Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Yalova’yı çok ciddi etkileyecek faylar bulunuyor.

‘ASIL SESSİZLİĞİNİ KORUYAN ADALAR VE GANOS KOLUDUR’
Haber Giriş Tarihi: 31.07.2022 11:19
Haber Güncellenme Tarihi: 31.07.2022 11:19
https://bolge.com.tr/

Deprem ile ilgili flaş açıklama. Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Oruç, kuzey kollarının uzunca bir süredir yıkıcı bir deprem üretmediğini söyleyerek, "Marmara Denizi içerisinde 6.9'dan büyük bir yıkıcı depremin olma olasılığını artık çok yüksek görüyoruz. Dolayısıyla bu sessizlik bizi korkutuyor" dedi.

Prof. Dr. Barış,ise; Güney Marmara’da, Bursa ve Yalova’yı çok ciddi etkileyecek faylar bulunuyor.

Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Oruç, beklenen İstanbul depremiyle ilgili önlemlerin bir an önce alınması gerektiğini söyledi. Oruç, ellerinde 'İl Afet Risk Azaltma Planı'ndan (İRAP) başka silah olmadığını ve İRAP eylemlerini doğru bir şekilde hayata geçirmek gerektiğini belirtti.

Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun uzunca bir süredir yıkıcı bir deprem üretmediğini dile getiren Oruç, "Beklenen İstanbul depremi derken aslında Marmara Denizi içerisinde Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun kuzey kollarının uzunca bir süredir yıkıcı bir deprem üretmediğini anlıyoruz aslında ve bu bizi korkutuyor açıkçası. 1500’lü yıllar ve 1755 ve 1894 yılından sonra günümüze kadar geldik. Marmara Denizi içerisinde 6.9’dan büyük bir yıkıcı depremin olma olasılığını artık çok yüksek görüyoruz. Dolayısıyla bu sessizlik bizi korkutuyor" diye konuştu.

‘ASIL SESSİZLİĞİNİ KORUYAN ADALAR VE GANOS KOLUDUR’

"Birkaç yıl önce Silivri'de 5.8 orta büyüklükte bir deprem meydana gelmişti. Bu orta Marmara koluna özgü bir deprem olarak ben yorumladım. Asıl sessizliğini koruyan Adalar ve Ganos koludur.

Adalar kolu 1894, Ganos 1912 yılında yıkıcı depremi üretmiştir. Bunlar periyodik depremler değil. Ama Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun kolları çok fazla deforme oluyor.

Batıya doğru geldikçe kayma hızı çok artıyor. Kayma hızının arttığı çok fazla deformenin olduğu kabuksal ortamda yıkıcı deprem beklersiniz. Biz genç aktif tektonik kuşak içerisindeyiz. Burada kayma hızı yüksek olan fay zonu içerisinde yaşıyorsak yıkıcı depremin çok fazla uzamamasını düşünmek gerekir. Onun için elimizde İl Afet Risk Azaltma Planı’ndan başka silahımız yok. İRAP'ın eylemlerini doğru bir şekilde hayata geçirmemiz lazım."

AFET RİSK PLANI

"Bu içeriğin kağıt üzerinde kalmaması için eylemlerin hayata geçmesi gerekiyor. Valilik bünyesinde izleme ve değerlendirme toplantıları yapılıyor. Sorumlu kurumların, destekleyici kurumların eylem aşamasında hangi aşamada olunduğunu bunun gibi ilk izleme ve değerlendirmeler yapıldı. 5 yıl boyunca 6 ayda bir bu değerlendirmeler yapılacaktır.

Yapılacaktır. Burada tek amaç afet risk planlamasını iyi planlayıp tehlikenin büyüklüğüne rağmen afete dönüşmesine engel olacak şekilde çözüm ürütmektir. Afeti sadece deprem olarak algılamamak lazım. Yangınlar, seller, heyelanlar, kaya düşmeleri var. Bütün bunların hepsi bu rapor içerisinde yer almış ve sorumlu kurumlar tarafından eylem planları içerisinde riski azaltıcı yönde adımlar atmasını beklediğimiz süreçlerdir. Umarım başarıya ulaşır diye ümit ediyorum."

İstanbul’u etkileyecek büyük Marmara depremiyle ilgili araştırma çalışmaları sürerken deprem bilimciler arasında farklı görüş ve tartışmalar yaşanıyor.

Son olarak Bilim Akademisi üyesi Prof. Dr. Naci Görür’ün Marmara depremine yönelik, “2030’a kadar olma olasılığı yüzde 64. Bu yüksek bir sınır. 10 bin bina artık topun ağzında. Her bir binayı 4 kat düşünelim 40 bin kat eder. Her bir kata 2 daire koyuyoruz o zaman 80 bin daire eder. Her daireye 4 kişi koy 320 bin insan. O kadar insanın bu depremde ölme olasılığı anormal fazla demektir. En minimumdan aldık, demek ki bu 300 bini sen artık milyon kabul edeceksin” sözleri yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.

‘ESKİ GÖRÜŞÜ YANSITIYOR’

Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şerif Barış, Milliyet’e yaptığı açıklamada, Prof. Dr. Görür’ün yüzde 64 olarak dile getirdiği oranın, 2004 yılındaki eski görüşü yansıttığını belirterek, yeni çalışmalara ilişkin şu bilgileri verdi:

“Naci Hoca’nın 2030’a kadar yüzde 64 dediği deprem riski 2004 yılında yapılan araştırmanın verileri ve bu araştırmada risk yüzde 64 değil yüzde 62 olarak belirtiliyordu. Ancak 2004’deki veriler 2016’da bir grup bilim insanı tarafından yeniden ele alınırken, yeni veri ve tekniklerle incelemeler yapıldı. 2046’ya kadar 7.3 ve üzeri deprem riski yüzde 48 olarak belirlendi. İstanbul’da büyük depremin hemen olacakmış gibi algı yaratılması bir anlamda çürütülmüş oldu.

‘HAZIRLIKLAR SÜRMELİ’

Marmara Denizi’ndeki tarihsel depremlerin tamamının 7 ve üzeri büyüklükte gerçekleşmediğini de sözlerine ekleyen Prof. Dr. Barış, şu uyarıları sıraladı: “İstanbul’u etkileyecek 7 ve üzeri deprem riski çok yüksek değil ancak bu sözlerden ‘Hazırlık yapmayın, rahat olun’ anlamı çıkmamalı.

Marmara Denizi’nde geçmişte yaşanan depremlerin tamamının 7 ve üzeri büyüklükte olduğunu düşünmüyoruz. 6.7 veya 6.8’lik depremde kaos, kargaşa, yıkım ve ölümlere sebebiyet verir. Her hafta depremi gündeme getirip, risk yüzde 64 demek doğru bir söylem değil. Sürekli İstanbul’a odaklı konuşulması da üzücü.

Güney Marmara’da, Bursa ve Yalova’yı çok ciddi etkileyecek faylar bulunuyor. Toplum korku veren kişi veya bilgileri seviyor olsa da bilim insanlarının doğru bilgileri, doğru zamanda aktarması gerekir. Deprem sismolojinin konusu ve her yer bilimci eşittir deprem uzmanı demek değildir.

Yapılan her açıklama insanların ruh dünyasında etki yaratırken, arsa fiyatlarını düşmesine, sigorta primlerini yükselmesine neden olabiliyor. Siz her gün medya aracılığı ile ‘Yıkıldık yıkılıyoruz’ derseniz yabancı yatırım yapmaz. Bir de serbest alimler var ki, evlere şenlik, sözlerinin bilimsel hiçbir geçerliliği yok.”

22 BİN KM VERİYLE...

“Her mikro ölçekli deprem sonrası sosyal medya üzerinden açıklama yapılması doğru değil” diyen İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Cenk Yaltırak şu bilgileri verdi: “Her küçük depremden sonra, ‘Eyvah büyük deprem mi geliyor’ şeklinde yorum yapılmasını doğru bulmuyorum. Bazı hocalar gündemde kalabilmek için her deprem aktivitesinden sonra paniğe neden olan açıklamalar yapıyor.

Medya üzerinden sürekli yorum yapanların, biraz da oluşan aktiviteler ve fay haritaları ile bilimsel yayın yapmalarını bekliyoruz. İki doktora öğrencimle birlikte 22 bin kilometre veri ile Marmara’yı üç boyutlu haritaladık. Fayların derindeki geometrisini hız modelleriyle normalize ettik.

Karıncaya, buluta, yıldıza bakıp deprem yorumu yapanlar şehir efsanelerini ortaya saçmaktan geri durmuyorlar. Büyük Marmara depremine yönelik öngörüde bulunanlar başında bazı astrologlar, kooperatif yöneticisi, eğitim uzmanı gibi alan dışı uzmanlar başı çekiyor. Bilgi kirliliğine neden olanların kimi bulutlara, kimi karıncalara bakarak yorumda bulunurken, vücudundaki titremeyi deprem habercisi olarak gören bile var.

Bu zırvalıklara son verilmeli. En riskli olanı ve kırılmasını öngördüğümüz fay hattı, Osmangazi Köprüsü’nün olduğu yerden başlayıp, İmralı Adası kuzeyine uzanan 110 km’lik kesim. Marmara Denizi’ndeki yıkıcı depremler 7.1 ile 7.6 büyüklüğü arasında değişkenlik gösteriyor. Yaptığım modellemeye göre İstanbul’da büyüklüğü 7.2 ile 7.6 arasında değişen, şu an enerji biriktiren 4 ayrı fay parçası bulunuyor.”

1999 Gölcük Depremi, İzmit Depremi, Marmara Depremi ya da 17 Ağustos 1999 depremi, 17 Ağustos 1999 sabahı 03:02’de gerçekleşmiş tüm Marmara Bölgesi’nde, Ankara’dan İzmir’e kadar geniş bir alanda hissedilmişti. 2010’da yayımlanan Meclis Araştırması Raporu’na göre depremde 18 bin 373 kişi hayatını kaybetti, 48 bin 901 kişi ise yaralandı.

MARMARA DEPREMİ MİLYONLARCA KİŞİYİ ETKİLEYECEK

Mega kentte kentsel dönüşüm ile eski binalar yıkılıyor daha modern binalar yapılıyor ancak genel tabloya bakıldığı zaman İstanbul olası bir deprem için henüz hazır değil. Hatta modern yapılan binaların güçsüz zeminleri ile yeni binaların dahi yıkılması söz konusu.

Beklenen büyük Marmara depremi ile ilgili uzmanlar tarihsel süreçlerden yola çıkarak Kocaeli depreminden daha büyük olma olasılığı var ve 7.7'ye kadar çıkabileceğini ifade ediyor. Bununla birlikte Kocaeli depremi 7.4 olarak kabul edildiğinde -onun 2.8 katı - neredeyse 3 kat daha büyük bir enerjiye sahip olacağını belirtiyor.Prof. Dr. Şükrü Ersoy, Marmara depremi ile ilgili açıklamalarda bulunarak kritik uyarılar yaptı.

"İSTANBUL'UN DEPREM TARİHÇESİ SABIKALI"

İstanbul'un deprem tarihçesinin sabıkalı olduğunu belirten, Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi Dekanı ve Doğa Bilimleri Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Şükrü Ersoy, deprem giderek yaklaştığını ifade eden sözlerine şöyle devam etti:

"1999 depreminden sonra otuz yıl biçilmişti ve bunun yirmi bir yılı geçti. Teorik olarak çok yaklaştığımızı gösterir. Deprem hemen de olabilir ama çok uzun zamanlara yayılmayabilir çünkü İstanbul'un deprem tarihçesi çok sabıkalı.

İstanbul'da her elli yılda bir, yedi üzerinde deprem oluyor. Marmara denizindeki depremlerin şöyle bir karakteri var bir sene içerisinde 7'den büyük iki deprem art arda olabiliyor. Burası hakikaten deprem açısından tehlikeli bir yer ve yedi üzerinde bir deprem olabilir."

MARMARA DEPREMİ HER GEÇEN GÜN YAKLAŞIYOR

Marmara bölgesindeki depremin öncelikle Marmara bölgesinde her yeri etkileyeceğini belirten Ersoy, bölgede milyonlarca kişinin yaşadığını hatırlatarak şunları söyledi: “En az 28 milyon insanın yaşadığı bir bölge, milyonlarca konut var ve bunların hepsi büyük bir depremde etkilenir ayrıca buna sadece İstanbul olarak bakmamak gerekiyor.

İstanbul'u yoğunluk açısından ele alıyoruz ama tüm Marmara'yı etkiler ve bu deprem Bursa, Edirne, Tekirdağ'ı da etkiler. Hatırlayalım Kocaeli depremi İstanbul'u yıktı ve 120 km ilerideydi ama şimdi beklediğimiz deprem 50 km bile yok"

Ersoy, sekiz, on yıl içerisinde Marmara çevresinde büyük bir deprem olacaktır demek bence önemli bir tespit ve bu süreyi hiç boş geçirmemek gerekiyor diyerek sözlerine şöyle devam etti:"Biz tehlikeyi Marmara denizi içerisinde bekliyoruz fakat İstanbul'un önemli tehlikelerinden bir tanesi de yüksek binalar. Özellikle alüvyon gibi dere yatakları üzerine kurulu yüksek binalar sadece Marmara depreminden değil uzak depremlerden de etkilenebilir

Yani Bursa'daki, Eskişehir'deki veya çok uzaktaki bir deprem İstanbul'daki yüksek binaların eğer zemini çürük ise 2020 yılında İzmir depremi gibi betonarme modern yapıları etkileyebilir ve yıkımlar yaşanabilir.

"MARMARA DEPREMİ KITALAR ARASI SORUNA NEDEN OLABİLİR"

Prof. Dr. Şükrü Ersoy şunları ifade etti "İstanbul depremi, Türkiye'nin sorunu değil bu kıtalar arası bir sorun yaratabilir ve bizim bunu milli güvenlik sorunu gibi ele almamız gerekiyor. İstanbul kıtalar arası önemli bir tedarik köprüsü, bu köprünün zincirini kırarsanız bunu tekrar toparlamak çok zor olabilir. Deprem sadece bir olay ama sonuçlarını düşündüğümüz zaman ürkütücü bir tablo var.

Normal şartlar altında bir yapı mühendislik görmüş ise hasar görür ama yıkılmaz ve insanlar ölmez. 4 milyon konuttan bahsediyoruz ve çok ciddi kısmı yıkılırsa milyonlarca insan sokakta olacak. Bunların barınması, yemesi, güvenliği ve tedavisini yapacaksın.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar