Geçen hafta bir iş görüşmesi için Eskişehir'e gitmem gerekti.
Otobüs ile gitmeye karar verdim. En uygun saatte NİLÜFER TURİZM vardı.
Acentalarına gittim.
Bayan bir memur vardı.
Önce bana yer gösterip oturmamı rica etti. Sonra bir şey içip içmeyeceğimi sordu.
Ekranı açtı.
Ve rezervasyonumu yaptı.
Gece servis için aynı ofise gittim.
Servis geldi.
Tertemiz bir araç.
İnanılmaz güleryüzlü bir sürücü ile otogara vasıl olduk.
Otobüs geldi.
Kapıda bizi yine aynı nezaketle görevliler "Hoşgeldiniz" diyerek karşıladılar.
Her koltukta birer TV ekranı ve kulaklık vardı.
Otobüs içinde kullanılan sprey son derece iç açıcı idi.
Servis bir saniye bile durmadan devam etti.
Aklımdan YALOVA SEYAHAT hiç çıkmadı !
***
İş görüşmesi yapacağım yer bir butik hotel idi. Adı :BADÜSSAADE.
Odun Pazarı semtinde.
Eski Osmanlı evlerini aslına uygun olarak restore etmişler.
Restore eden Eskişehir Büyük Şehir Belediyesi.
Özel işletmeciye kiraya vermişler. Tabii belli standartlarda.
Otelin içi harika.
Osmanlı tarzı döşenmiş.
Kadro inanılmaz ilgili ve güleryüzlü.
Teknolojinin neredeyse her olanağından faydalanılmış.
Bana dinlenmem için bir oda açmışlar.
Odaya girdim sıcacık.
Konaklama misafiri az.
Otel yeni ama kaloriferlerin çalışması tuhafıma gitti.
Sordum.
Dört odayı servise hazır bekletiyoruz dediler. İstiyoruz ki; müşterimiz bu soğukta odaya sıcacık girsin.
Hizmet öncesi, ön hazırlığa bakın ?
Eskişehir'de bir adet 5 yıldız otel varmış.
Ankara-Bursa-Sakarya-Afyon-İstanbul burunlarının dibinde. İş için gelenlerin dönememek gibi sorunları yok. Ama konaklama sektörüne önem veriyorlar. Ve diyorlar ki:
" Eskişehir sosyal hayatını konaklama sektörü ile süslememiz lazım." Düşüncedeki ileri görüşe bakın !
Termal, Gökçedere, Çınarcık'daki hotellerimiz aklıma geldi birden bire.
Yalova belediyesinin turizme bakış açısını aradım bulamadım.
***
Lig TV'de maçları izliyoruz.
Eskişehir stadında bando takımı.
Coşkulu ama bir o kadar da saygılı seyirci topluluğu.
Kavga yok, hır yok...
BAzen şeref tribününü gösteriyorlar ekranda...
Bizim takım geliyor gözümün önüne...
Taraftarlarımız geliyor.....
Bizim şeref tribünümüz geliyor....
Şaşırıyorum...
***
Sabah 06:30'da kente indim.
HAva yağmurlu ve soğuk..
Orada askerlik yaptım ama ; şehir benim bildiğim şehir değil. Değişmiş.
Kahvaltı alabileceğim, çay içebileceğim, gazetemi okuyacağım bir adres aradım.
Bir taksi durağı vardı. Sürücüsü hafif kestiriyordu. Kolay değil. Gece nöbetindeydi.
ÇAresiz camını tıklattım.
Hemen uyandı ve camını açtı.
Derdimi anlattım.
O soğukta arabasından indi.
Köşeye kadar benimle yürüdü.
Başladı anlatmaya :" Şurası var. Küçük ama iyi yağ kullanır. Burasıda fena değil ama, ürünleri fabrikasyondur." Diyerek yardımcı oldu..
Bizim duraktaki...
Hemde aynı saatte ki sürücü dostlarımız gözümden hiç kaybolmadılar !
***
Şehir içi yollar pırıl pırıl idi.. Üstelik hava yağmurlu !
Köşelerdeki çöp kutuları bile tertemizdi....
Trafik harika.. Tramvay sanki Avrupa'dayız izlenimini yaratıyordu...
Bozkırda bir anadolu şehri....
Belediyesi ise muhalefette bile olmayan bir partimize ait üstelik.
***
Bir ara yazımda, Kütahya'dan bahsetmiştim.
Askeri var, üniversitesi var, sanayisi var diye.
Eskişehir'de aynı idi. Askeri var, üniversitesi var,sanayisi var.
İkiside bozkır şehrimiz.
Yalova'mıza bakalım:
İstanbul ve Bursa'nın burnunun dibinde..
Termal ve deniz turizmi ile, Ege sahillerimizden daha öncelerden beri var...
Üniversitemiz var...
Az da olsa askerimizde var...
SAnayimiz ? Bence en önemlileri var.
Ama sosyal hayatımız sıfırlanıyor... Yerli-yabancı diye birbirimizi yiyiyoruz.....Üniversiteliyi yıllarda kötüledik....
Sanayimizi yok etmek için elimizden geleni yapıyoruz....
Turizmimizi anlatmama gerek yok.
Gidin Gökçedere'de bir otele..Bir oda görün...Ve ağlayın halimize....
Maçlara gidin.. Manzarayı seyredin....
Biz Atatürk'ün kentiyiz.....
Onlar bozkır şehri....
|