktur.
Bu kadar basit.
Şimdi herkesin cevap vermesi gereken sorular:
O korkuluklar neden aşılabiliyor?
Neden fiziksel engel yok?
Neden anlık müdahale gerçekleşmedi?
Bu olay ilk mi, yoksa görmezden gelinenlerin devamı mı?
Ve en önemlisi:
Yarın aynı noktaya kötü niyetli biri çıksa ne olacak?
İstanbul’daki 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü yıllarca acı olaylar yaşadı.
Ama sonra ne oldu?
Önlem alındı.
Yüksek bariyerler yapıldı
Müdahale sistemleri kuruldu
Risk azaltıldı
Osmangazi’de ise hâlâ aynı soru soruluyor:
“Nasıl oldu?”
Bu bir intihar haberi değil.
Bu, güvenlik açığı haberidir.
Ve bu açık kapatılmazsa,
bugün bir kişi, yarın çok daha fazlası konuşulur.
Bir köprüden düşen sadece bir insan değildir.
Bazen bir sistemin çöküşü de o boşluğa düşer.
SORUMLULUK KİMDE?
Osmangazi Köprüsü bir kamu-özel iş birliği (YİD – Yap-İşlet-Devret) projesidir.
İşleten:
Otoyol A.Ş.
(Nurol, Özaltın, Makyol, Astaldi, Yüksel ortaklığı)
Devlet tarafı:
Karayolları Genel Müdürlüğü
HUKUKİ VE FİİLİ SORUMLULUK
1. Günlük güvenlik ve işletmesden İşleten firma sorumlu
Köprü üzerindeki:Fiziki güvenlik,Bariyerler,Kamera sistemleri
Müdahale ekipleri,Bunlar doğrudan işletmecinin yükümlülüğünde.
2. Standartları belirleme ve denetimden Devlet sorumlu
Karayolları:
Teknik şartnameyi belirler,Güvenlik standartlarını koyar,Denetim yapar
Yani devlet “nasıl olması gerektiğini” belirler.
Eğer köprüde yüksek bariyer yoksa, bunun 3 ihtimali vardır:
Projede baştan zorunlu tutulmamıştır. Devlet eksik standart koymuştur.Sonradan ihtiyaç doğmuştur ama yapılmamıştır.İşleten eksik kalmıştır
Gerekli görülmemiştir .Ortak sistem hatası.Bu tür olaylarda top tek tarafta değildir:
İşleten yapar, devlet denetler.
Yapılmadıysa ikisi de sorumludur.
“Osmangazi’de eksik olan bariyer sadece bir metal değil; sorumluluğun paylaşılmış olmasıdır.
İşleten yapmamışsa suçlu, devlet denetlememişse daha da suçludur.”