Hakkari'nin Şemdinli ilçesindeki sınır karakoluna yapılan kalleş baskında onbir vatan evladı şehit oldu. Tüm ülke yasa boğuldu. İçimizdeki kin, nefret, infial devam ederken, İstanbul'da askeri servis otobüsü ne yapılan saldırı sonucu üç astsubayımız ile bir asker kızı olan genç kızımızın şehit olması hepimizi kahrettiği gibi, isyan ettirdi. Hepimizin içi patlamaya hazır bir bomba gibi. Sanki biri pimi çekse tüm ülke kandile hucuma geçecek. Son dört ayda şehit sayısı altmış.
Hakkari'de saldırıya uğrayan karakolun resmini gazetelerde gördüm. Resmen baraka. Hertürlü saldırıya açık. Davul zurna ile askere uğurladığımız çocuklarımız, saldırıya açık, güvenliksiz barakalarda PKK hainlerine karşı hududumuzu bekliyorlar. İstanbuldaki (Diğer ülkelerde de aynı) Amerikan Konsolosluğunun korunmasına, binanın inşa şekline bakın, bir de bizim hudutlardaki karakollarımıza bakın. Hemde yıllardır saldırılara maruz kalmalarına rağmen. Ülkelerin kendi insanına verdiği değer öldükten sonra değil, yaşarken önemlidir.
İki yıl önce;Aktütünde, Dağlıcada baskınlarda ölen şehitlerimizin arkasından ne denmişti? Ne kararlar alınmıştı? Güya tüm hudutlarımızdaki karakollarımız yıkılacak, yüksek güvenlikli olarak yeniden yapılacak, açık alanlarda olanlarda daha korunmalı alanlarda inşa edilecekti. Oysa saldırıya uğrayan karakol orta yerde ve güvenliksiz, basit bina. İki yılda burası daha korunur hale getirilemezmiydi ? Bugünün teknolojisinde iki ayda gökdelen dikiliyor.
İki yıl önceki saldırıdan sonra TOKİ; MSB ve Jandarma adına üslendiği 175 karakoldan 144'üne başladı. Başlanılmayanlar Hakkari ve çevresindeki karakollar. Niye başlayamadı biliyormusunuz? Çünkü o karakolların gidilecek yolu yok. Yeni yol açılması lazım.Toplam 700 km. yol yapılması lazım. Şimdi bu ülkeyi yöneten gelmiş, geçmiş tüm hükümetlerin, siyasetcilerin aslan, varol, nurol, kahraman Mehmetçik, kınalı kuzularımız dediği askerlerimizi, vatan evlatlarımızı hudutlarımızdaki karakollara dikerken o karakolların yollarının olmadığı bilinmiyormu? Yalnız siyasilermi suçlu? Askeri kademede suç yokmu? Bu ülkede her siyasi tenkit edilirde, komutan tenkit edilemezmi? Hiç mi ihmalleri, eksiklikleri yok.
Yönetenlerine, siyasetcilerine, paşalarına özel jetler, yatlar, lüx otolar alan bu devletin askerine yol yapacak parasımı yok. Gücümü yok. Teknolojisimi yok?
Milletvekiline on milyar maaş veren, tüm sağlık, ulaşım, telefon, konut masraflarını karşılayan, milli takımın yurt dışı maçlarına uçak dolusu davetli taşıyan, siyasilerini eşiyle, çoluk çocuğu ile ülke ülke gezdiren ülkemin parası askerine yol yapmaya yetmiyormu? Stadlara, futbolculara, kulüplere, sanatçılara, basketcisine, konserlere sponsor olan firmalara söylendi de bir karakolmu yapmadılar.
Bu teroristlerin Kuzey Irak dağlarındaki merkezinde bulunan inlerindeki çetebaşlarına talimat nerden gidiyor? Tabiiki İmralı'dan. Adam K.Irakta dağdayken, Şamdaki evindeyken, Bakea vadisindeyken daha zor şartlarda yaşıyor talimatlar veriyordu. Daha tedirgindi. Çünkü her an Türk Komandolarının baskınına uğrama, süikastta gitme tehlikesi havadan, karadan baskına uğrama, füze saldırısı gibi riskler taşıdığından bir gece rahat uyuyamıyordu. Şimdi Türkiye Cumhuriyeti güvencesinde rahat uyuyor, rüyalar bile görüyor. Haftada bir avukatları ile görüşüyor, görüşme ayaklarında talimat ve mesajlarını yollayabiliyor.
Terorist başının talimatlar verdiği biline biline bu adama neden görüşme izni veriliyor anlamak, kabuletmek mümkün değil. Kızkardeşi, ağbisi bile rahat rahat gidip görüşebiliyor. Benim anlayamadığım bir şey var. Yanılıyorsam biri bana anlatsın. Hukukta avukat savunma için vardır. Yargılanırken tutuklu avukatı ile görüşür, müşterek savunma hazırlarlar. Mahkemeleri hakkında stratejiyi belirlerler. Bunu anladık biliyoruz. Peki yargılanması bitmiş, cezası kesilmiş, yargıtayı her türlü hukuksal olayı tamamlanmış ve cezanın tatbikine geçildikten sonraki safhada hala her hafta avukatları ile neyin görüşmesi yapılır? Anlayabilmiş değilim. Onlara göre işlerine geliyor ve dışarı ile her türlü irtibat kuruluyor.Onların görüşmesinin manaları var. Hukuka göre görüşme neyin hakı ya da gereği. Yoksa bu da Avrupa Birliği özel dayatmasımı? Kanımızı iyice emsin diye bile bile lades mi uygulatıyorlar...........AB birliği şart koşuyorsa, onlar zaten istiyorlarki adam terorizme devam etsin, bizde terörle boğuşan bir ülke olalım, bölünüp parçalanalım Yugoslavya,Çekoslavakya gibi darmadağın olalım.Devletin birinci görevi AB'ğine yaranmak değil,kendisine teslim edilen vatan evlatlarını korumak ve gözetmek.
Avukat görüşmesini derhal kaldırmamız lazım. Bunun insan hakları ile,özgürlüklerin kısıtlanması ile bir alakası yok. Bu sözler yuvarlak, süslü ama altında Türkiye'nin zayıflatılması hain planı yatıyor. Avrupa Birliği parlamenterleri hep Türkiye'ye gelince şahin kesiliyorlar, bize gelince demokrasi havarisi, insan hakları koruyucusu oluyorlar.Başka ülkelere ve kendilerine gelince ya domuzlaşıyorlar ya da ortalarda görünmüyorlar. Bosna'da yoktular, Gazzede hiç olmadılar. Tüm Türk halkı TV'lerde izledi.Gazzeye yardım götüren Türk Marmara gemisine İsrail komandoları baskın yapıp, dokuz Türk vatandaşının ölümü İsrail parlamentosunda görüşülürken bir İsrail milletvekili, İsrail hükümetini baskından dolayı tenkit edip, baskının yanlış olduğunu söyledi diye diğer milletvekillerinin saldırısına uğrayıp tartaklandı ve "Vatan haini" diye ayıplanarak binadan dışarı çıkartıldı. Hem de zorla.Nerde AB? Nerde insan hakları sevdalısı Avrupalı parlamenterler? TBMM'nde bir DTP milletvekili böyle davranışa maruz kalsa başımıza üşüşürler. Zaten bunların bilincinde olan DTP milletvekilleri hepimizi çıldırtan o konuşmaları ve davranışları yaparken nerden cesaret alıyorlar. Bizim hükümetimiz karar alsın.Avrupa Birliğine girmek istemiyoruz diye bu DTP milletvekilleri ortada gözükmez hemen kuzu gibi olurlar. Hep Türkiye teftişte. Bi düşünün bakalım niye?
Türkiye ciddi bir savaşın içinde. Bana göre biz PKK çapulcuları ve satılmışları ile savaşmıyoruz. Dünyaya yeni şekil vermeye çalışan güçlerle savaşıyoruz. Kuzey Irak,Kürtler falan kimsenin umurunda değil. Mesele Türkiye'nin geleceğini ve Ortadoğuyu şekillendirmek. Bu plan üzerinden biz yıpratılıyoruz. Akıl var, mantık var. Bir Amerikan askerinin ölümü üzerine ortalığı karıştıran, ülke işgal eden Amerika, bir İsrail askerinin kaçırılması üzerine Gazzeyi yıllardır abluka altında tutan ve önüne gelen sivili öldüren İsrail haklı görülecekler, sınırlarımızın dışından gelerek kendi sınırlarımız içinde yüzlerce askerimizi, onlarca polisimizi,binlerce sivil halkımızı öldüren, teröristlere sınır geçerek müdahale etmek isteyen Türkiye engellenecek, meclisimizde uzantıları halkı tahrik eden konuşmalar yapacak, isyan çıkartacaklar bunun adı AB standartları değil, resmen keriz yerine konup ekonomik, (PKK terörü için harcanan para) siyasal ve ulusal yönden çökertilmemiz isteniyor. Tüm hükümetler hipnotizma edilmişcesine AB rüyası adı altında uyutuluyor. Türk Milleti,Yüce Türk Ordusunun heybetiyle gürleyerek PKK teröristlerini sıkıştırıp kıstırdığı yerde sürüler halinde yok etmesini bekliyor. Her akşam TV haberlerinde"PKK ile sıcak temas sağlandı,takip devam ediyor, kıskaca alındılar, gecenin karanlığından istifade edip kaçtılar "haberleri bizleri üzüyor. Bir kezde" Kıstırıldılar 50-100 PKK haini öldürüldü" haberini duyalım. Halk artık böyle haberler bekliyor. K.Irak'ın yerle bir edilmesini bekliyor. Benim savaş uçağım var, helikopterim var, tankım var, topum var 800 bin kişilik ordum var hala 26 senedir bu itlerle mücadele ediyoruz. Bıraktık yurdışını, yurt içini halledelim. Hep kıskaca alıyoruz, sonra kaçırıyoruz.
1961 senesinde bu ülkenin Başbakanı ve iki bakanı asıldı. İsnat edilen suç neydi? Anayasayı ihlal. 1960 ihtilali üzerine yazılan tüm kitaplar ve çekilen görüntülerden gördük ki İmralıda mahkum tutulan siyasiler her türlü işkenceye ve pisikolojik baskıya maruz kalmışlar. Mahkumlara verilmesi gereken haklar bile verilmemiş. Kimseyle görüştürülmemişler. İdamlarından önce sanki son dilekleri gibi ülkeye başbakanlık yapmış mahkum ada komutanının odasında ve gözetiminde eşi ve çocuğu ile kısa bir süre görüşebiliyor o anda bile hakaretlere maruz kalıyor. Cinayet işlemediler, ülke satmadılar, vatanı bölmeye çalışmadılar. "Ülkeyi kötü yönettiniz" suçlamasıyla suçlandılar. Asıldılar.
1972 senesinde üç genç idam edildi yani asıldılar.Onlara da isnat edilen suç Anayasayı ihlal idi.Onlarda vatanı satmadılar, ülkeyi bölmeye çalışmadılar, cinayet işlemediler. Ülke yönetiminden memnun değillerdi. Davaları rejimdi. Sistemdi.
Onlarda aileleri ile rahat görüşemediler, her türlü baskıyı yaşadılar ama ğöğüs gerdiler, dik durdular. Herşeyden kısıtlı olmalarına rağmen.
Ne Menderes ve arkadaşları,ne de Deniz Gezmiş ve arkadaşları cezaevinde bir gece rahat uyumadılar. Hiçbir zaman koğuş penceremiz küçük ya da odamız güzel değil demediler.Yemeklerden şikayet etmediler, kitap isteyemediler, çalışma masasına sahip olmadılar, yıkanamadılar. Çünkü böyle taleplerde bulunmaya hakları yoktu, şansları yoktu. Çünkü bu kişiler askeri vurun, polisi vurun, bebekler dahil herkesi öldürün, masum vatandaşların yaşadığı yerleri bombalarla imha edin emrini vermediler. Eğer böyle talimatlar verseydiler Avrupa bunlara sahip çıkar yukarıda saydığım talepler yerine getirilirdi. Bu kişiler asılırken hiç bir Avrupa ülkesi kılını kıpırdatmadı. Yüzlerce askerin katlinin, binlerce sivilin, onlarca bebeğin katlinin emrini veren aşağılık teröristbaşı Avrupa ve Amerikanın isteği üzerine hatta talimatı üzerine asılamadı. Rahat içinde yaşıyor. Penceresini, yemeğini beğenmiyor şikayetci oluyor. Örgütü ile görüşüyor. Avukatları, kardeşleri ile görüşüyor. Talimatlar veriyor, hapşırsa yandaşları iyi bakılmıyor diye olay çıkartıyor, askere, polise taş atıyor, molotofkokteyl atıyor seyrediyoruz.
İşcisine, öğrencisine, stad önlerindeki taraftarlara acımasız kesilen güçler, hain yandaşlarının olaylarında sabırlı davranıyor çikolata dağıtıyoruz.
Yetti......Yetti......Yetti.
İstemiyorum böyle Avrupa Birliğini İsrail gibi,İran gibi kendi ülkesinin menfaati ve onuru için kendi kararlarını özgürce alan ve uygulayan, hiçbir ülkenin ikaz ve kınamasını takmayarak bildiği yolda giden onurlu ve cesur hükümet ve devlet istiyorum.
İsrail parlamentosundaki gibi ülkesini çok seven cesur milletvekilleri istiyorum
Daha ne bekliyor benim devletim. |